Fitch'ten "pozitif reyting" reçetesi

AA
26.09.2013 - 14:05 | Son Güncelleme:

Fitch Ratings Kıdemli Direktörü Paul Rawkins Türkiye'de cari açıkta dönüşüm olur ve enflasyon düşerse Türkiye'nin "durağan" olan görünümünün pozitife dönebileceği işaretini verdi.

Fitch Ratings Kıdemli Direktörü Paul Rawkins, "Eğer cari açıkta dönüşüm olur, enflasyon düşer, daha çok doğrudan yatırım görürsek, Türkiye pozitif bir reyting aksiyonuna yaklaşır" dedi.

Fitch Ratings'in her yıl İstanbul'da düzenlediği "Türkiye'nin Kredi Görünümü" toplantısında soruları cevaplayan Rawkins, Türkiye'nin küresel belirsizliklere karşın ekonomik temellerinin güçlü olduğuna dikkati çekti.

"Eğer cari açıkta dönüşüm olur, enflasyon düşer, daha çok doğrudan yatırım görürsek,Türkiye pozitif bir reyting aksiyonuna yaklaşır. Bu gelişmelerin olması halinde aksiyona görünümün belki pozitife çevirilmesiyle başlanabilir" diyen Rawkins, Türkiye'nin bu yıl ekonomik büyümesinin yüzde 3,5 seviyesinde gerçekleşmesini beklediğini söyledi.

Fitchten pozitif reyting reçetesi

FITCH’TEN SERT İNİŞ RİSKİ UYARISI


Rawkins, "Türkiye'nin ekonomik büyümesinde gelecek yıla ilişkin beklenti aralığı oldukça geniş. Türkiye'nin 2014 büyümesinin yüzde 1,5 ile yüzde 4,00 arasında gerçekleşmesini bekliyorum. Türkiye'nin gelecek yıl yüzde 1,5 oranında büyüme kaydetmesi, en kötü durum senaryosuna aittir. Bu yıl sonunda Türkiye'nin GSYH'na oranla cari açığının da yüzde 6-7 seviyesinde gerçekleşmesini bekliyorum" şeklinde konuştu.

Merkez Bankası bu kadar hedefe aynı anda sahip olamaz
Merkez Bankası Başkanı'nın faiz artırımına gidilmeyeceği yönündeki açıklamalarını da değerlendiren Rawkins, "Merkez Bankası eğer işler değişirse ileride faiz artırımını yeniden değerlendirebileceklerini kabul ediyor. Hiçbir Merkez Bankası'nın faiz artırımını tamamen gözden çıkaracağını düşünmüyorum " dedi.

Merkez Bankası'nın yıl sonu ve gelecek seneye ilişkin kur öngörülerini paylaşan Rawkins, "Bu kadar hedefe aynı anda sahip olamazsınız. Bizce faiz oranlarını ve kuru aynı anda düzenleyebileceğinizi söylemek zor. Hem faiz hem de kuru aynı anda kontrol etmek çok zordur.Faiz oranlarındaki istikrar ancak kurdaki oynaklık bedeliyle sağlanabilecektir. Kurumların kur oranlarının ne kadar olacağı ile ilgili bu kadar kesin ifadesi biraz olağandışı" ifadelerini kullandı.

Bu yılın başlarından itibaren hedefi enflasyondan çok hızlı büyüme olarak gördüklerini belirten Rawkins,"Türkiye'de sermaye girişinde ani bir duruş beklemiyoruz. Daha düşük seviyede de olsa sürecektir. Öte yandan finansman daha pahalı olacaktır. Fed'in politikalarına ülkeler farklı karşılıklar verdiler. Örneğin Hindistan hemen faiz artırımında bulundu" dedi.

Suriye reytingi etkilemez
Türkiye'nin içinde bulunduğu bölgesel politik riskleri de izlediklerini belirten Rawkins, "Suriye meselesi Türkiye'nin ekonomisini özellikle bütçesini etkilemeye başlamadıkça reytingi de etkilemez" dedi.

Rawkins, ekonomistlere ve gazetecilere yaptığı sunumda, "1-3 yıl içinde BBB kategorisindeki ülkelerin çoğu olduğu yerde kalıyor. Herhangi bir değişiklik olmuyor. İlk yılda yukarı doğru bir değişiklik ihtimali yüzde 20, üçüncü yıl sonunda notun arttırılması ihtimali yüzde 40'a kadar çıkabilmekte. Bunun böyle olacağını ve Türkiye için de hikayenin böyle şekilleneceğini söylemiyoruz ama rakamlara baktığımız zaman diğer ülke ortalamalarından çıkardığımız sonuç bu..." şeklinde konuşmuştu.

