Ege Haberleri

    Foça bombacıları yargı önünde

    Bahri KARATAŞ, İZMİR (DHA)
    22.06.2013 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Foça'da iki askeri şehit eden, 25 kişiyi de yaralayan 8 sanığın yargılanmasına başlandı.

    İZMİR’in Foça ilçesinde geçen yıl Ağustos ayında, askeri servis aracının geçişi sırasında bombalı saldırı düzenlenerek iki askeri şehit eden, 25 kişiyi de yaralayan, saldırı öncesinde de kendilerini gören üç çiftçiyi başlarından vurarak öldüren sanık ile bu kişilere yardım ve yataklık eden 7’si tutuklu 8 sanığın yargılanmasına 12’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.
    12’inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye başlanan davanın ilk duruşmasında aralarında Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde, 2 Eylül 2012’de polis ekipleriyle girdikleri çatışmada yaralı olarak ele geçirilen 30 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 28 yılla yargılanan Yunus Çiçek’in de bulunduğu 7’si tutuklu 8 sanık, olayın mağdur ve müştekileri ile tarafların avukatları hazır bulundu. Davaya Foça Belediyesi adına Avukat Semra Aydoğdu Özcan da katıldı. Tutuklu bulunduğu Diyarbakır’da İzmir’e getirilen Yunus Çiçek, dava başladıktan sonra duruşmaya yetişebildi.

    KÜRTÇE SAVUNMA YAPACAK
    Kimlik tespitlerinin ardından savunmalara geçildi. Bombacıları İzmir’e getirerek sakladığı öne sürülen 26 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 15 yıl hapis istemiyle yargılanan Hasan Deliktaş, kimlik tespitinin ardından sorulara ‘Kürtçe’ yanıt verdi. Avukatı da müvekkilinin Kürtçe savunma yapacağını, bir sonraki duruşmada tercuman hazır edeceklerini belirti. Diğer sanıkların tamamı Türkçe savunma yapacaklarını belirtti.

    BENİM ÖRGÜTLE İLGİM YOK
    İlk ifadeyi sanık Faruk Kayli, yaptı. Kayli, savunmasında, eski bir arkadaşı olan sanık Şehmus Rabindüz’ün olaydan önce kendisine ait arabayla Bayındır’dan İzmir’e götürmesini istediğini, yanında da asker kaçağı olduklarını söylediği iki kişinin bulunduğunu, iki araçla İzmir’e doğru yola çıktıklarını, ancak Menemen istikametine doğru gitmeye başladıklarını, Foça ayrımını geçince arkadaki araçta bulunan Şevket Rabindüz’ün Şehmus’u arayıp geri dönmelerini gerektiğini söylediğini, bunun üzerine Bayındır’a döndüklerini anlattı. İkinci olayda ise Şehmus ile birlikte kız istemek için Diyarbakır’a gittiklerini, her iki olayı da televizyondan gördüğünü belirten Kayli, “23 yıldır Bayındır’da yaşıyorum, bu gibi olaylarla hiç ilgim olmadı, Aracım olduğu için bulunduğum çevrede aracımın olması nedeniyle ihtiyacı olan eş dosta gece gündüz sürekli yardım ederim. Olaylarla ilgim yoktur, tahliyemi talep ediyorum” dedi.

    TEDAVİ İÇİN GELDİM
    Sanık Kamil Solak, sağlık sorunları nedeniyle tedavi olmak için Urfa’dan İzmir’e geldiğini, sanıklardan ikisinin öz dayısı olduğunu, olaylarla ilgili dayılarının isimlerinin geçmesinden dolayı şoka uğradığını, olaylarla hiçbir ilgisinin olmadığını söyledi. Sanık Reşit Ertuğrul da, suçlamaları kabul etmediğini, sanıklardan sadece Şevket Rabindüz’ü tanıdığını, esnaf olduğu için Rabindüz’le kaçak çay alışverişi yaptığını, iddianamede anlatılan örgüt elemanlarını tanımadığını, beraatını ve tahliyesini talep ettiğini ifade etti.

    ÖLENLERİN AİLELERİNE BAŞSAĞLIĞI DİLEDİ
    Daha sonra savunmasını yapan tutuklu sanık Şehmus Rabindüz, halalarının oğlu olan Hasan Deliktaş’ın 2011 yılında çiftçilik yaptıkları İzmir’in Bayındır ilçesine lüks bir jiple yanında Suriyeli turizmciler olarak tanıttığı kişilerle geldiğini, başka bir gelişinde yanında daha önce Suriyeli turizimci ve eşi olarak tanıttığı kişi ile geldiğini, 2011 yılı sonrası bir daha kendisiyle hiç görüşmediklerini anlattı. 4 Ağustos 2012 tarihinde Hasan Deliktaş’ın yanında iki kişiyle birlikte Bayındır’a geldiğini anlatan Şehmus Rabindüz, halasının oğlu Hasan Deliktaş’ın 2012 Eylül ayında Bayındır’daki evine geldiğinde bir liste ve 300 lira verdiğini, listede bulunan giysi, çanta, pil, vida, fener gibi malzemeleri almasını istediğini, söylediğini yaptığını, daha sonra gelişinde Deliktaş’ın evin ötesinde bulunan ağacın dibindeki taşa geçen gelişinde bir kısım malzemeler koyduğunu, bunları almasını istediğini, bantlanmış ve içerisinde ne olduğunu bilmediği malzemeleri alarak Deliktaş’a verdiğini anlattı. Deliktaş’ın İzmir’e gitmek için aracını istediğini, kabul etmemesi üzerine yanındaki kişilerin asker kaçağı olduğunu söyleyerek ısrar ettiğini, “Götürmezsen örgütle başın belaya girer” dediğini, bunun üzerine kabul ettiğini ve iki araçla İzmir’e doğru yola çıktıklarını, yolda ağabeyi Şevket’in telefon ederek geri geri dönmelerini söylemesi üzerine döndüklerini, diğerlerinin ne yaptığını bilmediğini, söyledi.

    SONUMUZ KÖYLÜLER GİBİ OLURDU
    Rabindüz, “Bugüne kadar siyasetle ya da herhangi bir örgütle ilgim olmadı. Kendi halinde yaşayan vatandaştım. Bu eylemden vatandaşlarımızın ve askerlerimizin ölmesine çok üzgünüm. Onların yaptığı bu caniliği hiç affetmiyorum. Çiçek yetiştiren, hayvancılıkla uğraşan bir insan bu tür eylemlerle alakası olamaz. Hayvanların bile canının yanmasını istemeyiz, insanlara olmasını hele hiç istemem. Askerlerin ve köylülerin yakınlarının başı sağ olsun. Köylülerin bir tek sanıkları gördüğü için öldürülmesi hele de kabul edilemez. Demek ki biz de onları oraya götürmesek, sonumuz o köylüler gibi olabilirdi” dedi.

    İKİ KARDEŞİMDE ASKERDİ
    Sanık Şevket Rabindüz, kardeşiyle aynı yönde ifade verdi. Eve iki bayanla gelen Hasan’ın bayanları akşamüzeri gelip evden aldığını söyleyen Rabindüz, “Bir hafta görünmediler. Döndüklerinde İzmir’e götürmemi istediler. Götüremeyeceğimi söyledim. Bana ısrarla ‘araç kirala veya bul’ dediler. Ben artık işkillendiğim için başka bir sorun çıkacak diye kabul etmedim. Kardeşimin aracından bahsettiler. Kardeşim aracını vermeyi kabul etmemişti. Bu sefer bizim aracımız 6-7 bin lira zor ettiği halde, ‘bizde para var, 10 bin dolar verelim’ dediler. Ben yine işkillendim ve kabul etmedik. Bu sefer kardeşimi tehdit etmişler. O da çekindiği için götürüp kurtulmayı düşündük. İki araca bindik. Araçta Hasan, ben Yunus ve ölen şahıs vardı. Arkadaki araçta ise kardeşim ve Faruk vardı. Bir süre İzmir’e gideceğimizi düşünerek otobandan devam ettik. Ardından Menemen istikametine yöneldik. Araçtaki Yunus Çiçek ve yanındaki şahıs yolları bizden iyi biliyor ve sapacağımız yerleri tarif ediyordu. Bizden önde bulundukları bir sırada kardeşim ve Faruk görüş alanımızda değilken, Foça istikametinde tam bilemediğim bir yerde aracı durdurup bu iki şahıs araçtan indiler. Ben yolda bir iki kez kardeşimi aramış ve nerede olduklarını sormuştum. Bu şahıslar indikten sonra Hasan bir tarla işinden ve kendisinin dönmesi gerektiğinden bahsederek, ‘beni otogara bırak’ dedi. Ben kardeşimi aradım, dönmelerini söyledim, Hasan’ı otogara bıraktım. İndirdiğimiz şahısların nereye gittiklerine dikkat etmedim. Otobandan devam edip Bayındır’a gittim. Ardından kardeşim ve Faruk da geldiler. Daha sonra olayın olduğunu biz televizyondan öğrendik. Olayla ilgili hiçbir bilgim yok. Böyle olayları asla tasvip etmiyorum, o esnada benim iki kardeşim vatani görevini yapmakta idi. Hasan Deliktaş’ın ısrar ve tehditle kendisini ve yanındakileri İzmir’e götürmelerini istediğini, bu yüzden götürmeye mecbur kaldık” dedi. Mahkeme başkanı Atilla Rahman, duruşmaya bir saat ara verdi. Aranın ardından, sanık Yunus Çiçek’in ifadesine başlanacak.

