"Ateş Bakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ateş Bakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ateş Bakan

Formam sarı-lacivert, yükselenim Çarşı...

İnanmak lazım karara, davayı havale ediyorum zamana. Çıkartamadım formayı hala…

Hukuk okumadım…
Ahkâm kesemem…
Ama “adalet” nedir, iyi bilirim…
Ben anladığımı anlatacağım…
Yanılıyorsam; “formasının renginden” deyip geçin…
Ama bilin ki hatayı, en çok kendi çocuğumda ararım…
Çocuğumun veya babamın hatasını da yazacağım…
Ancak gün, bugün değildir.

***
Karar açıklandı…
Fenerbahçe ve Beşiktaş ceza aldı…
Trabzonspor ve diğerleri beraat…
Ceza alan başka topçu ve kulüp olmayınca;
Fenerbahçe ve Beşiktaş, kendileri çalmış kendileri oynamış…
Ya da becerememişler işlerini…
Bence beceriksizlikten(!)  yargılanmalı yönetimleri…
Şaka yapmıyorum!
Ben değil, siz dediniz yıllarca;
“Becerikli yönetici isteriz!” diye…

                     ***
Kendim için not almıştım; Yazabilmek bugüne kısmetmiş…
Yıllardan 2011…
Fenerbahçe şampiyon olmuş…
3 Temmuz’da yaşanmamış…
Ben de yazıp çizmiyorum…
Kendim için not düşmüşüm:
“Fenerbahçe, Trabzonspor’a göre daha zor bir lig oynadı” diye.
Sakın yanlış anlamayın, “kimse şike yaptı” demiyorum.
Ama bana göre, “daha zor geçti Fenerbahçe’nin maçları.”

                      ***
Bana öyle gelmiş olabilirdi…
Yine olabilir…
Ama unutmadım, unutmayacağım;
Buca, Karabük, Beşiktaş, Galatasaray, Gaziantep maçlarını…
Trabzonspor da aynı takımlarla oynadı…
Onları hatırlamadım bile…
Fenerbahçe’nin Galatasaray ile Arena’nın açıldığı günkü maça bakın…
50.000 seyircisi ile Galatasaray’ın, maçı kazanma arzusuna…
Bir de maçın son dakikasına bakın…
Takımın o dönemdeki her şeyi Milan Baros;
“Bu iş bitti. Ben gidiyorum” dercesine kendini attırıyor…
Çünkü ligi bitmiş varsayıyor…
Oysaki iki hafta sonra yine Arena’da, Trabzon maçı var…
-----O maç önemli değil…
Nereden biliyor Allah’ın yabancısı bunu?
Çünkü kulübün hedefi değil, o maç…
Ve o maç, Baros’ suz ve seyircisiz oynanıyor…
Bu bir şike değil…
Yalnızca hedef…

                       ***
Hafızam kötüdür ama bazen hiç unutmam…
Özetle ben unutmadım bunları…
Unutmadım, rakip kalecinin gol atmak için ceza sahasına gelişini…
Unutmadım, golü yedikten sonra üzülüyormuş gibi yapan futbolcuları…
Unutmadım, “pek de arzu etmeden atılan golden” sonra bir anda yıkılıp açılan savunmaları…

                         ***
Yanlış yazıyorum ama siz yanlış anlamayın…
Ortada ne bir şike vardı ne bir teşvik…
Benim kast ettiğim sadece” istek”…
Bence Türk futbolunu en büyük problemi…

                        ***
Varsa bir cinayet…
Filmleri ortada…
Naklen yayınlanmışlar maçları…
Bir kez izleyemedik şu, “şaibeli maçları”
Çok isterdim son 10 maçı tekrar tekrar izlemek…
Hem Fenerbahçe maçlarını…
Hem de Trabzonspor maçlarını…
Tam üç yıl geçti aradan…
Çook konuştuk…
Hala konuşuyoruz…
Neden kardeşim bir daha izleyemiyoruz…
Cinayet varsa ortada filmleri elimizde…
Bir hakem hatasını yüzlerce veren televizyonlar;
Verin şu maçları…
Yok…

