Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Galiba maksat üçüncü yazıda hâsıl oldu

MADEM bir önceki yazımda “Maksat üzüm yemek, bağcıyı dövmek değil” dedim, Tepebaşı’na yapılması düşünülen Suna Kıraç Sanat Merkezi ile ilgili bu saatten sonra ne yapılabilir anlatmam farz oldu.

Bir kere en başta şunu söyleyeyim: 5 yıldır yılan hikâyesine dönen Frank Gehry imzalı projenin önündeki tek engel TRT değil.

Arazinin %20’sine sahip olan TRT’nin tavrı bu sorunda aysbergin görünen yüzü, bir de görünmeyen yüzü var ki onu birazdan anlatacağım.

* * *


TRT ile Suna-İnan Kıraç Vakfı arasındaki sorun nasıl çözülebilir?


Her ne kadar geçen hafta TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin’le bir polemik yaşamış olsam da ne onu ne de kurumunu ‘günah keçisi’ ilan ediyor değilim, benim eleştirim TRT’nin bu konuda sergilediği tavır ve sonrasında gelişen üslupla ilgiliydi.


Zarfa takılıp mazrufu kaybetmek istemem.


İbrahim Şahin diyor ki:


1- TRT binasının bulunduğu alanın İnan Kıraç tarafından İstanbul’a yakışır bir sanat merkezine dönüşmesini ben de çok istiyorum.


2- Başbakan’ın göreve geldiğimde ilk halletmemi istediği iş bu.


3- TRT KİT mevzuatına bağlı özerk bir kurum, yani arsayı bedava veremem.


4- Ya vakıf bedelini ödeyip burayı bizden satın alır ya da biz yeni bir stüdyo karşılığı buradaki hakkımızı İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne devrederiz.


* * *


Yazımın çıktığı gün bu projeyi başından bu yana destekleyen Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay da aradı.


Meğer o da Başbakan’la bu konuyu konuşmuş ve Erdoğan’dan Şahin gibi “Bu proje İstanbul için çok önemli, bir an önce halledelim” mesajı almış.


Nasıl ama başbakan Erdoğan “Halledin” diyor, Şahin ‘çok istiyor’, Günay geçmişte tarafları bir araya getiriyor fakat bunca çabaya rağmen bu iş bir türlü olmuyor...


Peki neden?


Hikâyenin bu kısmını da İnan Kıraç’tan dinleyelim.


* * *


İnan Bey’le nihayet telefonda tanıştık.


Ses tonundan ‘yorgun’ ama hâlâ ‘umutlu’ olduğunu anladım.


“Sizin yazılar benim için epeydir küllenmiş bu projeyi yeniden alevlendirdi” dedi. Ve başladı tane tane anlatmaya.


“Suna ile birlikte tek derdimiz İstanbul’a yakışır modern bir eseri topluma kazandırmak. Bakın Cumhuriyet’ten 21. yüzyıla taşıyacağımız çağdaş bir eser hâlâ yok. Gehry’nin tasarladığı bu anıtsal eser bir yandan o bölgeyi dönüştürecek, diğer yandan 21. yüzyılda Ayasofya ve Süleymaniye ile konuşacak.

2005 yılında beni bu proje için dünyaca ünlü mimar Frank Gehry’ye yönlendiren bizzat İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Kadir Bey’dir. Tayyip Bey bu projeye ilk andan itibaren destek oldu. Hatta nezaket gösterdi kendisini Frank Gehry ile ziyaret ettik, avam projesine kadar tüm detaylarla ilgilendi.

Dünyada bu tip sanat projeleri için her türlü kamu desteği verilir fakat buna rağmen biz gereksiz tartışmalardan kaçınmak için TRT’nin beşte birlik hissesi için o gün belirlenen 13 milyon TL’yi vermeye hazır olduğumuzu söyledik. Fakat 2007’den bu yana tarafların iyi niyetine rağmen bir türlü ilerleme kaydedemedik. Tabii aradan zaman geçince TRT haklı olarak yeniden değerleme yaptırdı ve fiyat yukarı çıktı. Kimseyi suçluyor değilim ancak böylesine büyük bir proje tüm taraflar sahip çıkarsa ilerleyebilir.

TRT’ye yeni yapılan değerlemeler üzerinden makul bir ödeme yapmaya hazırım. Fakat mesele onunla bitmiyor.

SORULAR VE SORUNLAR

1- Satıştan hemen sonra binanın boşaltılması gerekiyor ki yıkım işlemleri başlasın, iyi ama TRT’nin nereye taşınacağı belirsiz.


2- Esas büyük hisse Büyükşehir Belediyesi’ne ait. Kadir Bey hemen ihaleye çıkabileceğini söyledi, bu işi koordineli yürütmemiz şart.


3- Orada bulunan otoparkı işletenler mahkeme kararıyla çıkmam diyor.
Onlar çıkmadan yıkım nasıl başlayacak?


4- Sadece yıkım için çıkan fizibilite 19 milyon dolar. Çıkan o molozların nereye atılacağı çok önemli, hem maliyet hem de zaman açısından.


5- Yıkım için günde 3 saat sınırlaması varmış. Böyle bir sınırlama olursa yıkım yıllar alır. Buna benzer yüzlerce teknik detay var...

 

HAYATTAYKEN BİTİRMEK İSTİYORUZ

 

Bİz Frank Gehry’yi ikna ettiğimizde 75 yaşındaydı. Şubatta 81 olacak. Ben ve Suna hayattayken bu projeyi bitirmek istiyoruz, ama bu ancak yetkililer ve kamuoyu bu projeye her aşamasında sahip çıkarsa mümkün. Suna ve İnan Kıraç Vakfı olarak biz tüm zorluklarına rağmen TRT ve Büyükşehir Belediyemizle bu projeyi başlatmaya hazırız. Aslında ilk yola çıkarken hedefimiz bu projeyi 2010 İstanbul Kültür Başkenti’ne yetiştirmekti. Bunu yapamadık hiç değilse 2010’da temel için ilk kazmayı vurmuş olalım.” 

X