Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Gargantua'dan notlar

Rabelais, ‘Gargantua ve Pantugrel’i yazdığında büyük olay olmuştu. Gargantua karakteri ilkesiz, vücut fonksiyonlarını açıkça tartışan, ahlak nosyonlarını yeniden tanımlayan bir şişkoydu. Bugün de Türk Gargantua'sını tanıyacağız.TABİİ ki evden çıkmam. Sokakta yürümek acı veriyor bana. Hem sadece fiziksel bir acı da değil bu. Karşılaştığım insanlardaki geri zekâlılığa bazen tahammül etmekte zorlanıyorum.Onların manevi görüntüsü bana acı veriyor.Onlar ise karşılarında gördükleri gerçek dehaya saygı göstermeyi bilmiyorlar.Hatta aralarında bana koluyla dokunmaya bile cüret edenler olabiliyor.O küçük insanlara gereken dersi vereceğim, ama yasalar nedense eşitlikten yana.Deha ile aptallığın aynı kefeye konulduğu, eşitlikte Israr eden bir hukuk sistemi batmak zorundadır.* * *Neden doğru dürüst bir işe girip de çalışmıyorsun diye sorup duruyorlar.Benim sürekli düşündüğümü, felsefe yaptığımı, önemli şeylere kafa yorduğumu göremiyorlar.Küçük beyinleri, düşünen bir büyük beynin çalışmak, işe gitmek gibi banal bir olayla meşgul edilemeyeceğini anlamıyor, anlayamıyor.Hayretler içinde aval aval bakıyorlar bana.Evde oturmama, sürekli odamda kendimi kilitlememe şaşırıyorlar.Yalnızlığı seçmem yüzde 90 düşünmeme yardımcı olmasındansa, yüzde 10 onları görmeye tahammülüm olmamasından ileri geliyor, bunu da algılamıyorlar.* * *Babamın bir arkadaşı var, doktormuş.Beni uzaktan görmüş, kilo vermezsem yakında öleceğimi söylemiş.Kilo, fiziksel görünümü ile ilgilenen basit insanların sorunudur.Filozof, kilo sorununu tamamen aşmıştır. Vücudundaki yağlar, sarkan göbekler kesinlikle onun değil illa da kendisini görmeye ısrarlı olan toplumun bir sorunudur.Saldırgan görüntü, kitlelerin üzerine yükselmeyi başarmış büyük insanların herkesi kendinden uzakta tutması için güzel bir silahtır.Sinekler nasıl durmadan güzel yiyeceklere konmak isterse, küçük insanlar da sürekli olarak dâhiler tarafından algılanmak, onun tarafından adam yerine konmak, en azından ondan bir tebessüm alarak varlıklarının algılandığının işaretini görmek isterler.Ofensif fiziksel görüntü onları ne kadar iterse, ne kadar korkutursa, o kadar bu yüzden iyidir.Topluma açık yerlerde sürekli olarak ve yüksek sesle gaz çıkarmamı babamın anlamamasına işte bu nedenle şaşıyorum.Babam genetik biliminin olamayacağının en açık göstergesi bence.Bir çocuk dâhiyse, babasının en azından bu dehanın bazı kırıntılarına, nüvesine sahip olacağını düşünürsünüz, değil mi?Ama hayır, o ısrarla rutin, sıradan, ortalama olmaya çalışıyor.Topluma açık mekânlarda gaz çıkarmamın temelinde yatan basit nedeni bile anlayamıyor.Ben bunu basit bir sinek kovma yöntemi olarak görüyorum.Sinekler nasıl ilaç sıkılan yerden kaçarsa, küçük insanlar da gaz çıkarılan mekândan kaçıyorlar.Üstelik benim vücudumu bilenler o vücudun nasıl da bir gaz bileşimi yaratabileceğini umarım tahmin edebiliyorlardır.Bazen ben bile alışık olduğum halde bayılacak gibi oluyorum kokudan.Mecburen dışarıya çıktığımda sürekli gaz çıkararak önümde insanlardan tamamen temizlenmiş bir patika açılıyor ve rahat ediyorum.* * *Eve para getirmek ve bana yemek hazırlamakla görevli olan, bunlar dışında başka işe yarar bir işlevi olmayan babam, bazen konuşuyor.Ben de düşünmeme mecburen ara vererek onu duymak zorunda kalıyorum.Bir gün dedi ki ‘‘Madem sen bu kadar mükemmelsin, o halde neden bütün insanlar sana karşı tavır almış durumdalar?..’’Bunu sorabildi bana.Küçük beyinler nasıl işliyor çok merak ediyorum, babamı incelersem bunu yakında keşfedeceğime eminim.Ona Jonathan Swift'in ‘‘Thoughts on Various Subjects, Moral and Diverting’’ adlı kitabından yapmış olduğum bir alıntıyla karşılık verdim:‘‘When a true genius appears in the world, you may know him by this sign, that the dunces are all in confederacy against him.’’Ve dönüp odama girdim. Kapıyı kilitledim.Tabii biraz sonra kapıda mahcup bir tıklama oldu. İçeriye girmek ve düşünme sürecimi bölme cüreti için izin istiyordu.Bu seferlik izni verdim.‘‘Ne demiştin, tercüme eder misin’’ diye yalvardı.Ben de söyledim:‘‘Eğer ahmakların tümü bir kişiye karşı birleşip konfederasyon kurmuş iseler, buna bakarak o zaman dünyaya gerçek bir dehanın gelmiş bulunduğunu anlayabilirsin.’’Tercümeyi duyunca hemen odadan çıktı ve ben ahmakların olmadığı bir dünyaya ulaşmak için neler yapılabileceği üzerine düşüncelerime geri döndüm.Babamın odadan hızla çıkmasının bir nedeni de, tercümeyi yaparken temeldeki fikrin bende yarattığı aşırı heyecana dayanamayıp muhteşem bir gaz çıkarmış olmam da olabilir tabii ki.* * *Bu yazının tek amacı, Rabelais'in Gargantua'sını ve daha da önemlisi John Kennedy Toole'un New Orleans'ta geçen muhteşem kitabı ‘‘A CONFEDERACY OF DUNCES’’ adlı kitabı saygıyla anmaktır.Başka bir amacı yoktur.Gerçi bu köşenin yazarı, Gargantua'nın ahmaklarla ilgili olarak söylediği her şeye katılmakla birlikte, topluma açık mekânlarda gaz çıkarmaktan utandığı için onun gibi büyük bir insan olabilmeyi hâlâ daha başaramamıştır.
X