                 …

Cezayı kim verdi?
--- UEFA
Geçiniz!
Kimse bana hikâye anlatmasın…
Ne yaptıksa biz yaptık…
Cezayı, Türkiye Cumhuriyeti 16. Ağır Ceza Mahkemesi verdi…
------- UEFA, karara uydu…
--------TFF; “Öldürmesem, süründürsem. Yağından, sütünden faydalansam, kılıfına uydurur muyum? ” dedi.Uyduramadı…

               ***
Kimse komplekse kapılmasın…
“Bizim yapamadığımızı yaptılar” demesin…
Biz, kimsenin yapamadığını yaptık!
Dünya’da ilk kez bir spor kulübünün başkanını ve yedi sülalesini bir yıl dinledik…
Takip ettik…
Peşine onlarca dedektif koyduk…
10.000 sayfa tape yazdık…
“Örgüt üyesidir” dedik…
Özel mahkemede yargıladık
Bir yıl içeride tuttuk.
Henüz onanmamış olsada beş yıl da ceza verdik…
Yani komplekse kapılmayın;
Suçluyu bulan da, takip eden de, cezayı veren de, Türkiye Cumhuriyeti Mahkemeleridir.

                   ***
               
Uzun süreli takibin ve mahkemenin sonunda;
Hani bir suçüstü olsa…
Veya iddia edildiği gibi sayılan paralar…
Veya bir itiraf…
Veya birçok insanın, “ ha şimdi çıkacak ortaya diye beklediği deliller”…
Şimdilik yok ortada…
Birde “örgüt” işi sokulmasaydı karara, benim için daha kolay olacaktı inanmak…
             
“Örgüt” dendi mi kafam karışıyor…
Yazmıştım tekrar edeyim.
Bizim ülkede, cezayı ağırlaştırmak için girmiştir yasalara…

                       ***
Bu memlekette;
Sivas katliamı zaman aşımı ile sonuçlandı…
Erdal Eren, Deniz Gezmiş, Adnan Menderes asıldı…
Nazım Hikmet mahkûm oldu…
Hizbullah örgütü zaman aşımından tahliye oldu…
Hırant Dink’i öldürenlerin, “örgüt bağlantısı yok” dendi…
Bu davalar hep “özel mahkemelerde” bakıldı…
Kimi DGM lerde, kimi sıkıyönetim mahkemelerinde…
Bu davalar bitti mi?
---Evet…
Mahkemenin kararı ile tarihin kararı aynı mı?
---Hayır…
Belli ki, bu dava da bitmeyecek…
Belli ki, bu davaya da tarih bakacak…

                    ****
Bu kez farklı bir durum da var ortada…
Formalar…
Davanın tarafı çok…
Kiminde tuttuğu takımın forması, kiminde siyasi partinin…
Aslında kırmızı beyaz giyilmesi gereken bir gündü…
UEFA, ülkeye çaktı cezayı…
“Sen Avrupa’ya; ikinci, üçüncü takımınla gidemezsin. Altıncı, yedinci takımın ile gel” dedi…
Ama Valimiz Mutlu bile çok mutlu…
Devletimizin Valisi benden önce giymiş takımının formasını…

                           ***
Formaları çıkartalım bakalım davaya…
Mümkün değil çıkmıyor formalar üzerimizden…
Benim formam da sarı-lacivert…
Yükselenim de Çarşı…
Çıkmıyor üstümden…
Belki forma gösteriyor ama;
Gördüğüm şey hep aynı…
Cezayı TFF verse de aynı...
UEFA verse de aynı…

***
İnanmak lazım bu karara…
Davayı havale ediyorum zamana…
Ama belki, ben de çıkaramadım formayı hala…


 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI