Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Frankfurt kitap fuarında şahane bir hırsızlık

Bayramı dünyanın en büyük kitap fuarına ev sahipliği yapan Frankfurt’ta "şahane bir hırsızlık hikayesi" ile geçirdim.

Hayatımın "ilk aleni hırsızlık hikayesinin" nasıl gerçekleştiğini anlatacağım ama önce sizlere gelecek yıl Türkiye’nin "konuk ülke" olarak katılacağı Frankfurt Kitap Fuarı’ndan bahsetmeliyim.

Almanya’nın hatta Avrupa’nın finans merkezi olarak öne çıkan Frankfurt, bir şehrin otomotivden kitaba fuarlarla nasıl büyük bir ekonomi yaratabileceğinin en güzel kanıtı.

Her yıl milyonlarca insan dünyanın dört bir tarafında bu şehre fuarları için geliyor.

Mesela bu yıl 59. kez kapılarını yayın dünyasına açan Frankfurt Kitap Fuarı'na 110 ülkeden 300 binin üzerinde yayıncı ve ziyaretçi katıldı.
Büyüklüğü daha iyi anlamanız için İstanbul’da her yıl yapılan TÜYAP kitap fuarını gözünüzün önüne getirin ve en az 20 ile çarpın. İşte size Frankfurt Kitap Fuarı.
Rakamlar gerçekten çarpıcı.

Yüz binlerce okurun yeni kitaplarla buluşması bir yana, aslında bu fuar yayıncılık sektörünü bir araya getiriyor.
Dünyanın dört bir yanından gelen yayıncıların sadece telif sözleşmeleri için karşılıklı ödedikleri para 600 milyon euro.
Gerisini siz hesap edin.

İşte böylesine başdöndürücü bir büyüklüğün içinde bir yandan fuarın yarattığı ekonomiyi anlamak ve yeni trendleri izlemek, diğer yandan bir birinden ilginç kitaplar arasında kaybolmak için düşüyorum yollara.

Lafın gelişi değil gerçekten düşüyorum yollara.

Çünkü tam tamına 7 bin sergi alanı var görülecek.

Çocuk kitaplarından antik yayınlara, edebiyattan felsefeye, güzel sanatlardan pornografiye, internet yayıncılığından promosyona yüz binlerce yayın.
Önce bir genel tur atmak istiyorum. Sabahın erken saatlerinde 1. salonda başladığım ziyaret akşam saatlerinde hala 10. salona varmış değil!
Bunun üzerine ertesi gün sırayla turlamaktan vazgeçip, ilgimi çeken yayınların bulunduğu salonlara yöneliyorum.
Gerçi karıma kalsa vaktimizin tamamını çocuk ve edebiyat yayınlarının arasında geçireceğiz ama ben hızlı bir manevrayla çaktırmadan ekonomi yayınlarına yöneliyorum.
Çünkü epeydir birikmiş bir "okunacak kitaplar listesi" var elimde.
İlk almak istediğim geçen ay Amerika’da emlak krizinin patladığı günlerde piyasaya çıkan Alan Greenspan’in "The Age of Turbulence" kitabı.
Listemin ikinci kitabı Clintonlara danışmanlık yapan Mark J. Penn’in geleceğin büyük değişimlerinin arkasındaki küçük gibi görünen güçleri anlattığı "microtrends"i.

90’lı yıllara damgasını vuran Megatrends kitabından sonra microtrends 2010’lara damgasını vuracak öncü kitaplardan biri olarak görülüyor.
Tyler Cowen’in mizahi bir dille anlattığı "Discover Your Inner Economist"i listemin üçüncü kitabı.
Taylor Clark’ın kahvenin hayatımızı değiştiren masalsı kitabı "Starbucked"ı ise bir Starbucks manyağı olarak epeydir merakla bekliyordum.
İlk beşimin son kitabı ZOOM, otomotiv sektöründe yaşanan inanılmaz dönüşüme, geleceğin arabaları ve buna ayak uydurmaya çalışan enerji sektörü bağlamında bakıyor.

Bense listemin ilk beş kitabını bulmuş olmanın verdiği mutlulukla kitap reyonunda önündeki kutuları paketlemekle meşgul gözlüklü bayan satış sorumlusuna "bir an önce ödemeyi yapsam da gitsem" der gibi bakıyorum.

Fakat o hiç oralı olmuyor. Kutuları paketlemeye devam ediyor.

"Allah Allah..." diye iç geçirerek kitapları görebileceği şekilde kalın çerçeveli gözlüğüne doğru yaklaştırıyorum.

A, aaa! Yine oralı olmuyor.

Sonunda dayanamayıp kafamı paketlediği kutların arasına uzatıyorum: "Ödeme yapmak istiyordum da!"
Simsiyah sevimli gözleriyle "Amma inatçıymışsınız!" diyerek söyleniyor.

Meğer sadece o gün için saat 3’ten sonra satış yapacaklarmış. Zaten fuarın amacı okuyucuya direk satış yapmaktan çok, yeni yayınları sergilemek ve yayıncılarla yeni sözleşmeler yapmakmış. Dört gün süren fuarın ilk üç günü yayın sektörü ve yazarlar dışında, okuyucular fuara bile alınmıyormuş.

Fakat benim o gün 2’de başka bir yerde olmam gerekiyor. Tekrar gelmem imkansız!

Çaresiz ben ona, o bana bakıyor.

Bir an gözleri elimdeki "okunacaklar listesine" kayıyor ve şimdiye kadar bir satıcıdan duyduğum en şahane hırsızlık teklifini yapıyor: "Şu an size satış yapamam. Zaten bu kitaplar satıştan çok sergilenmek için burdalar. Madem aradığınız kitapları buldunuz, ben şimdi gözlerimi kapatıyorum..."
Hakikaten önce gülerek gözlerini kapatıyor sonra da başını paketlediği kutulara gömüyor.

Bense dünyanın en büyük kitap fuarında hayatımın ilk aleni hırsızlığını yapmış olmanın verdiği şahane şaşkınlığa kapılarak uzun süre sadece gerisin geriye yürüyorum...

X