Türkiye'nin Fitch tarafından uzun vadeli kredi notu "BBB-" görünümü ise "durağan" seviyede bulunuyor.

Rawkins, BBB- ülke notu için yakın zamanda bir baskı ve regülasyon görülmediğini belirterek, cari açığın daha kalıcı şekilde azaltılmasının olumlu etki oluşturabileceğini söyledi.

Rawkins, mayısta oldukça dramatik bir duruş sonrasında nispeten ılımlı bir toparlanmanın söz konusu olduğunu, nisandan bu yana hisse senetlerinde, portföy girişlerinde yüzde 10 kadarlık bir düşüş görüldüğünü ve bankalarla şirketlerin hala çok yüksek oranla kredi temini yaptıklarını belirterek, bunun net sermaye girişlerini de etkilediğini bildirdi.

Paul Rawkins, bu konuya uzun vadeli ele alınıp cari açığın son 5-6 yıldaki gidişatına ve bunun nasıl fonlandığına bakılmasının doğru bir yol olacağı tespitinde bulunarak, "Türkiye'nin 2009'daki gibi bir krizle karşı karşıya olmadığı ve avro bölgesi 2011 sonu borç krizi kadar kötü olmadığını da vurgulamamız lazım. Diğer bir nokta cari açığın bu noktada finanse ediliyor olması. Üçüncü nokta ise Türkiye'nin uluslararası rezervleri olsa bile, 2008-2009 seviyesinden çok daha yüksek seviyeye çıktığını görüyoruz" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin aslında tahmin edilenden daha dirençli olduğunu söyleyen Rawkins, Türkiye'nin Fed'in duyurularından ve o zamandan bu yana cereyan eden olaylardan orantısız bir şekilde etkilendiğini söyledi.

Rawkins, makro ekonomik dengesizliklere bakıldığında enflasyonun, cari açığın ve kredi hacmi artışının da bariz şekilde yüksek olduğunu gördüklerini aktararak, bu faktörlerin kesinlikle piyasaları yönlendiren noktalar olduğunu ancak ülkenin spesifik özelliklerine bakıldığında mayıstan itibaren siyasi ve sosyal gerginliklerin ortaya çıktığının görüldüğünü kaydetti.

"Türkiye belki mükemmel fırtınanın dibinde değil ama oldukça yaklaşıyor"

Paul Rawkins, Türkiye'nin mükemmel fırtınanın dibinde olmadığını ancak oldukça yaklaştını belirterek, şunları kaydetti:

"2012'de Türkiye'nin notunu hangi sebeplerden arttırdık? Bunlardan bir tanesi 'yumuşak iniş'. Türkiye'nin acaba bir çakılmayı engelleyip engelleyemeyeceğiydi ve Türkiye'nin bundan kaçınmasının, esnekliğinin ve aynı zamanda direncinin de artmasında etkili olduğunu gördük. Bu not arttırımı aynı zamanda bir takım güçlü yanlarının da teyidini oluşturuyordu. Güçlü kamu finansmanı bu nedenlerden bir tanesi. Aynı zamanda sağlam bir bankacılık sisteminin olmasının özellikle kilit noktalar olduğunu söyleyebiliriz.

Avro bölgesinde aynı zamanda bu borçluluk durumuna baktığımızda sağlam bankacılık sisteminin ne kadar önemli olduğunu görebiliriz. Türkiye'nin özellikle büyüme öngörülerinin de çok olumlu olduğunu görüyoruz. Derin bir iç sermaye piyasasına sahip olması çok önemli. Bu sıralarda bir takım kamu borçlarının iç finansman yoluyla halledilebildiğini gördük. Türkiye'de yüksek dış finansman riskleri ve yüksek bir cari açık var. Bu ikisi de Türkiye'yi dış gelişmelere karşı daha hassas ve kırılgan hale getiriyor."

