Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Fransa siyasetinde dönüm noktası: Marine Le Pen

    Telegraph
    16.01.2011 - 14:55 | Son Güncelleme: 16.01.2011 - 14:55

    Marine Le Pen’in Fransız entellektüellerini şimdiden ikiye bölmüş olması, ülkedeki siyasi tartışmalar üzerinde ne kadar büyük bir etkisi olacağının işaretidir.

    Dünya gündeminin nabzı Planet'te atıyor            

     

    Bir tarafta filozof Bernard Henri-Lévy, Marine Le Pen’in etrafına yakıcı zehirler saçtığını ve yıllardır Ulusal Cephe’yi yöneten 82 yaşındaki babası Jean-Marie Le Pen’den daha bile tehlikeli olduğunu düşünüyor. Diğer tarafta Fransa’nın sağmuhafazakar dergisi Causeur’ün editörü Elisabeth Lévy Marine Le Pen’i sadece “skandal yaratacak ya da ahlaken kabul edilemeyecek hiçbir şey söylemeyen” biri olarak tanımlamakla kalmıyor aynı zamanda 42 yaşındaki siyasetçinin “Fransa’daki köhnemiş aşırı sağı değiştirip yeni bir şeyler yaratabileceğini” ifade ediyor.

     

    Bugün hem Marine Le Pen hem de Fransa siyaseti için çok önemli bir gün. Bugün Tours’da düzenlenen parti kongresinde Marine Le Pen babası tarafından kurulan Ulusal Cephe’nin yeni başkanı olacak.

     

    Jean-Marie Le Pen selam vererek ayrıldığı sahneyi kızına bırakıyor. Marine Le Pen iki kez boşanmış bekar bir anne, bulaşıcı bir kahkahası, ciddi bir tavrı ve cazibeli bir havası var. Siyasette daha açık fikirli ve daha hareketli bir nesli, dolayısıyla Fransa’nın iki ana, geleneksel partisi için daha büyük bir tehdidi temsil ediyor.

     

    SARKOZY’NİN EN GÜÇLÜ RAKİBİ

    “Ulusal Cephe’yi eski monoton halinden kurtarmak için gereken riskleri aldım. Hiç değişiklik istemeyen çok daha küçük gruplara hitap etmeyi de seçebilirdim. Bunun yerine laik bir cumhuriyetçi ve bir demokrat olduğumu ortaya koydum. Üyelerimizin yüzde 90’ı da bana destek verdi” diyen Marine Le Pen, 2012’de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Nicolas Sarkozy karşısında çok tehlikeli bir rakip olacak. Tıpkı babası Jean-Marie Le Pen’in 2002’de dönemin Sosyalist lideri Lionel Jospin’le girdiği yarışta olduğu gibi. Marine Le Pen ilk ikiye kalacağından ve ikinci tur seçimde Sosyalist Parti’nin adayı kim olursa olsun devireceğinden emin.

     

    Marine Le Pen “Nicolas Sarkozy birçok sağ seçmeni etkiledi. Bizim güvenlik ve nizam sloganlarımızı çaldı, çok şey vaat etti ama karşılığında çok az şey verdi. Bunu ikinci defa yapamayacak” dese de son anketler küreselleşme, Avrupa Birliği ve kapitalizm karşıtı konuşmalarının sağ seçmenden çok solcular üzerinde etki yaptığını gösteriyor.

     

    1972’de kurulan parti, seçim sistemi dolayısıyla 12 yıl boyunca parlamento dışında kalmıştı. 1984’te François Mitterand’ın sistemi değiştirme kararıyla Ulusal Cephe meclise 10 milletvekili soktu. İki yıl sonraki seçimlerde bu sayı 35’e çıktı. Böylece sağ ikiye ayrıldı, bu da Sosyalistler’in iktidarına yaradı. Bu Mitterand için çok zekice bir hamleydi. Sağda hiçbir parti bir aşırılıklar koalisyonu olan Ulusal Cephe’yle birlik kurmak istemiyordu. Daha sonra seçim sistemi değişse de Ulusal Cephe varlığını hep korudu.

     

    KARİZMATİK VE TARTIŞMALI

    Marine Le Pen bugün kendisini Ulusal Cephe’nin genç, modern yüzü olarak tanıtıyor. Ancak asıl etkileyici yanı reddedilemez karizması. Bir saatten fazla sürecek bir konuşmayı notlarını kullanmadan yapabilecek kadar insanlar önünde rahat, hırçın tavrının dinleyicide yanlış bir izlenim uyandırdığını düşündüğünde cümleyi ortasında kesip bir espri yapabilecek kadar rahat görünüyor.

     

    Dahası üç çocuklu bekar bir anne olarak Fransız feminizminin yeni yüzü olmaya da aday olabilir mi? Genç anneler için ebeveynlik maaşı ve çalışan anneler için İskandinav modeli uygulamaları savunsa da “Ben kendimi bir feminist olarak nitelendiremem çünkü ben kadınlar ve erkekler arasındaki ilişkilerin doğasında çatışma olduğuna inanmıyorum. Sadece kadın olmaya indirgenmek de istemiyorum. Evet, cam tavanların kırılması için pozitif ayrımcılıktan başka çözüm yolları bulunması gerektiğine inanıyorum. O işe uygun olduğunuz için mi yoksa bir kadın alınması gerektiği için mi işe alındığınızı asla bilemezsiniz” diyor.

     

    PEKİ NE İSTİYOR?

    Siyasi söylemlerinin temelinde iki nokta var: Korunmacılık, hatta solcuların savunduğu derecede güçlü bir sosyal refah ekonomisi ve kriz sonrası Fransa’ya uydurulmuş gibi görünen Fransız milliyetçiliği. Babasının izinden giderek kontrolsüz göçe muhalefetle ciddi bir destek sağladı, ancak bunun ırkçılıkla bir ilgisi olmadığını ve derdinin sadece Fransız kültürünün doğru düzgün özümsenmesi olduğunu ısrarla söylüyor. Ancak Fransa’daki neredeyse tüm siyasetçiler gibi İslam karşıtlığına destek veren Marine Le Pen konuşmalarında Hollandalı Geert Wilders ve İsviçreli Oskar Freysiger’i destekleyen ifadeler kullanıyor.

     

    Son anketler Marine Le Pen’in önümüzdeki yıl için umutlarını daha da artırdı. Fransa’daki seçmenin yüzde 50’si güvensizlik ve suç, üçte biri göç, üçte biri laiklik (modern Fransızca’da İslam’ın toplumsal yayılmasına karşıtlık için kullanılıyor), dörtte biri euro bölgesinden çıkış konularında Marine Le Pen’e destek veriyor.

     

    Daha da etkileyicisi, Fransızların yüzde 74’ü kendisini cesur, yüzde 59’u ırkçı, yüzde 47’si modern, yüzde 42’si ise halkın kaygılarına yakın bir siyasetçi olarak nitelendiriyor. Eğer soyadı Le Pen olmasaydı, bu rakamlar Marine Le Pen’i kesin iktidara taşırdı. Peki ama soyadı Le Pen olmasaydı Marine Le Pen bugün buralarda olabilir miydi?

     

    * Bu yazı Daily Telegraph'ta, "Marine Le Pen becomes Front National leader: A pivotal moment for French politics? " başlığıyla yayımlanan haberden derlenmiştir.

     

     

    Planet'i Facebook'ta takip etmek için:
    http://www.facebook.com/#!/HurriyetPlanet

    Planet'i Twitter'da takip etmek için:
    http://twitter.com/HurriyetPlanet

     

     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı