Spor Haberleri

« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Galip ama mutsuz

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME
‘Dünyanın sayılı hocalarından biri olarak anılan ben, Türkiye’de ‘Cahil, deli, akılsız, kültürsüz’ diye eleştiriliyorum. Bu ortamda nasıl mutlu olabilir ki insan. Bana bu ülkede şampiyonluk sevincini bile yaşatmadılar.’BEŞİKTAŞ maçından hemen sonra Fenerbahçe Teknik Direktörü Christoph Daum, soyunma odasından çıktı ve basın toplantısı için medyanın karşısına geçti. Önce karşılaşma hakkındaki görüşlerini sıraladı. Kısa açıklama sonrası herkes toplantının bittiğini düşünürken, Daum konuşmaya devam etti. Kızgındı, öfkeliydi. Öfkesi sesine yansıyordu. Yardımcısı Murat Kuş, Alman hocanın sözlerini Türkçe’ye çevirirken, yumuşatıyor, daha özenli kelimeler seçiyordu. Ama Daum kızgındı. ‘Aptalca sorular’dan söz ediyor, ‘Artık böyle sorularla muhatap olmaktan bıktığını’ dile getiriyordu. Daum bir büyük maçı kazanıyor ama bunun sevincini bile yaşayamıyordu. Aslında Daum’u en çok zorda bırakan olaylar geçen yıl Hooijdonk’la yaşadığı problemin kamuoyunda hep aleyhinde yankı bulmasıydı. Bu yıl da Anelka ve Alex’le sorunu olduğu izlenimi yayılması onu çok sinirlendirmiş ve yıldız oyunculara yönelik haberler ve eleştirilerden aşırı alınır olmuştu.Neler oluyordu? Türkiye yabancı teknik direktörler için bir ‘cennet’ değil miydi? Bol bol para kazanıyorlardı... Ama Daum mutlu değildi? Niye? Teknik direktörlerin ceplerini dolarlarla, Euro’larla dolduran Türkiye, bunun karşılığında onları linç mi ediyordu?* * * Bu sorunun yanıtını Daum, ‘Evet’ diyerek veriyordu yakınlarına. Linç edildiği izlenimi ediniyordu. Ve sonra sıralıyordu düşüncelerini;‘Türkiye yabancı teknik adamlar için bir cennet gerçekten. Harikulade bir ülke. Mali açıdan pekçok teknik adam için bir cennet de olabilir. Ama benim için değil. Çünkü ben ve ekibim Avusturya’da daha çok para kazanıyorduk. Fenerbahçe’yi tercih ettik, çünkü paradan da önemli olan; hedefleri büyük büyük bir kulüple çalışmak istedik. Ama bana bu ülkede şampiyonluk sevincini bile yaşatmadılar. Şampiyon olduk, ‘Daum gitsin’ dediler. Niye gitsin Daum? Ne yaptı da gidiyor? Ben geldiğimde Fenerbahçe ligi kaçıncı sırada bitirmişti, hatırlayan var mı? Şimdi nerede Fenerbahçe... Bunu görmüyorlar mı?’Peki ya mutluluk.. Yaptığı işten keyif alıyor muydu Daum?‘Nasıl mutlu olayım ki.. İki üniversite bitirmiş, birkaç yabancı dil bilen, 33 yılını futbola adamış Alman Ligi’nin en genç teknik adamı olmuş, dünyanın sayılı hocalarından biri olarak anılan ben, Türkiye’de ‘Cahil, deli, akılsız, kültürsüz’ diye eleştiriliyorum. Ne aptallığım, ne de deliliğim kaldı. ‘Parası olabilir ama kültürsüz’ diyorlar benim için. Bunu bana söylüyorlar. Yani Almanya’da bin kişiye konferans veren Daum’a... Bu ortamda nasıl mutlu olabilir ki insan.... Nasıl galibiyetlerin keyfini çıkarır ki.’