Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Gazeteciyi öldürmek kolay, çünkü

DÜN sabah gördüğüm resim, gazetecinin yere yığılmadan önceki son halini gösteriyordu. Allak bullak oldum.

Güney Marmara’da Yaşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Cihan Hayırsevener, cuma günü öldürüldü. Son sözleri “Kimin vurduğunu biliyorum” olmuş.

Aslında vuranları hepimiz biliyoruz.

Gazetecinin sokak ortasında öldürülmesi Türkiye’de bir ilk değil. En son Hırant Dink’i kaybetmiştik yazdıkları yüzünden.

Onu da vuranları biliyoruz. Gazeteciyi vuranlar, kurdukları tezgâh dağılmasın diye halkı uyutmaya devam etmek isteyenlerdir.

Arkalarına sakladıkları sırlarının, gizli ortaklıklarının, ancak karanlıkta götürebildikleri karmaşık işlerinin ortaya çıkmasıyla çırılçıplak kalanlardır.

Düzeni bozulan, yarattıkları tabuların çatırdadığını gören, gerçeklerden korkanlardır.

New York merkezli Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) bu yılki raporunu açıkladı. 2009’da dünyada 69 gazeteci öldürülmüş. Ölen 20 gazetecinin de gazetecilik faaliyetleri nedeniyle öldürülüp öldürülmedikleri araştırılıyor. Eğer yazdıkları yüzünden öldürüldülerse bu sayı daha da yükselecek.

CPJ Başkanı Joel Simon, raporu açıklarken “Bu yıl dünya medyası açısından benzeri olmayan bir felaket yılı yaşandı” diyor “Kurbanların büyük çoğunluğu yerel basının üyeleriydi. Çoğu da yazılı basındandı.”

Cuma günü Hayırsevener’in katledilmesiyle birlikte sayı 70’e çıktı.

CPJ, dünya çapında yerel medya üzerindeki baskıların yoğunlaşmasını, “katillerin cezasız kalacakları konusunda güvenceye sahip olmalarına” bağlıyor.

Neden? Çünkü küçük yerlerde işleri el altından yürütmek daha kolay. Aykırı sesleri susturmanın bedeli yok.

İşte bu yüzden gazeteci ölümlerinin önüne geçilmesi için öncelikle ama öncelikle bu inancın sarsılması, failler derhal bulunup cezalandırılmaları gerekiyor.

* * *  

YETMEZ. Medyaya yönelik düşmanlığın, şiddeti teşvik ettiği de gerçeğin bir başka yüzü.

Türkiye’de yerel medya son yıllarda çok büyük sıkıntı içinde.

İktidar odaklarının, hükümetin, çıkar çevrelerinin baskısı ile yüz yüze.

Anadolu’nun birçok bölgesinden meslektaşlarımla dertleşiyoruz.

Yazdıkları yüzünden, verdikleri haberler nedeniyle yüksek para cezaları, hapis tehditleri ile karşı karşıyalar. Adıyaman’daki Fırat Gerger Gazetesi şimdi aklıma gelen ilk örnek.

Süreli yayın durdurma, süresiz kapatma kararları ile karşı karşıya medya bugün.

Bunun yanı sıra Basın İlan Kurumu aracılığıyla uygulanan maddi yaptırımlar da var.

Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden yolsuzluk haberleri geliyor. “Biz burada bunları baskı yüzünden yayınlayamıyoruz, belki siz ilgilenirsiniz” diye.

Sanki bizim durumumuz onlardan çok farklıymış gibi.  

* * *

GEÇEN hafta medya hem başbakanın hem de genelkurmay başkanının hedefindeydi. Her ikisi de kendilerini onaylamayan yayın çizgisine sahip medyayı ağır sözlerle suçladılar.

 En üst seviyeden verilen bu mesajlar, gazetecilerin çeşitli odakların hedefine girmesini teşvik ediyor.

Gazetecinin kendisini güvende hissetmediği bir yerde basın özgürlüğü mümkün değil. Bu güvenceyi sağlayacak olan ise öncelikle yasalar. Basın özgürlüğünü sınırlayan maddelerin ayıklanması, yüksek para, hapis ve yayınları durdurma,
kapatma cezalarının basın yasası, terörle mücadele yasası ve ceza kanunundan ayıklanması lazım.

Basın özgürlüğü ne kadar geniş olursa, basının kalitesi de o kadar artar.

Gazetecileri Koruma Komitesi’nin raporuna bakıyorum. Öldürülen gazetecilerin hepsi basın özgürlüğünün olmadığı ya da çok kısıtlı olduğu bölgelerinde görev yapanlar.

Doğal değil mi? Çünkü basın özgürlüğünün olmadığı yerde gazeteciyi öldürmek de kolay.

 

 

X