Galataport'a ikinci dava

Hürriyet Haber
18.10.2005 - 12:50 | Son Güncelleme:

Liman-İş Sendikası’nın ardından Hukukçular Birliği de Galataport ihalesinin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle dava açtı. Dava dilekçesinde, limanlardaki işletme imtiyazının özel hukuk sözleşmeleriyle devredilemeyeceğini savunuldu.

Dava dilekçesinde, 49 yıllık kiralama süresinin örtülü hükümlerle 149 yıla çıkarıldığı, limanların işletme hakkının imtiyaz olması nedeniyle özel hukuk sözleşmesiyle devredilemeyeceği, söz konusu ihalenin turzimi kapsamayan yap-işlet-devret yasası kapsamında yapılamayacağı savunuldu.

Hukukçular Birliği, Galataport ihalesinin iptali ve yürütmenin durdurulması için Danıştay’a gönderilmek üzere İstanbul 8’inci İdare Mahkemesi’ne dava dilekçesini sundu. "Usul, şekil, amaç, sebep, konu ve yetki bakımından" iptal istenen dilekçede, 49 yıllığına kiralanan Liman Turizm Ticaret Kompleksi’nin örtülü hükümler konularak kiralama süresinin 149 yıllığına çıkarıldığı belirtildi.

TAHKİM İTİRAZI

Dilekçede, bir limanın işletme hakkının imtiyaz sözleşmesi ile devredileceği ve buradan doğacak uyuşmazlıkların da idari yargıda çözümleneceği açık olmasına karşın, İhale Şartnamesi’nde sözleşmeden doğacak uyuşmazlıkların uluslararası tahkimle çözüleceğinin hükme bağlandığına dikkat çekildi. Dilekçede, "Yalnız imtiyaz sözleşmesi ile devredilebilecek bir limanın işletme hakkının özel hukuk sözleşmesi ile devredilmesi ve sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümü için uluslararası tahkime gidilmesi hukuka aykırıdır. Bu nedenle de iptali gerekir" denildi.

"YAP-İŞLET-DEVRET’LE TURİZM PROJESİ YAPILAMAZ"

İhale ilanı ve şartnamesine göre projenin yap-işlet- devret projesi olduğu belirtilirken, ihalenin yalnızca turizmi kapsadığına dikkat çekildi. İhale şartnamesinde de tesislerin yapılacağı yerin "turizm merkezi" olarak gösterildiği, ancak yap-işlet-devret yasasında turizme ilişkin düzenleme bulunmadığı kaydedildi. Dilekçede, şöyle denildi:
"Yasada sadece sivil kullanıma yönelik deniz ve hava limanlarının yaptırılması vardır. Galataport’ta ise liman yapımı yoktur, sadece tadilat ve tamirat vardır. Bu nedenle de bir turizm kompleksi yatırım olan Galataport’un yapımı 3996 sayılı yasa kapsamına giremez. Öte yandan liman yapımı değil, limanın işletme hakkı devri vardır. İhale bu açıdan da 3996 sayılı yasa kapsamına girmez ve bu kapsamda işletme hakkı verilemez."

"KİT OLMAYAN TDİ YAP-İŞLET-DEVRET İHALESİ YAPAMAZ"

Türkiye Denizcilik İşletmeleri’nin Özelleştirme İdaresi’ne bağlı olduğu, yap-işlet-devret kapsamında iş yaptırabilmesi için yasaya göre KİT olması gerektiği, ancak hem Özelleştirme Yasası hem de Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş’nin ana sözleşmesine göre bir KİT olmadığı anlatıldı.

Dilekçede projeye ilişkin olarak da şu saptamalar yapıldı: "Bu proje ile Karaköy’den Tophane’ye kadar olan 1200 metrelik sahil şeridi ve toplam 100 bin metrekare alan, alışveriş, oteller ve liman yapması için yatırımcıya verilmiştir. İstanbul’un kimliğini oluşturan, tarihin ve tarihsel görünümün en önemli mekanlarından olan Karaköy’ü yakıp yerine dev alışveriş merkezleri ve 5 yıldızlı oteller yapılacaktır. Bu proje ile İstanbul’un Eminönü-Karaköy bölgesinin tarihi görünümü sonsuza dek yok olacaktır. Bu önemli bölge burayı kiralayan kişinin malı olacak ve kamuya kapalı olacaktır. Karaköy ve arkasındaki herşey bu dev duvarın arkasında kalacak, bölgenin deniz ve su ile ilgisi kalmayacaktır."

"HAZİNE ZARARA UĞRATILDI, KİŞİLERİN MENFAATİ KORUNDU"

Dilekçede, ihaleyi alan Kutman-Ofer ikilisinin Galataport için verdiği toplam ödeme teklifinin 3.5 milyar Euro olduğu, ödeme planına göre de 2015’e kadar yalnızca bu rakamın yüzde 1’i olan 36 milyon Euro ödeneceği, 2040 yılına kadar da ciddi bir ödeme yapılmayacağı kaydedildi. Teklif edilen 3.5 milyar Euro’nun 49 yıllık ödeme planı dikkate alınarak, net bugünkü değer yöntemiyle yapılan hesaplamada yalnızca 0.2 milyar Euro’ya denk geldiği belirtilerek, "Yani gerçek bugünkü rakamlarla teklif bedeli 3.5 milyar değil, sadece 0.2 milyar Euro’dur. Bu şekil ile devlet hazinesi çok büyük ölçüde zarara uğratılmış, ihalede kamu yararı değil, ihaleye katılan kişilerin menfaati korunmuştur" denildi.

KANUN İHLALLERİ İDDİASI

Dilekçede, ihale sonucu yapılacak projenin koruma altındaki tarihi bölgede, Tabiat Varlıkları Koruma Kanunu, kıyı Kanunu ve Boğaziçi İmar Kanunu’nun açık bir şekilde ihlal eldiği de savunuldu.

"KİŞİYE ÖZGÜ YASA MODELİ HORTLATILDI"

"Başbakan ve Maliye Bakanı’nın ihale alıcısı Sami Ofer’le bir çok defa görüşmesi yapılan ihaleye büyük ölçüde gölge düşürmüştür. Bu görüşmelerden sonra ihale süreci inanılmaz bir şekilde hızlanmış, Galataport gibi yıkım projesine engel olacak yasalar jet hızıyla değiştirilmiştir. Özellikle Kıyı Yasası’nın gece yarısı usule aykırı olarak Meclis’ten geçirilmesi, kişiye özgü yasa çıkarma modelini hortlatmıştır. Böyle bir usulün bu hukuk devletinde olağan karşılanması mümkün değildir."
(ANKARA/ANKA)
Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı