Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fırsat budur düşür helikopteri

Siz deyin 48 kez, ben diyeyim 93 kez, siz deyin 179 kez, ben diyeyim 467 kez, siz deyin 832, ben diyeyim 1832, artık kaç kez ise, sayısını kimse bilmiyor, bunlar geçmiş yıllarda uçak ve helikopterle sınır ihlal sayısı, bizimle Yunanistan arasında.

İhlallerde olay ara sıra it dalaşına dönüyor, uçaklar birbirini kovalıyor.
Biz Yunanistan’la hava sahasında anlaşamıyoruz. Arada mil farkı var. Buna dayalı, karşılıklı sık sık hava sahası ihlalleri yaşanıyor. Her sefer, harita eşliğinde karşılıklı nota veriliyor:
“Şu gün, şu saatlerde, şu enlem ve boylamda sizin uçaklar bizim hava sahamızı şu kadar kez ihlal etmiştir. Protesto ediyoruz”.
Notayı alan biz ya da Yunanistan anında itiraz ediyor:
“Protestonuzu reddediyoruz”.

UÇAK DÜŞÜRÜLDÜ

Protesto bazen yetmiyor, Türkiye ya da Yunanistan birbirini NATO’ya şikâyet ediyor. NATO tarafları uyarıyor, sorun diplomatik yolla çözülüyor.
Ya da zaman zaman yaşandığı gibi, örneğin Rum kesimi “Kıbrıs’ta Türkler bizim hava sahamızı, karasularımızı ihlal etmiştir” diyerek, Birleşmiş Milletler’de kâğıt dağıtıyor. Kimse umursamıyor.
Normal olarak, bir ihlalde karşı tarafın uçağı kendi ülkesine yönlendiriliyor, ardından nota ve protestolar geliyor.
Yanılmıyorsam, 1996’da böyle bir sınır ihlali sonucu Yunanistan bizim uçağımızı düşürüyor. Olay karşılıklı nota savaşına dönüşüyor, devreye NATO giriyor, tarafları sakinleştiriyor.

SAVAŞA HAYIR

Sınır ihlalleri dünyada komşu ülkeler arasında çok yaygın. En yaygın olduğu coğrafyalardan biri Baltık ülkeleri ile Rusya arasında. Onlar da birbirini şikâyet ediyor.
Dünyada onca sınır ihlaline karşı, bir ülke diğerinin uçağını ya da helikopterini düşürmüyor, çok ender.
Bizde ne oluyor? Sınır ihlali nedeniyle biz Suriye helikopterini düşürüyoruz. Önemli ayrıntı, biz helikopteri ikaz ediyoruz, dinlemiyor, düşürüyoruz.
Osmanlı meraklısı Ahmet Davutoğlu anında TV’lere çıkıyor, “Kimse bizim sınırlarımızı ihlal etme cüretini gösteremez” tehdidinde bulunuyor. Diplomasi bakanı diplomasiyi çoktan unutuyor, tam şahin.
Dünyada sayısız ihlal var. Her sefer düşürmeye kalksa n, komşular arasında savaş bitmez. Her olay bizi Suriye ile savaşın eşiğine getiriyor. Oysa kimse savaş istemiyor.
Amerika ile Rusya, Suriye’ye müdahaleden vazgeçince, bizimkilerin hevesi kursağında kalıyor. Madem onlar vazgeçti, fırsat bu fırsat, düşürün şu helikopteri.

Siyah gelinlik

ULUDERE’de yaklaşık iki yıl önce katledilen 34 kişinin acısı dinmiş değil. Sorumlular bulunmuş değil. Sorumlular bulununcaya kadar Uludere’de gelinler siyah gelinlik giyiyor.
Güneydoğu’ya PKK büyük ölçüde hâkim. Bir düdükle insanları istediği gibi yönlendiriyor. Esnaf kan ağlıyor, insanlar mutsuz.
AKP günlerdir “demokrasi paketi”nden söz ederken, CHP’den bir heyet, milletvekilleri ve Parti Meclisi üyeleri, Doğu’da ve Güneydoğu’da dolaşıyor. Onlardan PM üyesi Çetin Soysal bölgeyi anlatıyor:
“Bizim on yedi maddelik demokrasi bildirgemiz var. Seçimdeki yüzde 10 barajının kalkması, faili meçhullerin aydınlatılması, mayınlı arazilerin temizlenerek köylüye dağıtılması gibi. Bunları anlattığımızda bize çok yaklaşıyor halk”.
Bu gezinin sonuçları önümüzdeki günlerde rapora dönüşecek ve açıklanacak. Ama, asıl siyah gelinlik ve düdük gibi, gözlemler oradaki hayatı anlatıyor.

120 milyon elektrik parası

ÇETİN Soysal’ın aktardığı bir başka olay şöyle:
“Van’da elektrik dağıtımı özelleştirilmiş. Van Vali Yardımcısı’nın bize verdiği bilgiye göre, depremzedelerin oturduğu konteynırlarda 120 milyon liralık elektrik faturası çıkmış. Valilik bu parayı ödeyemiyor, elektrikler de kesiliyor. Ayrıca, su kesintisi var, yine parasızlıktan”.
Depremzedelerin barındığını, sorun kalmadığını AKP geçen yıl davul-zurnayla duyurmadı mı? Bu nasıl bir elektrik fiyatı ki, 120 milyon liralık fatura çıkıyor? Ankara buna nasıl seyirci kalıyor? “Demokrasi paketi” ile birlikte bu gibi hayati sorunların çözümü için ayrı bir paket gerekmiyor mu?

X