Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fişekçi’nin işaret fişeği

Bunca yıl sadece romanları, ödülleri ve açıklamalarıyla gündeme gelen Orhan Pamuk’u magazin dünyasına armağan eden ‘Dünyanın en seksi sanatçısı’ Karolin Fişekçi oldu.

Orhan Pamuk... Nobel ödüllü bir yazar... Romanları 60 dile çevrildi. Time onu dünyanın en etkili 100 kişisinden biri seçti. Ve bir gün Hintli yazar sevgilisi Kiran Desai ile Hindistan’ın Goa plajında fotoğraflandı... Aşklarını kabul ettiler. Mesleki ve kişisel olarak birbirlerine duydukları hayranlığın altını çizmek dışında üzerinde konuşmadılar.
Gelelim bugüne...
“Edep sınırım biraz yukarıda” diyen ve daha da ileri atlayışta bulunup kendisini ‘Dünyanın en seksi sanatçısı’ olarak tanımlayan Karolin Fişekçi ile iki hafta önce New York’ta kol kola görüntülendi Pamuk...

MAHREMLER DÖKÜLDÜ

Bir röportajında, “Sansasyonel işler yapmayı seviyorum” diyen genç ressam bu fotoğraflarla girdiği hayatımızda şu kısacık sürede öyle sansasyonlara imza attı ki, yıllardır yaptığı o erotik resimler ve top-tüfek üzerinde çektirdiği seksi fotoğraflar bile bu kadar ses getirmemişti...
Fişekçi meğer bir işaret fişeği bekliyormuş konuşmak için... Pamuk hakkında bugüne kadar bilmediğimiz (Ve okuyucusu olarak asla bilmek istemeyeceğimiz) tüm mahremler bu sayede bir bir döküldü ortaya...
“İlişkime sahip çıkmak için bu röportajı veriyorum” diye konuya giren Fişekçi o gün bugün ilişkisine sahip çıkıyor, hiç susmuyor. Pamuk’un birlikte olduğu tüm kadınları da bir kalemde harcıyor. Üstelik bunları, araya sıkça attırdığı, “Meşhur olmak isteseydim, birlikteliğimizi çok daha önce duyururdum” mesajlarıyla yapıyor.
Kiran Desai için, “Aralarında aşk değil iş ilişkisi vardı” diyor. Pamuk’un Almanya’da evlilik dışı doğan Albert adlı oğlu olduğu iddialarına yanıtı, çocuğun annesini yerden yere vurarak veriyor. Aralarda mutlaka Pamuk ile ne kadar tutkulu bir aşk yaşadıklarını vurgulayıp Pamuk’un ona ‘Kar’ diye seslendiğinin altını çiziyor.
Ama Twitter hesabına gelen ve bizim de bu sayede Pamuk’un aynı anda birkaç kadını idare ettiğini öğrendiğimiz, “Can dostlarımdan biri yıllarını harcadı Orhan uğruna. Üstelik bu ilişki çok yakın bir zamana kadar da sürdü. Yalnız değilsiniz yani...” türü mesajlara cevap vermiyor...
Bunca yılda yazdığı kitapları 11 milyondan fazla basılan Orhan Pamuk şimdi hemen her gün özel hayatı ile en az 11 milyon insanın dilinde... Bir kadının bir veziri rezil, bir rezili vezir edebileceğinin en kestirme örneğini yaşıyoruz.
Bir Halis Toprak vardı, ‘Halis Ağa’ deyip saygı duyduğumuz...
Bilmem anlatabildim mi...

Saadet Apartmanı’na mutlaka uğrayın

Eline bıçağı, silahı alan karısını, kızını, sevgisini vahşice öldürüyor; hiçbir şey yapamazsa dövüyor... Psikolojik şiddet de cabası... Dün vizyona giren ‘Kurtuluş Son Durak’ı da böyle bir kadın filmi sandım. İzlerken içim ezilecek diye pek bir hayıflandım.
Yanıldım...
Sinema eleştirmeni filan değilim, haşa... Ama çok uzun zamandır bu kadar ironik bir film izlememiştim.
Demet Akbağ’dan Belçim Bilgin’e, Asuman Dabak’tan Nihal Yalçın’a, Ahmet Mümtaz Taylan’dan Mete Horozoğlu’na kadar tüm oyunculara özellikle de Damla Sönmez’e şapka çıkarırım tamam. Sırf oyunculuklar için izlenir bu film ona da tamam ama Barış Pirhasan ne de güzel yazmış, oğlu Yusuf ne de güzel çekmiş filmi.
Bir ‘erkeğe şiddet’ sahneleri var ki, kahkahanın dibine vuruyorsunuz.
Film aslında kadın birlik-beraberliği hakkında ince bir mesaj veriyor, bir içeriği var. O yüzden ben ambiyansı bozmayayım ama eğlenceliydi, ne yapayım... Zaten oyuncular da çok eğlenmiş bu filmi çekerken.
Kamera arkası dedikodularından öğrendim: Bir dayak sahnesi var ki Demet Akbağ dövmelere doyamamış, bir daha bir daha çekilsin istemiş. Hatta bu altı kadın o kadar eğlenmiş ki kendi aralarında, o gün sette çekimi olmayan erkekler bile sadece muhabbet olsun diye uğramış Asmalımescit’teki ‘Saadet Apartmanı’na.
Bence siz de kafanızı bir uzatın bu apartmana. Hem çok eğlenecek hem de yalnız olmadığınızı göreceksiniz.

X