"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Fotoğrafı tamamlıyorum

MİLLİYET SANAT’ın kapağında, "Frankfurt’un mimarları" başlığıyla Müge Gürsoy Sökmen, Enver Ercan, Görgün Taner, Sadık Karamustafa, Münir Üstün’ün fotoğrafları var. Tanıl Bora’nın da adını unutmayalım.

Ben bu kapağa iki kişinin daha fotoğrafını ekliyorum: Doç. Dr. Ahmet Arı ile Ümit Yaşar Gözüm.

Bilirsiniz, bürokrasi böyledir, başarısızlıklarınız hızla yayılır da, başarılarınız olağan sayılır.

Bu beş kişinin nasıl çalıştığını yakından biliyorum, iki yüksek bürokratı da eklediniz mi "yediler", Tanıl Bora ile beraber "sekizler" ortaya çıkar.

Gene mi Frankfurt sorusunun yanıtını vermek için artık çabalamayacağım.

Çünkü her gün gazetelerde bir haber okuyorsunuz, ünlü Alman dergisi Der Spiegel’in özel bölümünden oradaki öncü etkinliklere kadar yoğun bir kültür çıkarmasını izliyorsunuz, izlemelisiniz.

’BÜTÜN RENKLERİYLE TÜRKİYE NE DEMEKTİR?’

FRANKFURT KİTAP FUARI
’nda toplumsal ve siyasal farklılıklar, kitaplarla, çeşitli etkinliklerle sergilenecektir.

Tek sesli Türkiye değildir amaçlanan, çok sesli Türkiye fotoğrafını çıkarabilmektir.

Siyasal karşıtlıklar da, aykırılıklar da, resmi ve gayri resmi tarih de, burada dünyaya sunulacaktır.

Önceleri devletin düzenlediği fuarlar, ilgi uyandırmazdı. Çünkü öyle olmasa da bunu düzenleyen devletin, katılan kadroyu denetlediği, bir tür gizli sansür uyguladığı kanısı silinemezdi. Şimdi bu sakıncalar ve çekinceler olduğu söylenemez. Zira komite her şeyi düzenledi.

Elbet bazı kişilerin eksikliği, beni düşündürmektedir. Yaşar Kemal mutlaka olmalıydı. Türk edebiyatının seçkin adları bizim edebiyatımızın daha güçlü tanınmasını varlıklarıyla sağlayacaklardı.

Teselli olarak, onlar için yapılacak panelleri, sempozyumları söz konusu edebiliriz.

Bütün bu seçimler tartışılabilir, çağrılı yazarların isabetliliği üzerine farklı düşünceler ileri sürülebilir, başka türlü yapılabilirdi itirazı da geçerli olabilir.

Ama kırk yıla yakın bu fuarı ziyaret eden biri olarak, bunların aşılmasını diliyorum. Çünkü bıraktığı izin kalıcılığını bazı ülkeler için gözlemledim. Türkiye’nin de kalıcılık sağlayacağı umudundayım.

Eğer bu fuarın bunca yıl çizelgesini tutmasaydım, her anına tanık olmasaydım, kültürümüzün tanıtımı açısından önemini bilmeseydim belki sık sık bu konuda yazmazdım.

Fuar yetkilileri ve Almanya, Alman Yayıncılar Birliği’nin Özgürlük Ödülü’nü kazanan iki yazarımızı biliyorlar, okuyorlar. Bunlar Yaşar Kemal ve Orhan Pamuk. Ama bir edebiyat için yeterli değildir bu yayılma ve kapsama alanı. Türk edebiyatının diğer adları da, ustaları da başka dillere çevrilmeli.

Müge Gürsoy Sökmen ne diyor?

"Frankfurt’tan sonra edebiyatımızın bir iki yazarla temsil edilmekten çıkıp onlarca yazarla temsil edilen bir edebiyat olmaya doğru evrilmesini ümit ediyorum."

Ben de bu umudu taşıyorum.

* * *

KAÇ
yılda bir bu fırsat yakalanır? Belki de hiç. Bundan dolayı önemini vurgulamak için konuya dikkati çekmek gerekiyor.
X