Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fişime yaz komutanım!

<B>KOMUTANIM </B>işte buyrun, soyadım <B>'Uluengin'</B>, küçük ismim <B>'Hadi'</B>, göbek adım ise <B>'Mehmet'</B>tir ve lütfen fişime yazıverin!

Pederimin 'Feridun', validemin de 'Selma' olduğunu kara deftere kaydedin.

Doğum tarihim 20 Haziran 1951, saat 06.23; yeri ise İstanbul, Sıraselviler'dir.

Sonracığıma, Payitaht kökenli ecdadım hep 'Bahriye-i Osmaniye' zabitanı olduğu için, bildiğim kadarıyla yedi kuşaktır 'Türk-İslam-Sünni' aidiyet taşıyorum.

Fakat, annemin baba tarafı Rumeli 'evlad-ı fatihan'ından indiğine göre, belki o 'halis kanım' (!) Tuna suyunun Eflak, Boşnak, Arnavut globülüyle melezleşmiştir.

Aman komutanım şunu şöyle iyicene bir araştırın ki, hiç olmazsa sayenizde, 18. Yüzyıl sonunun ötesine gitmeyen familya ağacım Nuh-u Nebi'ye dek uzanıversin.

Az daha unutuyordum, uzak akrabaya bir Rum, bir de Yahudi gelin gelmiştir.

* * *

KOMUTANIM, daha ne malumat vermemi buyururdunuz?

Haa, ailem zengin sayılmasa bile o dönemde 'hali vakti yerinde' addedilirdi.

Örneğin, kış aylarında hem 'Hacı Şakir' sobayı, hem küçük gazlıyı yakardık.

Üstelik, yedi yaşımdayken ikinci elden 'Frigidaire' marka bir buzdolabı alındı.

Sizin kıstaslarınıza göre belki 'sosyetik' (!) kategoriye giriyorumdur.

Sonra, 'cinnet yılları' hariç vallahi hiçbir örgüt, kulüp ve locaya üye olmadım.

Futbol takımı bile tutmam ve okul derneğinin aidatını da ödemiyorum.

Zaten, hakkımdaki fişlemeyi tamamlamak için başka ayrıntıya ihtiyacınınız varsa 'Hürriyet' gazetesi santralı aracılığıyla benimle derhal temas kurabilirsiniz.

Her sorunuzu cevaplandırmak için emrinize amade ve hazırolda bekliyorum.

Bu arada, belki tanırsınız diye rica edeceğim, n'olur bilgisayarımı 'Balıkesir ... Beldesi Güzelleştirme Derneği' paravanı altında uzaktan denetleyen hazret, ben bunu keşfedip tedbir alınca o kadar kızmasın ve üç saatte üç yüz virüs göndermesin.

Böylesine yoğun bir bombardıman zaten demode aparatımı tamamen çökertti.

Yazılımcı çağırıp tamir ettirtmek ise ebedi züğürt kulunuza çok ağır geldi.

Üstelik komutanım ben aslını inkar eden namert değilim, AB yandaşı olduğumu ve ülkemin bu kurumla bütünleşmesini istediğimi dobra dobra haykırdım.

Dolayısıyla, tabii ki beni de fişlemeye hakkınız olduğu konusunda kuşkum yok.

* * *

VAR, var! Kuşku ne kelime, Necdet Açan'ın dünkü 'Hürriyet'e manşet olan ve yılın haberi ödülünü hakeden 'Asker fişlemesi' skandalına ilişkin bin itirazım var.

Zaten ey okuyucu sana soruyorum, dünyanın hangi demokrasisinde, yegane asli görevi sivil iktidarın denetim ve direktifi altında yurt savunmasını gerçekleştirmek olan ordu, kendi vatandaşlarını 'fiş-le-mek' selahiyetine sahiptir? Tek örnek yeter!

Etnik köken, fikri eğilim, sivil girişim, servet düzeyi onun üstüne vazife midir?

Nasıl böyle bir karar alabilir? Nasıl büyük bir fütursuzlukla talimat gönderir?

Askeri istihbaratlar ecnebi casusluk ve karşı casusluk faaliyeti için kurulmuştur.

Ve, hiçbir orduya kendi ülke yurttaşlarını ispiyonlamak hakkı bahşedilmez!

Kaldı ki, Kara Kuvvetleri Komutanlığı TC vatandaşlarını 'kendini ulusal değerlerin dışında ve üstünde' görenler diye fişlerken, çok izafi bir 'ulusal değer' kavramını hangi tanıma göre saptamaktadır? Kıstas, kışla iç nizamnamesi midir?

Demokrasilerde sonsuz vahim bir anayasal suç oluşturan ve en üst olanı dahil, derhal azledilecek sorumluluların yargı önüne çıkartılmasını zorunlu kılan bu skandal karşısında, heyhat ben ancak, 'komutanım, bunu da fişime yaz' diyebiliyorum.
X