Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Gazeteciler biraz aptaldır ama o kadar da değil!

Ayşen GÜR

Cahil, yüzeysel, hafızası yüksük büyüklüğünde, kolaycı...

Gazeteciler hakkında hepsi söylenebilir, söyleniyor da. Çok haksız suçlamalar sayılmaz bunlar.

Ama bizi tamamen enayi yerine koymak da artık biraz fazla oluyor.

Mavi Çarşı faciasından sonra Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk kendilerinin belediye olarak bu binanın yasa ve yönetmeliklerine aykırı özelliklerinden ötürü sorumlu tutulamayacağını iddia etti.

Belediyenin tek yetkisinin lokantaları denetleyip kapatma cezası vermek olduğunu, diğer işyerleri için böyle bir yetkiye sahip olmadıklarını belirtti.

Doğru.

Belediyenin 1985'den sonra uygulanan 3194 sayılı yasa gereğince yasa ve yönetmeliklere uymayan binaları savcılığa başvurarak tahliye etmesi de mümkün değil.

Bu da doğru.

Ama belediyenin ‘‘konut’’ ya da ‘‘konut artı işyeri’’ olarak ruhsat almış, fakat tamamen ‘‘işyeri’’ olarak kullanılan bir binayı saptamak yetkisi yok mu?

Mavi Çarşı işyeriyse, belediye imar yönetmeliğine aykırı bir binaydı. Çünkü bu yönetmeliğe göre işyeri olarak 10 katlı olmadığı halde yangın merdiveni bulundurmak zorundaydı.

Öte yandan Mavi Çarşı konutsa yine yasal bir bina değildi. Gerçi 10 katlı olmadığı için yangın merdiveni bulundurması zorunlu değildi, ama bu sefer de cephesi tümüyle camdan olamazdı; çünkü yine yasal açıdan konutların cepheleri tümüyle camdan olamaz.

Evet bu bina bir tuhaftı. Diğer pek çok bina gibi.

Ama belediyenin bina denetleme yetkisinin olmadığını söylemek de tuhaf.

Çünkü belediye yalnız proje aşamasında imar izni vermekle yetinmiyor, inşaat bittikten sonra bir binayı denetliyor, iskan (kullanım) izni vermeden de o bina su, elektrik ve kanalizasyon hizmetlerine ulaşamıyor.

Bütün bu aşamalarda ve daha sonra zabıta aracılığıyla belediyenin bir binayı denetleme imkanı var. Hukuki mücadele verme imkanı var.

Eğer Belediye Başkanı yaptığı açıklamada suçu üzerinden atma telaşına kapılmayıp şöyle deseydi haklı olurdu:

‘‘Beni niye suçluyorsunuz? İstanbul'da binaların yüzde 60'ı kaçak. Bu felaket tesadüfen benim belediyemin sınırları içinde olmuştur. Ama İstanbul'daki diğer 31 belediyenin sınırları içinde de olabilirdi. Yasa ve yönetmeliklere aykırı bina İstanbul'da bir istisna değil bir kuraldır. Ben tek başıma ne yapabilirim?’’

Böyle deseydi, daha iyi yapmış olurdu. Çünkü sorunun derinliğini bir kere daha farketme imkanı sağlamış olurdu bize.

Ama tamamen ve sadece savunma refleksi içinde hareket etmesi hiç de iyi olmadı.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI