Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Gap kadını da değiştirdi

    Şehriban OĞHAN
    02 Ekim 1997 - 00:00Son Güncelleme : 02 Ekim 1997 - 00:01

    Kadın, Güneydoğu'da kimlik değiştiriyor. Evde yemek pişirmek, çocuk bakmak ve tarlada çalışmanın yanısıra erkeğini başka hemcinsleriyle paylaşmak zorunda kalan Güneydoğu kadını artık kendi ayakları üzerinde durmak, karar mekanizmasında yerini almak istiyor. Kızlarının kendi kaderlerini paylaşmamaları için çareler arıyor. Onları okuyabildikleri yere kadar okutma taraftarı anneler, damat olarak da okumuş, meslek sahibi erkekleri seçiyor; aşiret evliliklerine de pek sıcak bakmıyor. Güneydoğu'daki feodal yapıdan bugüne dek fazlasıyla payını alan kadın, artık bilinçli, okumuş, söz hakkı olan kadın kimliğine doğru dönüşüm süreci yaşıyor.

    Başbakanlık GAP Bölge İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan araştırma, Adıyaman, Diyarbakır, Gaziantep, Mardin, Siirt, Şanlıurfa, Batman, Şırnak ve Kilis'i kapsayan GAP Bölgesi kadınının dönüşüm sürecini gözler önüne seriyor. GAP İdaresi'nin ‘‘21. Yüzyılda Kadın ve GAP’’ çalışması ‘‘Güneydoğu'da kadının artık adı var’’ tezini ortaya atıyor. Tüm bu gelişmelerde, kadınları sorunlarını tanımlamaya teşvik etmek, çözüm aramalarında yönlendirmek, özgüven duygusunu geliştirmek, toplumsal ve ekonomik yaşamın aktif bir üyesi haline getirmek gibi amaçlarla kurulan Çok Amaçlı Toplum Merkezleri'nin (ÇATOM) etkisinin de altını çiziyor.

    DİE'nin 1997 yılı verilerine göre GAP kadınlarının yüzde 66.17'si ilk, 17.86'sı orta, 10.25'i lise, 0.90'ı da yüksekokul mezunu. Bugüne kadar, evlenip başka bir aileye giden kız çocuklarının ‘‘kayıp aile üyesi’’ olarak görüldüğü, bu yüzden de okutulmalarının bir getirisi olmadığına inanıldığı yörede, bu veriler önemli bir gelişmeye işaret ediyor. Kır kadınının yüzde 80'i kız çocuğunun, yüzde 96'sı ise erkek çocuğunun ‘‘okuyabildiği yere kadar okumasını’’ istiyor. Kent kadınında ise bu oran, kız çocuk için yüzde 85.8, erkek çocuk için ise yüzde 97.8 olarak değişiyor.

    Okuyan kadın artık yönetimde de söz sahibi olmak istiyor. Evde anne, tarlada işçi olmanın yanısıra ‘‘ağa’’lığa da talip olduğunu açık açık belirtmekten çekinmiyor. Araştırmaya göre kentli kadınların büyük çoğunluğu (yüzde 78.6), kırda yaşayan kadınların da yaklaşık yarısı (yüzde 47.5) bir kadının ‘‘muhtar’’ olarak mahalleyi yönetebileceğine inanıyor. Erkeğin hanede otoriteyi tek başına elinde tuttuğunu söylemek de pek mümkün değil artık. Aileyi ilgilendiren çeşitli konularda, koca, çoğu kez karısına danışıyor. Dokuz yıldır Urfa'da yaşayan, aslen Amasyalı Nezihe Kendirci'nin gözlemlerine göre ise evde ipler aslında kadının elinde, ama bunu dışarıya yansıtmıyor.

    Akraba ve çok evliliğin yanısıra çok çocuğu da sembolleri arasına katan Güneydoğu'da, artık semboller de renk değiştiriyor. Toprak bütünlüğünü korumak, başlık parasını azaltmak gibi nedenlerle genellikle amcasının oğluyla evlenen (yarıya yakını böyle) kadınların yüzde 37.5'u kızlarına okumuş, meslek sahibi damatlar arıyor. Aşiret ve akraba evliliklerine ise fazla sıcak bakmıyor. Kızın amca oğluyla evlenmesinin adeta kural olduğu yörede bu durum, bölgede akrabalık ve aşiret ilişkileri çerçevesinde örgütlenen sosyal ilişkilerin giderek farklılaşmakta olduğunun bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Öte yandan bölgede kırsal alanda kadınların yüzde 52.4'ünün, kentte ise yüzde 36.3'ünün eşiyle akrabalık bağı bulunuyor.

    AİLE PLANLAMASI

    Öte yandan, özellikle Şanlıurfa, Diyarbakır ve Mardin illerinin kırsal alanında çok kadınla evlilik hala varlığını sürdürüyor. Ancak fazla yaygın değil. Kırsal alanda kocası birden fazla evlilik yapan kadınların oranı yüzde 7.7 iken, kentte bu oran yüzde 3.4'e düşüyor.

    Yoksul toplumlarda gururun, umudun, değişimin ve gücün kaynağı olarak kabul edilen çocuğun çokluğu, Güneydoğu'da ‘‘Ailelerin güçlü olmak istemesi, büyüklerin erkek çocuk beklentisi ve kan davasının yer yer sürüyor olması’’ gerekçelerinde kendini buluyor. Ailelerin sahip olduğu çocuk sayısı kırsal alanda ortalama 5, kentte 3.5 olarak tespit edilirken sağlık yetkilileri aile planlamasında kadınların daha duyarlı olduğuna dikkat çekiyor. Doğurganlıkta ilk sıralarda yer alan Şanlıurfa'nın İl Sağlık Müdürü Abdülaziz Akın, erkeklerin bu konudaki duyarsızlığını, sağlık merkezlerinde daha çok kadınlar çalıştığı için, ‘‘utanmalarına’’ bağlıyor.

    Çocuk doğurmadıkları zaman kocalarının bir başka kadınla evleneceği korkusu -yöredeki töreye göre kadın hamileyken erkek onun üstüne kuma alamıyor- doğum kontrol yöntemlerini uygulama konusundaki tutumları etkilese bile, kırsal alandaki kadınların dörtte biri, kentli kadınların yarısından çoğu doğum kontrol yöntemi kullanıyor. Kadınların yüzde 4'ü ise kendini kısırlaştırıyor.

    DAYAK var AMA...

    Dünyada her 18 saniyede bir kadın şiddete maruz kalıyor. Bu istatistiklerden Güneydoğu kadını da payını alıyor. GAP kadınlarından kırsal alanda yaşayanların yarısından çoğu, kentte yaşayanların da yaklaşık yarısı şiddetle karşı karşıya. Ama artık kadınlar, çocuklarını besleyecek kadar paraları olması halinde kocasından ayrılmayı göze alıyor. Bu yüzden devletten istekleri arasında ‘‘Kocasından ayrılmak isteyen kadınlara güvence sağlanması, sığınma evlerinin açılması, dul kadınları koruyucu yasaların çıkartılması’’ talepleri yer alıyor.

    Sonuç olarak; kadınların kırsal alanda yüzde 75'i, kentlerde ise yüzde 67'si durumundan hoşnut değil.

    Kırsal alanda yaşayanlar yaşamlarında arzuladıkları değişikliklerden ilk üçünü ekonomik değişiklikler (yüzde 49), statü-saygı (yüzde 19), sağlık, aile güvencesi ve huzur (yüzde 11) şeklinde sıralarken, kentli kadınlar gelir artışı (yüzde 63) ile bilgi ve eğitim artışı (yüzde 21) istiyor.

    Güneydoğu kadını artık susmuyor. Taleplerini yüksek sesle dile getiriyor. 21. yüzyıla kendi ayakları üzerinde durarak girmek istiyor.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı