Gündem Haberleri

    Gazeteciler Ermeni konferansı nedeniyle yargılanıyor

    İSTANBUL (A.A)
    07.02.2006 - 12:39 | Son Güncelleme:

    “İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri: Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi Sorunları” konulu konferansı erteleyen mahkemenin kararına ilişkin yazıları nedeniyle haklarında dava açılan gazeteciler Hasan Kaya Cemal, Mehmet İsmet Berkan, Mehmet Murat Kadri Belge, Haluk Şahin ve Erol Katırcıoğlu, ilk duruşmaya çıktı.

    “İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri: Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi Sorunları” konulu konferansı erteleyen mahkemenin kararına ilişkin yazıları nedeniyle gazeteciler Hasan Kaya Cemal, Mehmet İsmet Berkan, Mehmet Murat Kadri Belge, Haluk Şahin ve Erol Katırcıoğlu hakkında açılan davanın ilk duruşması başladı.
      
    Bağcılar 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde saat 12.30'da başlanan duruşmaya, davanın sanıkları olan gazeteciler Hasan Kaya Cemal, Mehmet İsmet Berkan, Mehmet Murat Kadri Belge, Haluk Şahin ve Erol Katırcıoğlu ile avukatları, şikayetçi avukatlar, izleyiciler ve basın mensupları katıldı.

    ARBEDE YAŞANDI

    5 gazetecinin yargılanmaya başladığı duruşmada, hakimin bir müşteki avukatının dışarı çıkartılması talimatını verdiği polislerle avukatlar arasında arbede yaşandı. Bağcılar 2. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Muhterem Bulut, salonun çok kalabalık olması nedeniyle duruşma düzeninin bozulması halinde gerekli önlemleri alacağı konusunda tarafları uyardı.
      
    Hakim Bulut, ardından da duruşmaya katılan şüphelilerin kimlik tespitlerini yaparak, iddianameyi okudu.
      
    Bulut, bu sırada şüpheli avukatlarından Turgut Kazan'ın, “Şikayet nedir? Şikayetçi kimdir” diye konuşmaya başlaması üzerine daha sonra bu konuda söz vereceğini bildirdi.
      
    Kazan ise davaya bir katılma talebi olduğunu, bu konuda karar verilmesi gerektiğini belirterek, “Şikayetçi olarak birileri orada duruyor” dedi.
      
    Duruşmaya müşteki avukatı olarak katılan Hanifi Aktaş ise salondaki yabancı izleyicileri işaret ederek, “Birileri orada duruyor” deyip tepki gösterdi. Müşteki tarafta bulunan yaklaşık 30 kadar avukat da bu tepkiye katıldı.
      
    Bunun üzerine hakim Bulut, “Duruşma düzenini bozanı dışarı çıkartacağımı söyledim. Benim sözüm hiç mi dinlenmiyor? Beni istemediğim tedbirlere zorlamayın” dedi.
      
    Bulut, taraflar arasındaki karşılıklı itirazların sürmesi üzerine ”Ben usulü uyguluyorum” diye konuştu.
      
    Müşteki taraftaki avukatların “Bize hakaret mi etsinler?” sözlerine hakim Bulut, “Burası Meclis oturumu da değil, mahkeme salonu” diye tepki gösterdi.
      
    Hakim Bulut, bazı şeyler söylemek istediğini belirten sanık avukatlarından Bahri Belen'e de söz vermedi.
      
    Belen'in “Size kolaylık sağlayacak” demesi üzerine hakim Muhterem Bulut, “Ben kolaylık istemiyorum” dedi.
      
    Aynı anda müşteki taraftaki avukatların bir şeyler söylemeye çalışması üzerine hakim Bulut, avukatlardan Hanifi Aktaş'ın salondan çıkartılmasını istedi.
      
    Aktaş'ın salondan çıkartılmasını sağlamak üzere içeri giren polisler ile müşteki avukatlar arasında arbede yaşandı.
      
    Bu durumu tutanağa yazdıran hakim Bulut, olayların yatışması ve Hanifi Aktaş'ın dışarı çıkartılması için duruşmaya 5 dakika ara verdi.

    ADLİYE ÖNÜNDE ÖNLEM

    Davanın görüldüğü Bağcılar Adliyesi ve çevresinde geniş güvenlik önlemleri alan polis, adliyenin bulunduğu sokağı araç ve vatandaşların geçişine kapattı.

    Davayı izlemek üzere çok sayıda yerli ve yabancı basın mensubunun geldiği adliyeye, Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu (KPK) Eşbaşkanı Joost Lagendijk, davanın müştekisi Hukukçular Birliği Yönetim Kurulu üyesi avukat Kemal Kerinçsiz ile Uluslararası Pen Yazarlar Derneği'nden çok sayıda üye de giriş yaptı.

    KERİNÇSİZ: ORHAN PAMUK DAVASINA BENZER BİR HADİSE BEKLİYORUZ

    5 gazeteci hakkında açılan davanın şikayetçilerinden olan Hukukçular Birliği üyesi avukat Kemal Kerinçsiz, bu davada Orhan Pamuk davasına benzer bir hadise beklediklerini söyledi. Kerinçsiz, Bağcılar Adliyesi'ne gelişinde basın mensuplarına yaptığı açıklamada, davayı, Hukukçular Birliği'nden 35 avukatla birlikte açtıklarını belirtti.
      
    AB'ye uyum çerçevesinde yasalarda değişiklik yapıldığını, bu değişikliklere yargının haklı olarak direnç gösterdiğini söyleyen Kerinçsiz, ekonomik açıdan direnci Danıştay'ın gösterdiğini, özelleştirme kararlarının Danıştay'dan dönmesinin de bunun açık ispatı olduğunu kaydetti.
      
    Atatürk'ün getirdiği sistemin tasfiyesi tehlikesini gören yargının, bütün baskılara rağmen bu direnci sürdürdüğünü ifade eden Kerinçsiz, siyasi iktidarın da usul ve şekli müdahalelerle bu direnişi kırma yolunda olduğunu öne sürdü. Kerinçsiz, şöyle dedi:
      
    “Bu davalardan bir tanesi budur. Orhan Pamuk davası aynı şekilde usulden bitirilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararlarını tamamen geçersiz kılan, Türk yargısının üzerinde görülen, efendi-köle zihniyetiyle yorumlanan sonuçları itibariyle bu davaların düşürüleceği dile getirilmektedir. Orhan Pamuk davasına benzer bir hadise bekliyoruz. Kendilerine özgü bir usul bularak, davayı düşürme yoluna gideceklerdir. Maalesef siyasi iktidar bu tür davalara şu veya bu şekilde müdahale ederek, şekli ve usul sebepleriyle düşürüyor. Pamuk'ta bunu gördük.”
      
    Kerinçsiz, “Maalesef yürürlükteki hukukun kurallarını uygulayamıyoruz. Ya yorum yoluyla, ya içtihat yoluyla ya da yasaları değiştirerek kendilerine özgü hukuk yaratılıyor” diye konuştu.
      
    EUGENE SCHOULGIN: BU DAVANIN AÇILMASINI ANLAYAMIYORUZ
      
    Uluslararası Yazarlar Birliği'nden (PEN) Eugene Schoulgin ise, ”Tüm süreç aslında inanılmaz. Böyle bir davanın açılmasını anlayamıyoruz. Orhan Pamuk davası da aynı şekilde idi” diye konuştu.

    AB uyum yasaları çerçevesinde küçük detaylarda bazı sorunlar bulunduğunu belirten Schoulgin, Türkiye'nin bu nedenlerle eleştiriler aldığını söyledi.
      
    Schoulgin, bir gazetecinin “Pamuk davasının düşmesinin iyi bir işaret olup olmadığını” sorması üzerine de, “Bunu iyi bir işaret olarak değerlendirebilmek için benzer diğer davalara da bakmak lazım. Eğer diğer davalar da durdurulursa, bu iyi bir işaret olacaktır. Yoksa Orhan Pamuk'un çok meşhur bir yazar olması nedeniyle böyle bir sonucun gerçekleşmesi iyi bir çözüm değil” dedi.

    GAZETECİLERE PROTESTO

    Bu arada, polisin güvenlik kordonu arkasında toplanan bir grup, ”Atama, vatanıma, bayrağıma sövdürtmem”, “Adalete uzanan eller kırılsın”, “Dün Ali Kemal, bugün Hasan Cemal” ve “Brüksel vokalistleri” yazılı pankartlar açtı.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı