« Hürriyet.com.tr
MENÜ

FUTBOL...

Sevgili Serdar, bir ülkede siyaset ve spor birbirinden fazlasıyla besleniyorsa... Bir ülkede siyaset ve spor böylesine birbirini hırpalıyorsa...

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME

Ve bir ülkede spor, böylesine “sporun dışına” çıkıp her türlü melanete bulaşıyorsa... O ülkede spor artık kokuşmuş demektir. (Sezai BAYAR / Ankara)

 

O ülkede en revaçta olan spor dalı, yani futbol, yani futbol kulübüpleri başkanları kendilerini siyasi erkin önüne koymaya çalışıyorlar demektir.

 

Bu da spor artık o ülkede kokuşmuşluğa teslim olmuş demektir.

 

Tıpkı bugün yaşadığımız Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlık seçimleri gibi.

 

Düşünün ki devlet sporu özerkleştirmeye çalışıyor ama beceremiyor.

 

Kağıt üstünde spor bağımsız ama değil.

 

Zaten olmasını da kimse ne istiyor, ne savunuyor.

 

Öyle olsa spordan sorumlu devlet bakanının kabinede işi ne?

 

Sen bakanlığını kurmuşsun bir kere sporun, bunun bağımsızlığı ve özerkliği zaten olmaz, istemiyorsun demektir.

 

Spor kulüpleri de bağımsız ve özerk kuruluş olmak istemezler.

 

İstemezler çünkü devletten beslenmek zorundadırlar.

 

Arsa tahsisi devlette var.

 

Vergi affını devlet çıkarır.

 

Spor kulüplerine her türlü istisnaları (her ne ise) devlet tanır.

 

Sporcuların yurtdışı işleri devlet araya girmezse zor çözümlenir.

 

Hatta devlet halterci bile çalar (Bakınız Özal döneminde cep herkülü Süleymanoğlu’nun kaçırılışı gibi...)

 

Böylesine aynı yatağa girilmiş bir tablo içinde tüm kulüpler için vazgeçilmez erk (güç) olan Futbol Federasyonu Başkanlığına seçilmeyi kim istemez?

 

Bir değil bir kaç istekli çıkarsa mücadele nasıl kızışmaz?

 

Mücadele, siyasi erk ile sivil görünümlü erki karşı karşıya getirirse ne olur?

 

Ulusoy ikinci kez başkan olur.

 

Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin - kendileri Spordan Sorumlu Devlet Bakanı’dırlar - Ulusoy seçilir seçilmez TBMM’de muhalefetin sataşması üzerine “Başbakanlık Teftiş Kurulu Raporlarına göre yeni seçilen federasyonu yeniden toplantıya çağırma yetkim var” diyor.

 

Yani adam yeni seçilmiş. Henüz koltuğa oturmamış bile. Ulusoy için “Teftiş Kurulu raporunda yolsuzluk iddiası üzerine kanaat oluşmuşsa, ben de yeni bir genel kurulu toplarım, Ulusoy bu kez başkanlık seçimlerine giremez” demeye getiriyor. Ulusoy bir daha da başkan seçilemez diyor.Üçüncü kez başkan seçilmemesi doğal, çünkü yeni çıkarılan bir yasaya göre sendika, dernek, federasyon, konfederasyon başkanları peşpeşe ancak iki kez seçiliyorlar artık.

 

Eğer sorarsanız “Ne bu şiddet bu celal?” diye, spordan sorumlu bakan Şahin’e rağmen Ulusoy ikinci kez koltuğa oturmuştur.

 

Yedi yıl görev yapan Ulusoy’un, eski defterlerini güneş ışığına çıkartırım diye aba altından çomak gösteren Şahin’in gücü, Ulusoy’u devirmeye yeter mi?

 

Bunu zaman gösterecek ama bilinen şu ki bu mücadele sportmence bir mücadele olmamıştır.

 

Hiç bir zaman da olmayacaktır.

 

Olması için de neden yoktur.

 

Siyaset erki, futboldan beslenen bir başka erkin yakasını kolay kolay bırakamaz.

 

Tabii Futbol takımlarının başkanları da devletin yakasını...

 

Sahnede görünenler sadece oyundan alınmış fregmanlardır.

 

Gerçek oyun, yani esas film hiç bir zaman beyaz perdeye aksettirilmez.

 

Biz hep fregman seyrederiz, ama filmi seyretmiş sanırız nedense.

 

Sevgiler,

 

Sezai

 


*

 

Not: Çevre Noteri’nin dündü telefonunun ardından Sezai Abi’nin bu yazısını da okuyunca... Mehmet Ali Şahin düne kadar SPORDAN SORUMLU DEVLET BAKANI idi; Başbakan’ının ricasını (devlette rica emir demektir) ikiletmeyeyim derken Ulusoy karşısında yediği golden sonra artık kısaldı, küçüldü ve S.S. DEVLET BAKANI oldu, SINIRLI SORUMLU...

 

 


Bunları da Beğenebilirsiniz