    OLAY NASIL OLDU
    İlk olay geçen yıl 7 Ağustos’ta Menemen İlçesine bağlı Maltepe Köyü’nde meydana geldi. Çiftçi Yusuf Kafalı (59), şoförü Zekeriya Toksuz (55) ve Bahri Şirin (46), tarlada başlarından vurulmuş halde sulama kanalında ölü bulundu. Bu olayla ilgili çalışma yapılırken, Foça’da askerlere yönelik 9 Ağustos’ta bombalı saldırı, gerçekleşti. Değirmenlik Caddesi'nde askeri personeli Deniz Üssü’ne taşıyan aracın yanında patlama oldu. Uzaktan kumandayla patlatılan tahrip gücü yüksek bombanın etkisiyle araç hurdaya döndü, içinde bulunanlar yaralandı. İlk patlamadan 8 dakika sonra ikinci bir patlama daha yaşandı. Yaralılar çeşitli hastanelere kaldırıldı. Er Özkan Ateş, olay yerinde, Uzman Çavuş Hakan Furkan Özmen ise kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. Olayda askerler ile birlikte toplam 25 kişi yaralandı. Bölgede yapılan araştırmada bulunan piller, kablolar, pet su şişesi üzerindeki araştırmada iki kişiye ait parmak izi çıktı. Bir süre sonra Viranşehir-Ceylanpınar karayolunda polis ve jandarma kontrol noktasına gelen F.Y., yönetimindeki araçtan inen 2 terörist, güvenlik güçlerine ateş açtı. Bir polis memuru şehit olurken, bir polis memuru, bir uzman çavuş ile bir sivil vatandaş yaralandı. Çatışmada, teröristlerden Yunus Çiçek, yaralı olarak ele geçirildi, el bombası atmaya çalışan ‘Ahmet Bal’ kod adlı Burhan Bozkurt bombanın patlaması sonucu yaşamını yitirdi. Parmak izleri uyuşunca Menemen ve Foça'daki terör olayları da aydınlanmış oldu. TMK 10’uncu maddesiyle görevli Cumhuriyet Savcısı Sinan Taşkın, hazırladığı iddianamede, sanıklardan Yusuf Çiçek’e 30 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 28 yıl, Hasan Deliktaş’a 26 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 15 yıl, Şevket Rabindüz’e 26 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 12 yıl, Şehmuz Rabindüz’e 26 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 12 yıl, Faruk Kayli’ya 26 kez ağırlaştırılmış müebbet, Reşit Ertuğrul ve Kamil Solak ile tutuksuz sanık A.Y. hakkında da 16’şar yıl hapis cezası istemiyle 12’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘terör amacıyla kasten öldürme, öldürmeye teşebbüs, tehlikeli madde izinsiz bulundurma, silahla kasten yaralama, devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak ve 6136 sayılı kanuna muhalefet’ suçlarından yargılanmaları istemiyle dava açtı.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNAN HABERLER

        Sayfa Başı