"Melike Karakartal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melike Karakartal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melike Karakartal

Fırsatınız olsa hepiniz harem kurardınız!

Halis Toprak’ı konuşmaktan, onu sürekli gazetede görmekten artık fenalık geldi ama her yeni gün yeni bir laf ediyor, insanı oturduğu yerde kaşıyor.

Sevgili kadınlar, biliyor musunuz, aslında Toprak, erkeklerin ütopyasını yaşıyor. 70’ine geleceksin ama hâlâ 17’lik tavlayabiliyor, o yaşta Allah’ın bir lütfu olarak şınav çekebiliyor, spermini dağıtabiliyor olacaksın...

Bir grup insan “Ne bu rezalet, derhal boşansın, ahlaksız” derken birçok erkek de bu durumu tam da yukarıda belirttiğim nedenden ötürü bir Mona Lisa gülüşüyle karşılıyor. “Vay be, adama bak, zhe zhe, bizim de imkanımız olsa...” diye sonunu getirmeye cesaret edemedikleri cümleler kuruyor.

Ah işte o imkanlar, “keşke mümkün olsa”lar... Ne hayaller kurduruyor bu doğasını toplum kuralları yüzünden yaşayamayan adama...

Mesela enn basitinden evli ya da uzun ilişki sahibi herhangi bir adama sorun. Deyin ki, “Bir gece başka bir kadınla canının istediğini yapacaksın ve sevdiceğinin haberi olmayacak”...

Eğitimli, eğitimsiz, yakışıklı-yakışıksız, genç-yaşlı, sadık-sadakatsiz fark etmez.

Evet, sorunun cevabını bildiniz. On puan.

Erkekler, sadece  bu soruya “evet” demek için verdikleri süre bazında kategori edilebilirler.

Klasik “erkeğin doğası” dediğimiz mesele işte... Erkek sperm dağıtıp duracak, kadın en iyisini bulup oturacak.

Bu ve bunun gibi örneklerle erkeğin birçok konuda siyaseten doğru davrandığını, davranmak zorunda kaldığını çıkarabilirsiniz. Erkeğin zincirlerini bıraksanız
Halis Toprak’ınkine benzer bir üreme ve evlenme ve tekrar üreme performansı gösterir. Ha, Halis Toprak şahsına münhasır bir örnek. Elbette başka adamlar başka şekillerde yaşarlar “erkekliklerini”...

Halis Toprak erkek doğasını, toplumun koyduğu kuralların sınırlarına dayanarak, kendi alanında mümkün mertebe yaşamış bir adam oluyor bu durumda.

Diyorum ya, bıraksan erkeklerin çoğu onun gibi yaşlanmayı tercih eder. Hatta imkan versen, ömrünün son çeyreğini beklemez, bir harem kurar, o da yetmez o haremdeki kadınları 2 ayda bir değiştirir, ömrünü öyle geçirirdi.

Bir tane esas kadın olabilirdi belki ama o da erkeğin doğasını anladığı ve kabul ettiği için duruma ses çıkarmayacak.

Tabii bu söylediklerim eğer hayatımızda ahlak, sadakat, sosyal yaşam kuralları, bebelerin analı babalı büyüme ihtiyaçları vb. gibi kavramlar olmasaydı söz konusu olabilirdi.

Erkek kişi bu primitif dürtüsünü az önce saydığım kavramlardan ötürü bastırmak, maskelemek mecburiyetinde kalıyor.

Sana pipinden elektrik vereceğiz

Eğer erkeklerin çoğuna evlenirken “Her başka kadınla flört ettiğinde ya da başka kadınla cinsel temas halinde bulunduğunda sana pipinden elektrik vereceğiz” deselerdi, kimse evlenmeye yanaşmazdı.

Şu anda elektrik vermediğimiz için bir problem yok.

Erkekler, kendilerine göre bu özgürlükleri eşlerine çaktırmadan belli sınırlar içinde ya da sınırsız yaşıyor.

Peki ya o özgürlük de giderse? ışte o zaman erkekler varlıklarına ters düşmüş, kendilerini ölmüş hissediyorlar.

“Evlilik bana çok uzak” diyenlerin tamamının meselesi bu aslında, özgürlükten mahrum kalmamak.

Özgür davranabileceğini bilse o ıssız dediğimiz adamların çoğu evlenirdi, inanın.

Hoş, hakiki Issız Adam’ın da derdi buydu ya...

Bana kalırsa erkekler bu hallerinin gerçekliğini ona, yirmiye katlamaya, her şeyi ama her şeyi kendileriyle alakalı bilimsel araştırmalara ve onlara öğretilmiş “Erkek böyledir, sen de böylesin elbet, sperm saçacaksın, saçmazsan var oluş nedenin biter, çabuk ölürsün!” fikrine dayandırmaya bayılıyorlar. İşlerine öyle geliyor
çünkü. Bu eskiden de böyleydi, şimdi de böyle...

Modern zaman erkeğine karşı ufak tefek tesellilerden birisi, kadın türünün yüzünü gülümsetircesine Sabahattin Âli/Kürk Mantolu Madonna’dan gelsin o zaman:

“Hiçbir kadın ihtiras halindeki bir erkek kadar aciz ve gülünç olamaz...”

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI