« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Formula 1’in en iyileri

Michael Schumacher yılın son yarışı Japonya Grand Prix'sinde istediği sonucu alarak altıncı kez dünya şampiyonu oldu. Böylece efsane yarışçı Manuel Fangio'yla paylaştığı 5 dünya şampiyonluğu rekorunu da kırmış oldu. Bu sezon üst üste dördüncü şampiyonluğunu kazanan Alman sürücü birçok rekoru elinde tutuyor.

Alp ULAGAY
SON GÜNCELLEME
Ama tarihin en büyük Formula 1 sürücüsü olup olmadığı hálá tartışmalı. 1997'de İngiliz F1 dergisi hazırladığı ‘‘en iyiler’’ listesinde Brezilyalı Ayrton Senna'yı ilk sıraya yerleştirirken Schumi'yi yedinciliğe layık görmüştü. İngiliz The Sunday Times gazetesi de aradan geçen altı yıl ve onca başarıya rağmen onu üçüncülükten yukarı çıkarmadı. Times'a göre tüm zamanların en büyük Formula 1 sürücüsü İskoç Jim Clark. 1968'de yarış pistinde hayatını kaybeden Clark sürüş becerisi ve hız tutkusuyla hálá ilk sırada yer alıyor. Arjantinli Fangio ise ikinciliği kaptırmamış. Listedeki pilotlardan üçü yarış veya deneme sürüşü sırasında hayatını kaybetmiş. Avusturyalı Niki Lauda ise zor kurtulduğu kazanın izlerini hálá taşıyor. Şu anda pistlerin rakipsiz ismi Schumacher'in en büyük şansı bu listedeki diğer sürücülerle şampiyonluk için çekişmemiş olması.

Jim Clark (İskoçya) 1960-1968

TÜM ZAMANLARIN EN BÜYÜĞÜ

Bir Formula 1 direksiyonuna geçmiş en büyük yetenek. Saf hız dendiğinde akla ilk Jim Clark gelir. Toplam 25 Grand Prix kazandı. 1963 ve 1965'te Lotus'un koltuğunda iki kez dünya şampiyonu oldu. 1968'de üçüncü şampiyonluğun peşinde koşarken Hockenheim'de geçirdiği kazada 32 yaşında hayatını kaybetti. Belçika Grand Prix'sinin koşulduğu hızlı ve tehlikeli Spa pistinde kimse onu geçemedi.

En iyi yarışı: 1967'de Monza pistinde lastiği patladığı için rakiplerinden neredeyse bir tur geriye düştü. Aradaki farkı inanılmaz bir beceriyle kapatıp tekrar liderliğe yükseldi ama son turda yakıtı bitince üçüncü oldu.

Juan Manuel Fangio (Arjantin) 1950-1958

HER YIL EN İYİ TAKIMA TRANSFER OLDU

1949'da Avrupa'ya geldiğinde ehliyeti olmayan 38 yaşında bir yarışçıydı. 1950'den itibaren yedi yılda beş dünya şampiyonluğu kazandı. Bu yıla kadar en çok dünya şampiyonu olan yarışçıydı. Yarıştığı 51 Grand Prix'in 24'ünü kazanarak tekrar edilmesi zor bir yüzde tutturdu. İyi sürücülüğü kadar iyi de bir stratejistti. Hep bir yıllık anlaşmalar imzalar ve sezon sonunda en güçlü takıma geçerdi.

En iyi yarışı: 1957'de Nürburgring pistinde kötü bir pit stoptan sonra bir dakika geriye düştü. En iyi tur rekorunu birçok kez kırarak farkı kapadı ve üç saniye farkla yarışı kazandı.

Michael Schumacher (Almanya) 1991-

6 KEZ DÜNYA ŞAMPİYONU VE REKORTMEN

Pistte veya pist dışında kazanmak için ne gerekiyorsa yapmaya hazırdı. Olağanüstü çalışma azmi çevresindekileri de ateşledi ve bu sayede altı kez dünya şampiyonluğuna ulaştı. İki kez şampiyonluğa taşıdığı Benetton'u bırakarak riskli bir hamleyle 1996'da Ferrari'ye geçti. Dört yıllık bocalama süresinden sonra 2000'de ‘‘şahlanan atı’’ tekrar zirveye taşıdı. Son dört yılın şampiyonu halen 34 yaşında ve taktik zekasını koruyor. Yağışlı bir Grand Prix'te onunla kimse boy ölçüşemez. 70 Grand Prix birinciliği, 122 kez ikinci ve üçüncü olarak kürsüye çıkması ve topladığı 1083 puanla rekortmen.

En iyi yarışı: 1995'te Nürburgring'de yağlanmış pistte başarılı sürüşüyle son turlarda birinciliği kaptı.

Ayrton Senna (Brezilya) 1984-1994

ZARAFETİ, ACIMASIZLIĞINI UNUTTURUYOR

Dördüncü dünya şampiyonluğunu kovalarken 1994'te Imola pistinde Willaims-Renault'nun koltuğunda saatte 200 kilometreyle duvara çarptı. Bu kaza Formula 1'i en heyecan verici ve en büyük yeteneklerinin birinden mahrum bıraktı. İnançlı bir Katolik olan Senna, yeteneğini Tanrı'nın ona yarış kazanması için bahşettiğine inanıyordu. Kaderine uymak için ne gerekiyorsa yapacaktı. Direksiyondaki stili, yarış dışındaki cazibesi, zarafeti ve zekası pistteki acımasızlığını unuttururdu. 65 sıralama turu birinciliğini Schumacher'in bile kırması zor gözükmüyor.