Ödemeler dengesinin büyümeye olan daraltıcı etkisine bakıldığında, bu büyüme daralmasının iç tasarrufun düşük olmasından kaynaklandığına dikkati çeken Rawkins, "Eğer sermaye akışında ani bir duruş olursa o zaman bu büyüme için ciddi bir tehdit oluşturacak ve Türkiye ciddi bir resesyon yaşayabilir. Türkiye için en büyük risk, şu anda cari açıkla birlikte 'ani duruş riski' diye konuştu.

Bu kadar ciddi bir cari açığı kısa vadeli borçlarla finanse etmenin mümkün olmadığını dile getiren Rawkins, bunun politika yapıcılarının artık optimum büyüme oranının ne olduğunu gözden geçirmesine şart koştuğunu ifade etti.

Rawkins, Fitch olarak 2012 Kasım ayında bir noktada cari açık şoklarının olabileceğini belirttiklerini anımsatarak, resesyonların ve yapısal bir cari açığın söz konusu olduğunun altını çizdi.

"Para ve döviz kuru politikasında geçmişte görülmeyen ciddi bir esneklik söz konusu"

Paul Rawkins, Türkiye'nin gelecek yıllarda GSYH/Cari açık oranının yüzde 6'lar seviyesinde tutulması durumunda bunun sürdürülebilir olduğunu ancak daha fazla artarsa doğrudan yabancı yatırımlarla finanse edilmesi gerekebileceği uyarısında bulundu.

İçlerini rahatlatan başka tamponların da varlığına işaret eden Rawkins, "Güçlü bir hükümet yapısının bulunması, banka ve hanehalkları bilançolarının Avrupa'dan daha olumlu olması... Türkiye şu anda ödemeler dengesi krizinden uzakta görünüyor. Bankacılık sistemi güçlü. Aynı zamanda para politikasında ve döviz kuru politikasında geçmişte görülmeyen ciddi bir esneklik söz konusu" diye konuştu.

Rawkins, TCMB'nin döviz kurunun ne kadar düştüğünü gözardı edemeyeceğini dile getirerek, bunun da sınırları olduğunu ve TL nin fazla değer kaybetmesinin enflasyon artışına yol açabileceğini söyledi.

"Türkiye'nin daha düşük bir cari açık hedefine ulaşmak için de döviz kuru politikasında değişiklikler yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Aynı zamanda daha dar bir global likidite söz konusu olabilir. Bu da merkez bankasının faiz oranları stratejisini yenilemesini gerektirebilir. Müdahale edilmezse Türkiye'nin 2011'de kaçınmaya çalıştığı 'sert iniş' söz konusu olabilir" ifadelerini kullanan Rawkins, bunların şu anda görülen riskler olduğunu açıkladı.Rawkins, Türkiye'nin aslında ikili açıkla karşı karşıya olmadığını ve ödemeler dengesi krizinden de uzak olduğunu vurgulayarak, Türkiye'de ılımlı bir kamu borcu olduğunu, BBB- kredi derecesi bulunduğunu ve gelişmekte olan Avrupa ülkelerinde 2008-2009'dan bu yana ülke borçalarında da azalma gördüklerini belirtti.

Kamu sektörünün dışsal olaylardan bir nebze dışsal olaylardan korunmuş gibi göründüğünü aktaran Rawkins, derin bir iç sermaye piyasası olduğunu ve faiz dışı harcamalarda ise yüksek bir artış olduğunun gözardı edilemeyeceğini söyledi.

Kendi görüşmeleri sonucunda, hükümetin borç yoluna başvurmayacağı gibi bir izlenim edindiklerini bildiren Rawkins, şunları kaydetti:

"Kişi başına düşen GSYH oldukça yüksek. Demografik açıdan oldukça olumlu bir tablo söz konusu. Bankacılık sistemi oldukça güçlü ve sermaye yapısı sağlam. Henüz sağlıklı olarak belirlenen sınırlar dışına çıkmış bir risk söz konusu değil. Tablonun oldukça olumlu bir resim arzettiğini söylemek mümkün.

2011-2012 yıllarında da piyasalarını Ortadoğu ve Afrikaya yönlendirmesini de başarılı bir şekilde yaptığını gördük. Hızlı bir şekilde bu yönelişi başarması da bu yönelişin bir parçasıydı. Oldukça dinamik bir sektör. Ülke notu da toplamda bütün bunları yansıtıyor. Türkiye'nin iyi bir iş çıkardığını görüyoruz. Düşük bir iç tasarruf söz konusu. Bu da aslında kendi notu olan BBB- ortalamasının altında ve bu da bir cari açık şeklinde kendini yansıtmakta. Aynı zamanda yüksek enflasyon ve kredi büyümesi, resmi hedeflere ulaşmada muğlaklık sebebi."

