Dünya Haberleri

DÜNYA

    Freedom House'ın "Türkiye'de internet özgürlüğü" raporunda 'Gezi' vurgusu

    hurriyet.com.tr
    27 Ağustos 2014 - 15:42Son Güncelleme : 27 Ağustos 2014 - 15:53

    ABD merkezli sivil toplum kuruluşu Freedom House, Türkiye’de internet özgürlüğü hakkında özel bir rapor yayınladı.

    Mayıs ayında açıkladığı raporda Türkiye’de basının özgür olmadığını ifade eden Freedom House, bu kez internet yasaklarına değindi. Raporda Türkiye’deki internet özgürlükleriyle ilgili durum ‘bir savaş alanına’ benzetilirken, “İnternet denetimi için Türkiye bir kilit ülkedir: genç bir nüfus, gelişen teknoloji ve uluslararası bağlantıların bütün dünyanın gıpta edeceği özgür bir internetle sonuçlanacağı veya hükümet taktiklerinin etkin bir çevrimiçi alanı kapatmak için bir model oluşturabileceği bir yer” denildi.

    Türkiye’deki internet yasalarının Rusya’dakilere benzediği vurgulanan raporda Türkiye Anayasası’nın ve Anayasa Mahkemesi ile sivil toplumun gücünün internet yasaklarının yerleşik otokrasilerdeki kadar sıkı olmasını önleyeceği yorumu da yapıldı.

    GEZİ TWEET'LERİNİN YÜZDE 90’I ÜLKE İÇİNDEN
    Freedom House, raporunda Gezi Parkı protestolarına internetin etkisi açısından özel olarak değindi. Raporda “Gezi Parkı protestoları sırasında sosyal medyanın Türkiye’deki popülerliğinin geleneksel medyanın başarısızlığına bağlı olduğu” belirtildi.

    Türkiye’nin Facebook’ta 32 milyonu aşkın kullanıcıyla dünya dördüncüsü, Twitter’da ise 11 milyondan fazla hesapla dünya sekizincisi olduğu ifade edildi. New York Üniversitesi’nin Gezi olaylarıyla ilgili sosyal medyada araştırmasından alıntılar yapan Freedom House, Gezi ile ilgili protesto hashtag'leriyle birlikte paylaşılan tweet'lerin yüzde 90’ının Türkiye’den atıldığına dikkat çekti. Karşılaştırma olarak verilen Mısır devrimi ile ilgili tweet'lerin ise sadece yüzde 30’unun Mısır topraklarından olduğu belirtildi.

    Rapor; Freedom House Program Yöneticisi Nate Schenkkan, eski milletvekili ve endüstri mühendisliği profesörü Osman Coşkunoğlu ile iletişim profesörü ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Medya Bölümü Başkanı Aslı Tunç tarafından kaleme alındı.

    TÜRKİYE "KİLİT ÜLKE" ÇÜNKÜ...
    Schenkkan yazdığı özet metinde, Eylül 2014’te İstanbul'da yapılacak İnternet Yönetimi-Denetimi Forumu’ndan önce yayımlanan raporun, Türkiye’nin internetinin belirli yönlerine odaklandığını" belirtti.

    Schenkkan, Türkiye’nin, internet politikası konularında “salıncak ülke”, hatta daha yerinde bir kullanımla “kilit ülke” olarak kritik bir rol oynadığını ifade etti. Schenkkan "salıncak" ve "kilit" ülke tanımlarını şu ifadelerle anlattı:

    "İnternet denetimi tartışmasında kaynakları ve karma politik yönelimleri nedeniyle uluslararası süreçlerde çok büyük etki gücüne sahip ülkeler 'salıncak ülkeler' olarak tanımlanmaktadır... Amerika Birleşik Devletleri’nin iki partili sistemi için geçerli olan 'salıncak ülke' terimi her iki sonucun da çıkabileceği ülke anlamına gelir. Ancak, daha doğru bir Amerikan siyasal metaforu burada, daha büyük kampanyanın kazanılacağı veya kaybedileceği yer anlamına gelen 'kilit ülke' olacaktır. İnternet denetimi için Türkiye bir kilit ülkedir: genç bir nüfus, gelişen teknoloji ve uluslararası bağlantıların bütün dünyanın gıpta edeceği özgür bir internetle sonuçlanacağı veya hükümet taktiklerinin etkin bir çevrimiçi alanı kapatmak için bir model oluşturabileceği bir yer."

