Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Frida Kahlo, Tate Modern'de

    Hürriyet Haber
    23 Eylül 2005 - 00:00Son Güncelleme : 23 Eylül 2005 - 00:01

    Sadece yaptığı resimlerle değil inişli- çıkışlı özel yaşamı ve politik görüşleriyle de ilgi toplayan ressam Frida Kahlo'nun çeşitlyi sanatsal dönemlerini yansıtan yapıtlarından oluşan sergi İngiltere'nin başkenti Londra'daki Tate Modern'de sanatseverlere sunuluyor. Sergi 8 Ekim'e kadar sürecek. Bu vesileyle Kahlo'nun mücadeleyle dolu yşaşamını ve resme başlama öyküsünü hatırlayalım istedik: KAZA YAŞAMINI DEĞİŞTİRDİ     1925 yılının 17 Eylül'ünde, genç kız sevgilisiyle birlikte, o sıralar yeni yeni trafiğe çıkmaya başlayan otobüslerden birine bindi. Meksika'nın sonbahar güneşinin tadını çıkaran iki sevgilinin, biraz sonra olacaklardan haberi yoktu. Tren kızgın bir boğa gibi bütün öfkesiyle saldırdı otobüse. Kızın gencecik bedenine saplanan metal parçası, hayatı boyunca peşini bırakmayacak trajedinin en büyük halkası oldu. Magdalena Carmen Frida Kahlo Calderon,  henüz 18 yaşındayken bu korkunç kazayı geçirmemiş olsaydı belki de sanat tarihi onun gibi bir ressamı asla tanımayacaktı. "DEVRİM ÇOCUĞU FRİDA"Ünlü ressam Pablo Picasso'nun bile yakın arkadaşlarına "Biz onun gibi insan yüzleri çizmeyi bilmiyoruz" dediği Meksikalı ressam Frida Kahlo'nun babası, Macar asıllı bir Alman Yahudisi. Annesi ise İspanyol kökenli bir Meksikalı. Kahlo, resmi kaynaklara göre 6 Temmuz 1907'de, kendisine göre ise 7 Temmuz 1910'da doğdu. Yani, Emiliano Zapata'nın Güney Meksika'yı devrim ateşiyle yakmasından kısa bir süre önce. Kendi deyimiyle "bir devrim çocuğuydu" Kahlo, bütün yaşamını da bu anlayışla sürdürdü. Tıpkı günlüğünde yazdığı gibi  "1910'da doğdum. Mevsim yazdı. Kısa zaman sonra da "Büyük İsyancı" Emiliano Zapata, Güney'i ayaklandıracaktı. Evet ben bu şansa sahip oldum işte. Benim doğum tarihim 1910'dur."Direnç, tutku ve cazibenin bir karışımı olan bu kadına, hayat, küçük yaşlarından beri "karanlık" yüzünü göstermekte epey cömert davrandı. Genç kızlığa adım attığı ilk günlerde geçirdiği çocuk felci, yaşamı boyunca peşini bırakmayan bedensel acıların da başlangıcı oldu. Sağ bacağı sakat kaldı. 1922 yılında, devrim ruhunun tüm ülkeyi kasıp kavurduğu bir dönemde Ulusal Hazırlık Okulu'na başladı. Bu okulda öğrenciyken de sonradan eşi olacak ressam Diego Rivera ile tanıştı. O KORKUNÇ KAZAFrida'nın hayatı, okula başlamasından üç yıl sonra, 1925'te sevgilisi Alejandro ile birlikte geçirdiği bir kaza ile tepetaklak oldu. Kazada, beli, sırtı ve kasığından aldığı yaralar onu uzun süre yatağa bağladı. Kahlo'nun geçirdiği bu kaza kendisi için ne kadar büyük bir talihsizlikse, sadece resim sanatı için değil, dünya sanat tarihi için bir o kadar 'iyi' bir olaydı. Çünkü Frida Kahlo'nun resim ile olan ilgisi bu dönemde ortaya çıktı.  Canının sıkılmasını önlemek için annesi, yatağının üzerine bir ayna yerleştirdi. Frida, kendisini bıkıp usanmadan seyrettiği bu aynaları, "gündüzlerinin ve gecelerinin celladı" olarak tanımladı hep. Aynada sürekli olarak kendi aksini görmek onda resim yapma duygusu uyandırdı. Uzun yıllar tabloları için kullandığı model de doğal olarak kendisiydi. Kahlo'nun resim kariyerinde önemli bir yer tutan otoportrelerin sırrı işte bu geçirdiği korkunç kaza ve yatalaklık döneminde haşır neşir olduğu aynalar. "Otoportre konusundaki ısrarım hakkında bana çok soru soruldu. Bir defa seçme şansım yoktu ve zannedersem yapıtlarımdaki özbenin sürekliliğinin temeli budur. Bir an kendinizi benim yerime koyun. Tam kafanızın üstünde kendi görüntünüz, özellikle de bedenininiz çoğu zaman çarşafların, yorganların altında olduğundan yüzünüz. Yani salt yüzünüz. Takılmamak elde değil."  Yaşadığı bunca zorluğa rağmen her zaman bir tutku kadını oldu Frida Kahlo. Ressam eşi Diego Rivera ile evliyken bir yandan onu kaybetmekten korkarak, bir yandan da heyecandan içi titreyerek Troçki'nin de aralarında bulunduğu pek çok kişiyle tutkulu aşklar yaşadı. Duchamp, Kandinsky, Picasso gibi çağın önemli sanatçı ve aydınlarının hayranlığını kazandı. "YAŞASIN YAŞAM"Trajedisi yoğun bir yaşam sürdü Frida Kahlo. İlk aşkı Alejandro, o korkunç kazanın mirası olan hastalıklar nüksettiğinde, Frida acılar ve çelik korseler içinde yatarken onu terkedip Avrupa seyahatine çıktı. Daha sonra aşık olup evlendiği ressam Diego Rivera, onu kızkardeşi Cristina da dahil bir çok kadınla aldattı. Bir çocuk sahibi olmayı çok istemesine rağmen üç hamilelik girişimi de başarısızlıkla sonuçlandı. Hayatının büyük bölümünü çelik korseler ve büyük acılar içinde yatakta geçirdi. Öğrenimini tamamlayamadı. Hayalindeki seyahatleri asla gerçekleştiremedi. Ama herşeye rağmen yaşama tutkuyla bağlıydı. "Yaşamı insanları çok seviyorum. Ölümden korkmuyorum. Fakat yaşamak istiyorum. Ama acıya gelince... Hayır acıya dayanamıyorum."Frida hayatının son aylarını da hastanede geçirdi. Çocuk felci nedeniyle sakatlanan bacağı dolaşım bozukluğu yüzünden kesildi.. 47'nci doğum gününü kutladıktan kısa bir süre sonra akciğer embolisi nedeniyle 13 Temmuz 1954'te yaşama veda etti. Ölümünden kısa bir süre önce günlüğüne "Çıkış yolunun güzel olacağını ve asla geri dönmeyeceğimi umarım"... diye yazan Kahlo'nun yaptığı son tablo ise insanın iştahını kabartan kıpkırmızı karpuzları resmettiği bir natürmorttu.  Tablonun adı ise "Yaşasın Hayat".  * İnternetteki Frida Kahlo ile ilgili kaynakların yanısıra Everest Yayınları'ndan çıkan Rauma Jamis'in Frida Kahlo Aşk ve Acı adlı kitabından yararlanılmıştır. 
    Etiketler:

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı