Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Galatasaray Diye Bir Topluluk

Tuğrul ŞAVKAY

BUGÜN sıradışı bir yazı yazacağım. Galatasaray’ı anlatacağım. Daha doğrusu, 550 yıllık bir topluluğu birkaç paragrafa sığdırmaya çalışacağım. O da ne kadar yapılabilirse...

Yazıya oturduğum anda Galatasaray Spor Kulübü’nün futbol takımı, Avrupa’da 2000’li yılların ilk UEFA kupasını kazanalı daha bir saat bile olmadı. Sanırım bu coşku, yazıyı okuduğunuz günde de sürüyor olacak. Galatasaray Spor Kulübü’nün futbol takımı uluslararası çapta bir başarıya imza attı. Hepimizin göğsünü kabarttı. Söze onlara teşekkür ederek başlayalım.

Sevgili okuyucular, bu sadece bir sportif başarı olarak bile çok büyük. Galatasaray tarihine altın harflerle yazılacak bir olay. Bir adım daha atarak söyleyelim: Bu başarı, Türk spor tarihine de aynı altın harflerle kazınacak kadar önemli.

Eğer işin tamamı bundan ibaret olsaydı, bugün bu yazıyı asla kağıda dökmeye çalışmazdım. Çünkü bu spor yazarlarının, belki de onlar içinde bir gruptan ibaret olan futbol yazarlarının işidir diye düşünürdüm. Haddimi de aşmazdım.

Lise’deki Çekirdek

Ancak... Kamuoyunun bilmesini istediğim gerçek bundan çok daha derinlerde yatıyor.

En önemlisi, Galatasaray topluluğunun bir futbol takımından, giderek bir spor kulübünden çok daha fazla bir anlamı olması.

Bilmeyenlere hatırlatayım, Galatasaray Spor Kulübü 1905 yılında Galatasaray Lisesi’nin bir sınıfında, Ali Sami Yen ve okul arkadaşları tarafından kurulmuştu. Bu çekirdek, yıllar sonra evrilerek bir futbol takımına ve ondan da öteye gidip bir spor kulübüne dönüştü.

Aradan yüz yıla yakın bir zaman geçmiş olmasına rağmen, bu çekirdek sulanarak, bakılarak, sevgiyle ve özenle büyütülerek bir fidan haline geldi ve her yıl yüzlerce çiçek açtı. Bazen çekici, parlak ve gözalıcı çiçekler oldu bunlar, bazen de o kadar cazip görünmediler göze. Ama hepsi, daima çekirdekteki o sağlam yapının getirdiği güzelliği sergilediler. Çünkü arkalarında beş yüz yılı aşkın bir geçmişi olan bir Galatasaray Lisesi geleneği bulunuyordu.

Bu gelenek yüzyıllar boyunca hep kardeşlik, eşitlik, sevgi, dayanışma, saygı gibi değerlerle beslendi. Bize okulumuzda öğretilenlerin esası buydu. Yoksa öğrenim açısından bizi geçen okullar hep olmuştu. Eminim ileride de olacak. Ama pek az eğitim kurumu, öğrenimin ötesine geçerek öğrencilerine bu duyguları aşılayabilmiştir. Bir Galatasaraylının bir başka Galatasaraylıya duyduğu yakınlığın altında bu ortak değerler mevcut.

Sevgi, Dostluk ve Kardeşlik

Galatasaray bugün artık bir liseden ibaret değil. İlkokulundan üniversitesine kadar büyük bir eğitim camiası. Ayrıca vakfı, dernekleri, spor kulübü ile de bu camia daha büyük bir topluluk oluşturuyor.

Adı ne olursa olsun, içinde Galatasaray sözcüğü bulunan her kuruluşun ortak yanı, giderek altı yüz yıla merdiven dayayan bu büyük topluluğun geçmişinden gelen sevgi, dostluk ve kardeşlik duygularını paylaşması.

Galatasarayı Galatasaray yapan değerler bunlardan da ibaret değil. Camiaya vefa, bağlılık, karşılıksız özveri gibi değerleri de var Galatasarayın. Eğer böyle olmasaydı İstanbul Hukuk Fakültesi’ni çok değerli bir profesörü iken bir ağabeyimiz, 'sana okulun ihtiyacı var' dendiğinde bir an bile tereddüt etmeden gelip Galatasaray Lisesi’ne müdür olur muydu? Bunu tekil bir örnek sanmayın. Benim dönemimin son müdürü, kendi isteğiyle, Yüksek Öğretim Genel Müdürlüğü’nden ayrılıp bize gelmişti. Çünkü o bir Galatasaraylıydı! 'Tevfik Fikret’in koltuğuna oturmak benim için en büyük şereftir' dediğini hatırlarım. Sevgili okul doktorumuz Ali Tanrıyar, bütün gün bir hastanede başhekimlik yaptıktan sonra haftanın neredeyse her gecesini sadece okula olan bitmeyen borcunu ödemek için Galatasaray Lisesi’nde geçirirdi.

Galatasaray için daha böyle sayısız örnek sayabilirim.

Galatasaray Spor Kulübü

Güzel olan bu vefa, camiaya bağlılık, sevgi halesinin Galatasaray Spor Kulübü’nde de aynen görülmesi. Doğrusu ve olması gereken de buydu, olan da o!

Sevgili Fatih Terim ve neredeyse bütün teknik ekip hep bizim topluluğumuzun insanları. Elbette profesyoneller, elbette bu işten geçimlerini sağlıyorlar. Ama hepsinin yüreğinde sımsıcak bir Galatasaryılılık ateşi olduğunu görmemek için insanın kör olması lazım. Oyuncularımız da öyle. Yoksa siz bana sekiz ay para almadan profesyonel futbol yaşamını sürdüren bir başka sporcular topluluğu gösterebilir misiniz? Davranışlarıyla sadece teknik anlamda iyi birer futbolcu değil, aynı zamanda örnek birer sporcu olma çabalarını görmüyor musunuz?

Galatasarayı UEFA kupasını aldığı için akışlıyorum. Ama bundan daha çok, örnek bir takım oldukları için alkışlanmaları gerektiğini düşünüyorum. Bütün takımda örnek sporcular yetiştirdiği için bir başka Galatasaraylı olan Fatih Terim’i coşkuyla kucaklıyorum.

Hepsine bu köşeden gönül dolusu sevgiler yolluyorum.

X