    GEZİ SONRASINA VURGU
    "Son 15 ay içinde, ifade özgürlüğünü kısıtlayan geleneksel çevrimdışı cezai önlemlerin gittikçe çevrimiçi alana yönelmesi ve yeni mevzuatın hükümetin içerik düzenleme yetkisini arttırması ile Türkiye çevrimiçi alan kontrolünde son noktaya geldi. Şu an mecliste komitede bulunan, 1 Ağustos tarihinde Rusya’da yürürlüğe giren kanunu çağrıştıran yeni bir Basın Kanunu, “internet haber siteleri” tanımlı sitelerin kayıt olmalarını, sahiplerini ve yazarlarını belirtmelerini mecburi kılacak. Mart ayında Twitter’ın acemice kapatılmasından sonra, hükümet şimdi de sosyal medya şirketine karşı mahkeme kararları kullanımını arttırdı ve Twitter’a içerik kaldırtma konusunda giderek başarılı hale geliyor" diyen Schenkkan, raporda değinilen konuları şöyle özetledi:

    "Bu raporda, Freedom House ve Türk uzmanlar Türkiye’nin online alanını üç açıdan inceliyor: konuşma kısıtlamaları ve veri toplama, altyapı geliştirme ve yeni medyanın doğuşu. İlk bölümde, Freedom House Program Yöneticisi Nate Schenkkan, Gezi Parkı protestolarından beri son 15 ayda hükümetin çevrimiçi konuşma kısıtlamaları, veri izleme ve alıkoyma becerilerinin gelişmesini anlatıyor. İkinci bölümde, eski milletvekili ve endüstri mühendisliği profesörü Osman Coşkunoğlu, Türkiye’de telekomünikasyon altyapısının gelişimi ve onun gelişimini destekleyen politikalardan bahsediyor. Yaptığı analiz, sözde bağımsız düzenleyici otorite üzerindeki siyasi etkinin ve hükümet ve ülkenin baskın telekomünikasyon sağlayıcısı arasındaki yakın ilişkinin talebi karşılamak için artan altyapı geliştirmeyi nasıl engellediğini anlatıyor. Son olarak, üçüncü bölümde iletişim profesörü ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Medya Okulu bölüm başkanı Aslı Tunç, yurttaş gazeteciliğinin yeni formlarını yaratmak için sosyal medyanın yenilikçi kullanımı olarak adlandırılan Türkiye’nin internet gelişiminin en dikkat çekici yönlerinden birine pencere açıyor. Onun bölümü, Türkiye’de tabandan tepeye gazeteciliğin büyümesinin ülkenin sorunlu basın özgürlüğünün[7] iyileştirilmesine yardım edeceğini umut eden bir notla sona eriyor. Fakat medyanın bu dirilişi internetin yerel denetimi için hak ve hukuk temelli bir modelin varlığını sürdürmesine ve internet altyapısında büyümeyi teşvik eden kurumların hakiki bağımsızlığına bağlı olacak."

    "RUSYA VE AZERBAYCAN GİBİ OLMAZ" UMUDU
    Schenkkan, Türkiye'nin internet özgürlüğü konusunda Rusya ve Azerbaycan gibi olmayacağına dair ümitleri artıran noktalara ise şöyle işaret etti:

    "Türkiye’nin internet üzerinde Rusya ve Azerbaycan gibi katı bir şekilde kontrol sağlayamayacağını umut etmek için yapısal nedenler var. Türkiye’de Anayasa Mahkemesi ve anayasanın kendisinin de dahil olduğu ulusal kurumlar, konsolide otokrasilerde olduğundan daha güçlü. Sivil toplum daha çeşitli; sesini çıkarmaktan çekinmiyor ve ulusötesi çevreler ile bağlantılı. Devlet henüz mutlak güce sahip bir yöneticinin boyunduruğu altında değil. Ayrıca Türkiye, bütçesini hidrokarbon gelirleri ile doldurmaya bel bağlayamaz. Bunun yerine, ülkenin ekonomisi ciddi ölçüde batılı yatırım ve ticarete, özellikle AB ile gümrük birliğine dayanıyor. AB Türkiye’nin bir numaralı ithalat ve ihracat ortağı olup Türkiye’ye büyük oranda doğrudan yabancı yatırımcı sağlamakta. Türkiye’nin Avrupalı ekonomik ortaklarının kendi yatırımları için telekomünikasyon altyapı gelişimini eksik bulmaları ve çevrimiçi sansürün sorun yaratması halinde, Türkiye çevrimiçi alana yönelik yaklaşımını geliştirmesi gerektiği konusunda baskıyla karşılaşacak.

    Bu faktörlerin, ülkenin internet politikalarında ani bir tersine dönme veya iç siyasi dinamikler tarafından yürütülen denetimde geniş negatif eğilimler yaratacağı pek olası görünmüyor. Ancak bu faktörler, otoriter konsolidasyonu sekteye uğratıp özgür ve bağımsız ifadelerin geleneksel medyada ve çevrimiçinde gelişmeye ve zenginleşmeye devam edeceği alanları koruyacak. Son 20 yıl içinde Türkiye’de güçlenen liberalizm ve çeşitliliği korumaya yardım edebilecek olan da bu ifadelerdir. Böylelikle Freedom House bu raporun, Türkiye’nin online medya ve özgür internetinin etkinliğinin sürdürülmesi için uluslararası toplumdan aldığı desteği güçlendirmeye katkı sağlayacağını ümit ediyor."

    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı