Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Gazeteler yeşil polemik şehveti geride

Gösterilere sınır getiriyor Danimarka. Dünyanın en gelişmiş demokrasilerinden biri olarak. Buna rağmen, o sınır sayısız kez deliniyor, kimsenin taktığı yok. Çünkü, hayat memat meselesi.

Tatile gitmek, işe gitmek, hatta oturmak. Ve hatta Amerikalıların “fast food” dedikleri, ayaküstü bir şeyler atıştırmak karbondioksit gazı salmak demek. Türkçesi, havayı kirletmek demek.

Büyük arabalar yılda 3 bin 670 kilo, küçük arabalar 2 bin kilo, tren 900 kilo karbondioksit gazı bırakıyor havaya. Teknik deyimle, sera gazı salınımı, Türkçe’si havanın ısınması. Sonuç, iklim değişmesi.

Hareket etmeye, üretime, kısaca yaşamaya dönük her türlü eylem havayı ısıtıyor. Isınınca:

Kuralık, sel baskınları, toprağın tuzlanması, temiz su kaynaklarının azalması, fırtınalar, buzulların erimesi, deniz kenarındaki kentlerin yavaş yavaş denizin altına inmesi, yani batması.

Felaketten felaket beğen manzarası. Guatemala’dan Kenya’ya, Haiti’den Bangladeş’e, Peru’dan Türkiye’ye kadar dünyanın tüm bölgeleri yukarda sayılan felaketleri yaşamaya aday.

KOPENHAG ZİRVESİ


Biz kendi derdimize düşmüşken, dünya dört, beş gündür bunları konuşuyor. Bunları konuşmak için Kopenhag’da İklim Zirvesi toplanıyor. Ülkelerin liderleri orada.

Bizim liderler nerede? Bizimkiler özel ziyaretlerde. 16-17 Aralık’ta liderler yeniden bir araya gelecek, bizimkiler belki oraya katılacak. Şu anda bizden yaklaşık altmış kişilik teknik bir ekip zirveyi izliyor. Gelecek hafta Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu gidecek.

Zirve hava ısınmasını önlemek amacıyla toplanıyor. Havanın iki dereceden daha az ısınmasını sağlamak için, karbondioksit salınımını en fazla 14.5 milyar tonda tutmak gerek.

Salınımın yüzde 76’sı gelişmiş ülkelere ait. Salınım rekoru Amerika, Çin ve Hindistan arasında gidip geliyor. Havayı en çok onlar ısıtıyor, kirletiyor. AB ülkeleri yılda kişi başına 10.2 ton sera gazı bırakıyor havaya.

BİZDEKİ KURUL


Türkiye rakamı kişi başına yılda 5.3 ton.

Türkiye iklim değişikliğinden etkilenecek ülkeler arasında yüksek risk gurubunda. Kuraklık, sel baskını, toprağın tuzlanması gibi.

Değişikliği önlemek için nelerin yapılması gerektiğini belirlemek üzere, Türkiye İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulu oluşturuyor.

Kurulun göze çarpan üç uygulaması var. İklim değişikliğinden korunmak üzere, 1) Belçika büyüklüğünde bir alan 2012’ye kadar ağaçlandırılıyor; 2)Ülke çapında demiryoluna, kentlerde raylı sisteme ağırlık, 3)Rüzgar enerjisine öncelik. Ve aynı yönde değişik önlemler.

İklim değişikliği şu anda ülkelerin sorunları arasında ilk sırada. Ülkeyi yönetenlerden sokaktaki sıradan insana kadar, herkesin önceliği bu.

O duyarlığa dünya basını da katılıyor. Son on gündür açın dünya basınını, pek çok gazete ve dergi bazı günlerde yeşil çıkıyor. Çevre korumayı simgeleyen yeşil.

Günlük kişisel ve ülke sorunlarından sıyrılıp, şöyle tepeden bakınca, yüksek risk gurubunda bir ülke olarak, iklim değişikliğini aslında bizim de, ilk sıraya yerleştirmemiz gerekmez mi?

Kim uğraşacak böyle temel bir konuyla. Birbirimizi yemek ve polemik şehvetine kapılmak varken.

Bir ülkenin dört günü

BEYNİMİZ içerden ve dışarıdan Türkiye dünyanın 17. büyük ekonomisi diye yıkanıyor. Son dört günde dünyanın 17. büyük ekonomisinde bakın neler yaşanıyor?

Yedi asker şehit, ayrıca bir genç kız ve bir delikanlı terör eyleminde hayatını kaybediyor. 57 kişi domuz gribinden ölüyor. Trafik kazalarında sekiz kişi, soba zehirlenmesinden üç kişi, tersanede bir kişi ölüyor.

Son felaket Bursa’da, göçük altında 19 maden işçisi canından oluyor.

17. ekonomi, gelişmiş ekonomi demek. Ona göre, alt yapı, ona göre üretim biçimi, ona göre teknoloji, köylerde ve kentlerde ona göre düzen, asıl ona göre insan eğitimi ve kalitesi. Hani nerede?

Karşılıklı siyasal atışmalar, suçlamalar, itişmeler ve daha bilmem neler, son dört günün sosu.

X