"Sandıktan çıkacak sonuç, kredi derecelerimizin ne yönde olacağı konusunda önemli"

Paul Rawkins, politik riskin uzun zamandır derecelendirme açısından zayıf nokta olduğunu vurgulayarak, bir belirsizliğin söz konusu olduğunu ve özellikle politik stabiliteye bakıldığında bunun düşük seyrettiğinin görüldüğünü söyledi.

"Buna karşın bunun da böyle olduğunun farkında olarak Türkiye'nin notunun BBB- olduğunu söylemek isterim. Biz Fitch olarak Türkiye'nin Arap Baharı'yla olup bitenlerle bir benzerlik arzetmediğini düşünüyoruz. Bir paralellik yok. Fitch'in fikri bu şekilde" diyen Rawkins, AK Parti'nin parlamentoda çoğunluğa sahip olduğunu ve sandıktan da oldukça büyük bir başarıyla çıktığını hatırlattı.

Rawkins, hükümetin popülerliğinin halkın aldığı destekle de kendini göstermekte olduğunu belirterek, 2014 ve 2015'te seçimlerden nasıl sonuçlar çıkacağını, bu sonuçların kendi derecelerini nasıl etkileyeceğini ve yabancı yatırımcıların ne tarafa yönlendirileceği konusunda önemli olduğunu söyledi. Ayrıca Suriye'deki ihtilafın da giderek adı konulması zor bir hal aldığına değinen Rawkins, bunun da Türkiye'ye etkilerinin ne şekilde olacağını takip edeceklerini bildirdi.

Rawkins, şöyle konuştu:

"BBB- ülke notu ve yakın zamanda bu notun değiştirilmesi için yakın zamanda bir baskı ve regülasyon görülmemekte. Pozitif tarafta neler olabilir diye baktığımızda daha kalıcı bir cari açık azaltılması bu faktörlerden bir tanesi. Cari açığın küçültülmesi olumlu bir adım olur. Aynı zamanda enflasyonun daha stabil veya daha düşük hale gelmesi ve onun uzun dönemli kılınabilmesi olumlu etkilerden bir tanesi. Bir başkası mevcut iş dünyasının ikliminin iyileştirilmesi olabilir. Bu da yabancı doğrudan yatırımın ülkeye akışını kolaylaştıracak olumlu bir faktör olarak algılanacaktır.

Olumsuz tarafta ise bir ödemeler dengesi krizinin büyük çaplı olarak ortaya çıkması ve küresel finansal durumun ya da iç piyasadaki politika yapıcılarının yanlışlara yönelmesini sağlayacak bir seviyede olursa, olumsuz olarak algılanacaktır. Bir büyük politik şok yine ekonomiye olumsuz bir etki yaratacaktır" öngörüsünde bulundu.

Son olarak BBB- notunun izahını da yapan Rawkins, şöyle devam etti:

"Fitch'in ülke geçiş araştırması, ülke notlarının belli bir zaman sürecinde nasıl ilerlediğini araştırıyor ve grafikten de gördüğümüz şu, 1-3 yıl içerisinde BBB kategorisindeki ülkelerin çoğu olduğu yerde kalıyor. Herhangi bir değişiklik olmuyor. İlk yılda yukarı doğru bir değişiklik ihtimali yüzde 20, üçüncü yıl sonunda notun arttırılması ihtimali yüzde 40'a kadar çıkabilmekte. Bunun böyle olcağını ve Türkiye için de hikayenin böyle şekilleneceğini söylemiyoruz ama rakamlara baktığımız zaman diğer ülke ortalamalarından çıkardığımız sonuç bu.

Ülke dinamikleri tabii ki bu sonucu belirleyen faktör olacaktır. 2011 yılında Macaristan'ın ülke notunu aşağı çektik. 2012 yılında aynı şey Tunus için yaşandı. Söylemeye çalıştığımız şu, BBB- seviyelerinde baktığımızda Hindistan ve Namibya bir süredir BBB-'de seyrediyor. Onlarda bir hareket olmadı."

Etiketler:


EN ÇOK OKUNANLAR

    Sayfa Başı