"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

G.Ö ve G.S: İşte Gezi sonrası yeni şeyler!

Taksim Meydanı’na çıkarken bir duvarda şöyle yazıyor:

/images/100/0x0/55ea0cb1f018fbb8f8674bd4

“Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, sil gözyaşlarını!”
Gerçekten öyle. Çünkü Gezi direnişiyle beraber gündelik hayat ritmi ve alışkanlıkları da tamamen değişti.
Bakınız işte hayatımıza Gezi sonrası (G.S) giren ve girecek olan yeni şeyler:
- YENİ ALIŞVERİŞ TUTUMU: AVM’leri tamamen protesto etmek, onları hayatımızdan çıkarmamız elbette imkansız. Çünkü sağımız solumuz AVM.
Ama görünen o ki, artık AVM’ler de birer protesto alanı!
Mesela Kanyon ve İstinye Park’taki alkış protestoları bunun en iyi örneği.
Daha da ötesi, AVM içindeki bazı restoranlara (Doğuş uzantılı Kitchenette ve Gina) mesafeli bir tutum takınılması da söz konusu.
- YENİ MİZAH: İnternet ortamında uzun süreden beri var olan bir mizah anlayışı Gezi eylemleri sayesinde sokağa ve duvarlara taştı! Elbette küfürlü olanlar kapsama dışı.
Ama küfürsüzlere baktığınızda yaşanan durumla dalga geçebilen pırıltılı yeni mizah herkese çok iyi geldi.
Günlerdir bunu konuşuyor, duvar yazılarını paylaşıyoruz.
- YENİ YÜZLER: Haber kanalları eylemlere geç uyandı ve şimdi de yoğun bir nakarat halinde tartışma programı yapıyorlar. Ama ne yazık ki programlardaki yüzler ve dolayısıyla fikirler eski, botokslu!
Kimse yeni neslin dilinden, çığ gibi büyüyen dijital dayanışmadan ve bu enerjiden anlamıyor.
O yüzden hem bu yüzler hem de bazı şehirlerde sokaklar hâlâ kaynarken onların gereksiz polemiklere yol açan konuşmaları/analizleri sıkıcıydı.
Alanlardaki enerjiyi birebir ve esprili bir şekilde yansıttığı için bir tek CNN Türk’e çıkan oyuncu/yönetmen Sermiyan Midyat’ı beğendim.
- YENİ REFLEKSLER: Kehanet değil. Gezi eylemiyle beraber “Meğer ne güzel dayanışma varmış kendi aramızda” şeklindeki pozitif hissiyat kitlelerin duygu kanallarına işlediği için 2013 yılı sürekli bir protesto yılı olacak diyebiliriz. Artık oturduğun yerde şikayet etme devri sona erdi.
Öyle ki her yasa tasarısında, her anti-çevreci dokunuşta, her hoşa gitmeyen durumda kitlelerin üşenmeden sokağa dökülüp protesto etmesi pek hayal değil.
- YENİ İLİŞKİLER: Bu bazılarınıza fazla “layt” bir tespit gibi gelebilir. Ama meydanda ve Gezi Parkı’nda günlerdir dolaştığım için biliyorum. Sevgilisine ilan-ı aşk, hatta evlenme teklifi eden öyle çoktu ki...
Hem de en yaratıcı şekilde. Mesela gözümün önünde bir genç şöyle pankart açtı sevgilisine:
“Benimle evlenir misin Elif Su?”
Dahası da var: Birbiriyle normalde pek iletişime geçmeyecek gruplar arasındaki aşk!
Mesela şu an Çarşı grubundaki erkekler, genç kızların yeni beyaz atlı prensi.
O kadar çok, “Beni biber gazından bir Çarşı mensubu kurtardı” lafı duydum ki!
Ve bu cümleyi kurarken gözleri hem minnet hem de aşkla parlayan...

Peki eski şeyler ne?

- Attığı tweet’ler nedeniyle gençleri ‘provokatör’ ilan edip gözaltına almak...
- Protestoya katılıp gaz yiyen genci, “Darbe yapmaya mı çalışıyorsunuz?” diye bilmem ne maddesinden ötürü sorgulamak...
- Taksim Meydanı’nı flamalarıyla, bayraklarıyla donatan 1970’lerde kalmış tüm sol fraksiyonlar: Partiler, örgütler, dergiler... Çünkü hâlâ bir üst kimlikle orada var olmaya çalışıyorlar.
Oysa Gezi Parkı’nın içi öyle değil mesela. Herkes bağımsız birey olarak orada. Hiçbir partiye mensup değil.
- Slogan atarken ya da duvara sprey boyayla yazı yazarken küfürlü ya da küçümseyici şeyler yazmak... Mesela bu konu hakkındaki en okkalı bildiriyi feministler asmıştı Gezi’deki ağaçlardan birine. Şöyle diyorlar özetle:
“Direnirken iki saniye düşün...
O.Ç dediğinizde alanda sizlerle omuz omuza direnen orospuları düşünün. Sizce nasıl bir his?
Polise, hükümete ibne dediğinizde direnişçi eşcinselleri ne kadar alandan uzaklaştırdığınızı düşünün...
‘Birilerinin askerleriyiz’ dediğinizde darbenin, işkencenin hâlâ belleklerde olduğu bir neslin ve savaş karşıtlarının kanı donuyor, bunu da bir düşünün.”

X