En iyi yarışı: 1988'de Suzuka'da ilk turda ancak 16. sıradayken yarışı kazandı ve ilk dünya şampiyonluğunu kazandı.

Jackie Stewart (İskoçya) 1965-1973

ZİRVEDEYKEN BIRAKTI PATRON OLDU

Yaptığı her işte mükemmelliyetçiydi. Müthiş bir cesareti ve zekası vardı. Üstelik bu özelliklerini sergilediği dönemde her sezon birçok sürücü pistte yaşamını yitiriyordu. Üç kez dünya şampiyonuydu ve zirvedeyken Formula 1'i bıraktı. Pistlerde alınan güvenlik önlemlerinin geliştirilmesinde büyük rol oynadı. Daha sonra Stewart takımını kurup patron olarak da pistlere çıktı ama üç yıl önce takımı sattı.

En iyi yarışı: 1968'de Nürburgring'deki ölümcül pistte yağmur ve sis yüzünden görüş sıfıra yakındı. Buna karşın daha ilk turdan sekiz saniye fark yaptı ve yarışı dört dakika farkla kazandı.

Alain Prost (Fransa) 1980-1993

ONA PROFESÖR LAKABINI TAKTILAR

Hızlı ama gösterişsiz ve istikrarlıydı. Her yarışı detaylı analiz etmesi sebebiyle profesör lakabını aldı. Üç kez McLaren, bir kez de Williams'la dünya şampiyonluğuna ulaşması lakabını neden hak ettiğinin kanıtıydı. Medyayı çok ustaca kullanan Prost 199 Grand Prix'te kazandığı 51 birincilikle Schumacher'in ardından ikinci sırada. Ancak, kurduğu Prost takımı yüzünden çok büyük bir başarısızlık yaşadı. 2001'in başında takım iflas etti.

En iyi yarışı: 1985'te Monza'da hatasız bir yarış sonunda ilk dünya şampiyonluğunu garantiledi.

Jack Brabham (Avustralya) 1955-1970

KENDİ OTOMOBİLİYLE KAZANAN TEK SÜRÜCÜ

Pist dışında son derece sakin biri olan Brabham yarış sırasında son derece spektaküler ve agresifti. Bu stili ülkesindeki toz toprak içindeki pistlerde edinmişti. Aynı zamanda başarılı bir mühendisti. Üçüncü dünya şampiyonluğunu kendi tasarladığı otomobille kazandı ve bugüne kadar bunu başaran tek sürücü.

En iyi yarışı: 1966'da Reims'te 40 yaşındayken kendi otomobiliyle ilk yarışını kazandı.

Stirling Moss (İngiltere) 1951-1961

İNGİLİZ MİLLİYETÇİLİĞİ İKİNCİLİĞE MAHKUM ETTİ

Dört kez ikinci sırayı alıp hiç dünya şampiyonluğu kazanamamasına karşın 10 yıl boyunca en iddialı sürücülerdendi. Vatanserverliği yüzünden Britanya markalarıyla yarışmayı tercih etti. Yabancı bir takıma gitse kolayca dünya şampiyonu olabilirdi. Sakin kişiliğine karşın her yarışı kazanmak için sonuna kadar uğraşırdı.

En iyi yarışı: 1955'te Aintree'de Mercedes'ten takım arkadaşı Fangio'yu 0,2 saniye geride bırakıp ilk Grand Prix'sini kazandı.

Alberto Ascari (İtalya) 1950-1955

DENEME YARIŞINDA HAYATINI KAYBETTİ

1952 ve 1953'te Ferrari'nin direksiyonunda iki kez dünya şampiyonu oldu. Ferrari'deki bu başarısını ancak yarım yüzyıl sonra Michael Schumacher geçebildi. Çok sevilen İtalyan sürücü 1955'te Monte Carlo'da yaptığı kazadan sağ salim kurtuldu. Ama birkaç hafta sonra Monza pistindeki bir spor otomobili yarışının denemelerinde hayatını kaybetti.

En iyi yarışı: 1953'te Silverstone'de yarışı başından sonuna kadar Fangio'nun önünde götürdü ve kazandı.

Niki Lauda (Avusturya) 1971-79, 1982- 85

İKİ AYRI DÖNEMDE ZİRVEYE ÇIKTI

İki ayrı dönemde zirveye çaktı. Önce 1970'lerde Ferrari'yle iki şampiyonluk kazandı. Formula 1'i bıraktıktan sonra 1984'te geri döndü ve Alain Prost'un yarım puan önünde üçüncü kez şampiyon oldu. Müthiş yarış zekasıyla her yarıştaki riskleri hesaplar ve ona göre hareket ederdi.

En iyi yarışı: 1976'da Monza'da korkunç şekilde yandığı kazadan sadece altı hafta sonra ve acı içinde yarıştı. Buna karşın dördüncü sırayı aldı.

Bunları da Beğenebilirsiniz