Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fiş istemeyin küçülmeyin!

Emin ÇÖLAŞAN

Vatandaş olarak yaptığımız her kuruşluk harcamada, devlete yüzde 15 dolaylarında KDV ödüyoruz. Bu vergi, satın aldığımız mal veya hizmet fiyatının içine gömülü.

Diyelim ki 115 liralık peynir aldık. Aslında bunun 15 lirası vergi. Yani devlete gitmesi gereken para.

Satıcı bizden bu parayı alıyor.

Ama eğer fişini veya faturasını istemezsek, para onun cebine kalıyor. Böylece, devlete gitmesi gereken parayı, fiş veya fatura almayarak onun cebine hediye etmiş oluyoruz.

Satıcı böylece, bir taşla iki kuş vuruyor. Hem gelir vergisi, hem de KDV cebinde kalıyor.

***

Bizim insanımız her şeyi devletten bekler. Zannedilir ki, adına devlet denilen kurum sınırsız para kaynağına sahiptir. Bir düğmeye basınca harcamaları tıkır tıkır yapar ve her sorunu çözer!

Oysa devletin parasal olanakları son derece kısıtlıdır. En büyük gelir kaynağı da vergi olarak toplanan paradır.

KDV ve gelir vergisi bunlardan sadece ikisidir.

Peki ama, biz yaptığımız alışveriş karşılığında fiş veya fatura almayınca, devleti korkunç bir gelir kaybına uğrattığımızın bilincinde miyiz?

Değiliz.

Çevrenize bir bakın. Bırakın çevrenizi bir yana, kendinize bakın! Alışveriş yaptığınız yerlerden belge alıyor musunuz?

Fişinizi veya faturanızı istiyor musunuz?

Eğer ödemenizi çalıştığınız kurum veya kuruluş yapacaksa, elbette istiyorsunuz!.. Çünkü harcamanızı oraya belgelemek zorundasınız.

Ama para sizin cebinizden çıkıyorsa, çok büyük olasılıkla bunları istemiyorsunuz.

Bunu belki de bir ‘‘küçüklük’’ olarak görüyorsunuz!

Lokantada yemek yiyorsunuz. Lokantacı yüzde 99 olasılıkla, hesapla birlikte fişinizi getirmiyor. Siz ise bunu istemiyorsunuz. Ya aklınıza gelmiyor, ya da bunu küçüklük sayıyorsunuz.

İşte o anda, verginiz kaçıyor. Yediğiniz yemeğe fazladan ödediğiniz yüzde 15, devlete gideceğine lokantacının cebine kalıyor.

Piyasayı genişletin. Aklınıza gelen her yerde, her ticari işletmede durum aynı.

Bakkal, manav, kasap, market, lokanta, meyhane, bar, diskotek, mobilyacı, tuhafiyeci, kasetçi...

***

Geçtiğimiz günlerde birkaç sayfiye beldesini dolaştım. Çeşme, Bodrum, Marmaris, Kuşadası, Datça ve diğerleri...

Ve üzülerek gördüm ki, buralarda bu açıdan tamamen başıboşluk egemendir. Hiçbir yerde, istenmeden fiş veya fatura verilmemektedir.

Bazıları, isteseniz bile bunları vermemekte direnmektedir.

‘‘Kasa makinemiz bozuk... Henüz açıldık, vergi kaydımızda sorun çıktı’’ gibi yalanlarla açıktan vergi kaçırılmaktadır.

İşyeri sahipleri böyle de, buraları tıklım tıklım dolduran yazlıkçı vatandaşlar farklı mı?

Devletin vergisi kaçıyormuş, kimin umurunda?

Bir kişinin aklına fiş veya fatura istemek gelmiyor.

İsteyene de ters gözle bakılıyor.

***

Anadolu'nun kırsal kesimindeki bakkaldan ve diğer işyerlerinden başlayın, gelin büyük kentlerin diskolarına, görkemli barlarına, beş yıldız restoranlarına...

Buralardaki vergi kaybıyla, Türkiye'nin üzerine bir Türkiye daha kurulurdu.

Fiş yok! Fatura yok! Bunları kendiliğinden vermek zaten yok da, istemek hiç yok!

İstemek ya akla gelmiyor, ya da ‘‘onur meselesi’’ yapılıyor!

Ama işyerinde fiş vermeyen, alışverişi sonrasında fiş istemeyen vatandaş, aklına her estiğinde ve çevresinde en ufak bir aksaklığı gördüğünde, haykırmaya başlıyor:

‘‘Devlet nerede? Devlet yapsın! Devlet bize elini uzatsın’’.

Vatandaş, vatandaşlığını ancak bir isteği olduğu zaman hatırlıyor! Ama kandi sorumluluğunun asla farkında değil.

***

Peki bütün bunlar olurken, işyerleri şakır şakır vergi kaçırırken, bizim Maliye Bakanlığı nerede?

Bir zamanlar bu iş sıkı biçimde denetlenirdi. Alışveriş yaptığı yerin kapısından çıkan vatandaşa fişi veya faturası sorulurdu.

Hatta bu konu televizyonlardan duyurulur ve ‘‘Her alışverişten sonra mutlaka fiş isteyin’’ diye çağrılar yapılırdı.

Fiş vermemek, yasada suç. Para cezası ve işyerini kapama cezası var. Geçmişte bu yüzden işyerleri kapatılır ve kapısına kocaman duyurular asılırdı.

Şimdi bu uygulama sıfırlanmış durumda.

Nerede bu rezaleti denetlemesi gereken ekipler?

Türkiye'de ticaret ahlakı bitmiş. Hemen hiç kimse kendiliğinden fiş vermiyor. Ancak siz istediğiniz takdirde, lütfen veriyor.

Peki nerede bizim her şeyi devletten bekleyen ve hazıra konmayı yeğleyen vatandaşımız? Niçin fiş istemezler, fatura istemezler de bu büyük vurguna göz göre göre çanak tutarlar?

Her yer insan kaynıyor. Bakın bakalım, bir tek işyeri kendiliğinden fiş veriyor mu! Büyük kentlerdeki lüks barlar, restoranlar, gece kulüpleri para basıyor. Kaç tanesi müşteriye fiş veriyor!.. Ve kaç müşteri fişini istiyor!

Nutuk atıp eleştirmeye gelince tam kadro varız. Ama en basit bir vatandaşlık görevini bile, eğer kendi kişisel çıkarımız yoksa, yerine getirme alışkanlığına sahip değiliz.

Varsa yoksa kendi kişisel çıkarımız! Yüzlerce trilyonluk vergi böylece başkalarının cebinde kalıyormuş, bizi hiç ırgalamaz!

Biz çıkarımıza bakarız. Sadece kendi nasırımıza basılırsa ağlaşırız.

Bu kadar sorumsuzluğa yazık.

Aman fiş istemeyin, fatura istemeyin! Hem diliniz yorulmasın, hem de kendinizi küçültmeyin!













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI