Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Fırsat nerede, risk nerede?

    Hürriyet Haber
    24.03.2005 - 00:00 | Son Güncelleme: 24.03.2005 - 00:01

    ABD ekonomisinin piyasalar üzerindeki yıkıcı etkisi devam edecek. Ama bu hafta ilke kez Türkiye Gelişmekte olan piyasalar arasından sıyrılma şansını yakaladı. Şimdi soru şu; hükümet bu şansını kullanabilecek mi?Bugün bir çok gazetenin ekonomi sayfasında Amerika’da dün açıklanan enflasyon rakamları ile ilgili haberlere rastladınız. Haberlerde genel olarak enflasyonunu aylık yüzde 0,3 çıkması beklenirken yüzde 0,4 çıktığı bunun da ABD ekonomisinde yeniden enflasyon baskısı korkusunu körüklediğini okudunuz. Bugünkü yazımıza bu haberle başlamamızın özel bir nedeni var elbette. Dünkü yazımda ABD ekonomisinde yüzde 3 seviyesine kadar faiz artırımının “normalleşme” anlamına geleceğini ama Amerikan Merkez Bankası FED’in makro ekonomik verilere göre gelecek aylarda da faiz artırımlarına devam edebileceğini söylemiştik.. İşte bu veri bahsettiğimiz makro ekonomik verilerden biri ve pek de FED Başkanı alan Greenspan’i rahatlatacak bir rakam değil maalesef. Yani; tüm dünya piyasaları artık hem ABD’deki faiz artırımlarının süreceğini hem de bu artırımların bugüne kadar olanlardan daha agresif olacağını düşünüyor. Bu da dünya piyasalarında tedirginliğin artmasına neden oluyor,Mesela; bu rakamların açıklanmasının ardından ABD’deki gösterge bono faizleri son üç yılın en yüksek seviyesine çıktı.Ama asıl darbeyi gelişmekte olan ülke piyasaları yedi, en başta da bu ülkelerin eurobondları... Mesela Morgan Stanley’nin Brezilya, Türkiye ve Arjantin gibi ülkelerin eurobondlarının performansını izlediği EMBI endeksinin spreadi (yani bir nevi bu ülkelerin ortak eurobond faiz oranı) bu yılın en yüksek seviyesi olan 382 seviyesine çıktı. Bu sıkıntı verici bir durum. Ama Türkiye’nin elinin bu yıl biraz daha rahat olduğunu, çünkü dış borçlanma ihtiyacının geçen yıla kıyasla daha düşük olduğunu hnatırlatalım. Fakat yine de herşey bugün olduğu gibi giderse önümüzdeki dönemin bizi bir hayli zorlayacağı da bir gerçek.Piyasaya baktığımızda endeksin 25 bin puan seviyesindeki direncine yaklaştığını ama bu seviyeyi aşamadan satışların geldiğini izledik. Ama bu yükselişin dünkü 800 puan civarındaki düşüşe karşı bir tepki olduğunu ve işlem hacminin düşük kaldığını, yani yeni para girişi olmadığını hatırlamamız lazım. Yani endekste sıkışma sürüyor. İki haftalık değer kaybı 4 bin puanı aştı. Bu piyasada, böyle bir ortamda elbette piyasaya güvenmek kolay değil. Ama hükümetin  iki temel eksendeki, AB yolculuğu ve yeni stand-by konularındaki sorunları çözeceği yönündeki açıklamasını gözden kaçırmamak gerek. Dün Hazine’den sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan yeni ekonomik programın Nisan sonundaki IMF İcra Kurulu toplantısına yeteştirileceğini söyledi ve ayrıntıları size aktardık. AB konusuna gelirsek; Başbakan Erdoğan Karamanlis ile görüşmesinde Ankara Anlaşmasının Güney Kıbrıs’ı da kapsayacak şekilde genişleteceğini ifade etti, Eğer bu konu da çözülürse bugün sorun olarak gördüğümüz herşey fırsata dönüşecek. ABD faiz artırsın ya da artırmasın...
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı