Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Garibim bir nefes alamadı

ULUSLARARASI Kayak Yapan Gazeteciler Kulübü’nün bir hafta sürecek İstanbul-Erzurum buluşmasına, CHP kurultayı nedeniyle dün ara verdim.

Bizi, 08.30 THY İstanbul-Ankara uçağına götüren CIP otobüsünde Cüneyt Arkın ve eşini görünce, “Siz de mi kurultaya” diye laf attım.
Arkın biraz düşündü, sonra diğer yolcuların da merak ettiği şu yanıtı verdi:
“CHP’de 40 yıl önce de Ali Topuz grubu falan vardı. Başkaları da. Şimdi de olan bu; ama garibim Kılıçdaroğlu bir nefes alamadı. Sayın Önder Sav ve Deniz Baykal’da bu ne öfke, bu ne hırs, bu ne kin? Anlamak zor.”
Malkoçoğlu’nun bu çok ilginç tespiti ışığında kurultay salonuna girdik.
KRİZ POLİTİKALARINDA SONA DOĞRU
Salonun her köşesinde tek merak, salondaki delege sayısıydı. 750 ile açılan piyasa kurultay başkanlığının “967” açıklaması ile tepe yaptı.
İtirazlar devam etse de önceki yazımda, “900’ün altında kalınması CHP yönetimi için başarısızlık sayılabilir” dediğim için 967’nin önemi ortada.
Bu sayıyı esas aldığımızda, CHP’de Baykal ve Sav’a atıfla söylenen ‘en etkili güç merkezleri’, yine o iki isim seçmiş olsa da dün bir kez daha tanıyamadıkları ortaya çıkan delegeler tarafından dağıtılmıştır.
Delege, ‘kurultaya katılmama’ kararını, tüzük üzerinden bahane üretme çabalarını samimi bulmamış, asıl niyetin Kılıçdaroğlu’nu devirmek olduğuna inanmış, “Peki, adayınız kim” sorusuna yanıt alamadığı için de dün salona girerek tavrını, açık ve net koymuş, “Yeter” demiştir. Kurultayın toplanması dahi önemliyken sayının 900’ü aşmasının başka izahı yok; o nedenle Sav’ın arkadaşları, “Soroscu Kemal”, “Kurultay hırsızı Kılıçdaroğlu” sloganları atsa da Kılıçdaroğlu’nu aşacak ilke ve kadroyla yola çıkılmadığı sürece kim seçerse seçsin delege aynı tavrı koyacak.
Yarın Kılıçdaroğlu da benzer tutum aldığında aynı sonuçla karşılaşacak.
Delegenin dünkü tutumunu, CHP’de, hatta ülkede, krizlerle iş tutma, krizlere dayanma döneminin sonuna doğru gelindiğinin işareti diye de saymalı. Bu sonucu en çok da kurultaya katılmayarak Baykal tetiklemiştir.
KILIÇDAROĞLU’NUN İLK MESAJLARI
Bu durumu görerek mi yaptı bilmiyorum ama Kılıçdaroğlu, Genel Başkan olarak belki de ilk kez ‘yaşananlara’ sessiz kalmayacağını gösterdi. İsa Gök’ün salondan çıkarılış tarzının kaba olduğu ortada; ancak bu kabalık Kılıçdaroğlu’nun tepkisini görmezden gelmeye neden olamaz. Gök’ün eylemi kurultayı açıp kürsüden inmek üzereyken başladığı için Kılıçdaroğlu, kısa süre beklemede kaldı, sonra harekete geçti. Yeniden konuşmaya başladı; “Ben gücümü halktan alıyorum, ya siz” anlamında ajitasyon gücü yüksek 2-3 cümle ile salonu etrafında kenetledi.
Bu tavır, “Artık yaşananlara seyirci kalmayacağım” diye okunabilir; çünkü kurultay konuşması için kürsüye yeniden çıktığında söze yine oradan girdi.
İlk sözlerinde hedef muhalefetti; “CHP, yiğit ve ahlaklı insanların partisi” şeklindeki sözleri doğrudan adrese teslim nitelikteydi.
Konuşmasının bu bölümünde elinin yumruk pozisyonunda olması bilinçli bir tercih miydi bilmiyorum; ama diğer konulara geçince aynı şeyi yapmadı.
Kendisini “CHP’nin tarihini savunmuyor” diye suçlayan aynı isimlere, CHP icraatlarını sıralayarak mesajlar yollaması da gözden kaçmadı.
“Bu tüzükle CHP’ye demokrasiyi ben getiriyorum” dediğinde ise tek amaç, Baykal/Sav ikilisinin delege ile bağını kesmekti.
Demek isterim ki, dünden sonra CHP’de farklı şeyler görmeye alışalım.
Kılıçdaroğlu, çizgisini başarıya doğru çevirmese de, CHP’de geleceği planlayanlar Baykal ve Sav’ın dışında isimler olacak.
Kılıçdaroğlu’nun başarısı halinde ise “Değişim sancısız olmadı” demekle yetinilecek.
X