* * * Gazete okumayı da, okunanları dinlemeyi de istemiyordu. Ama eleştiriler mutlaka bir yerden kulağına geliyordu. Haftada bir ya da iki kez golf oynamaya gidiyordu. Kimi zaman oradaki arkadaşları aktarıyordu eleştirileri. Ve onlar da soruyorlardı, ‘Senin hiç mi hatan yok?’ diye. ‘Elbette hatam var. Mesela geçen yıl oynadığımız Zaragoza maçı. Zaragoza’yı eleyecek güçteydik. Bunu bugün bile söylüyorum. Ben basın mensuplarının yaptığı işe saygı duyuyorum. Beni eleştirsinler, ‘Taktikleri hatalı’ desinler, ‘Antrenmanları yetersiz’ desinler, ‘Hatalı transfer yaptı’ diye yazsınlar. Hatamı söylesinler ki, ben de anlayayım, ders alayım. Ama bunu yapmıyorlar. Kişiliğime saldırıyorlar.’Christoph Daum, tüm bu sıkıntılarını yakınlarına anlatıyordu. Hatta bir örnek de veriyordu:‘Almanya’dan beni gazeteciler ve dostlarım arıyor. ‘Senin şahsi bir kavgan mı oldu ki, bu kadar ağır eleştiriliyorsun’ diyorlar. Onlara, ‘Hayır’ diyorum. Siz buradaki resmi farklı algılıyorsunuz. Tercüme hatası var, diyorum. Ama bazen kendimi tutamayacağımı hissediyorum. Yardımcım Murat Kuş’a da söyledim. ‘Her şeyi bire bir tercüme etme. Sinirleniyorum, ne olur dikkat et Murat.’ Galip geldiğimiz maçlardan sonra bile galibiyet keyfini süremiyorum. Bana, ‘Niye suratın asık?’ diyorlar. O gerginlikle nasıl rahat olayım.’* * * Dedikodudan çıkıp gazete sayfalarına yansıyan fısıltılar da rahatsız ediyordu Christoph Daum’u:‘Fenerbahçe’den kovulmak istiyormuşum, böylece yüklü bir tazminat alacakmışım. Böyle bir şey olabilir mi? İki kulüpten kovulsan, artık üçüncü kulüp sana iş teklif etmez. Ben profesyonel bir insanım. Takımımın galibiyetinden para kazanıyorum. Dolayısıyla biz herkesten daha çok kazanmak istiyoruz. En hasta taraftardan daha çok başarı istiyoruz. Düşünün, Milan maçını 87 dakika iyi oynadık. Son 3 dakikada kaybettik. Bütün hata bana yüklendi. Ben çıkın oynayın dedim, futbolcular çıktı 87 dakika iyi oynadı. Son 3 dakikada da ben kaybedin mi dedim? Böyle şey olur mu?Peki hiç mi güzel şeyler yaşanmıyordu. Bu soruya da açık yüreklilikle yanıt veriyordu Alman teknik direktör:‘İnsanları yönlendiren, acımasız eleştiriler beni üzüyor. Tribündeki insanların, sokaktaki insanların davranışları ise beni etkiliyor. Fenerlisi, Galatasaraylısı, Beşiktaşlısı soruyor, ‘Senden ne istiyorlar?’ diye. Allah’tan Başkan ve yönetim arkamızda. Onların varlığını hissediyoruz. Birlikte bir hedef belirledik. İnanarak ilerliyoruz. Beni mutlu eden bu.’* * * ‘Kaptanın kurdu dalgalı denizde belli olur’ diye bir söz vardır. Daum 3 yıldır Türkiye’nin en dalgalı denizinde, yani Fenerbahçe’de. Ve hala boğulmadı. Fenerbahçe ve Daum hala zirvede. Böyle bir teknik adama başarısız demek biraz haksızlık oluyor gibi geliyor bize..Siz ne dersiniz?
Bunları da Beğenebilirsiniz