Fındık üreticisi devletten de alacaklı

A.A.
02.08.2006 - 12:29 | Son Güncelleme:

Sattığı fındık nedeniyle Fiskobirlik'ten 150 milyon YTL alacağı bulunan fındık üreticilerinin, afet zararları nedeniyle devletten de 260 milyon YTL alacağı bulunuyor.

2004 yılında yaşanan don nedeniyle fındık ağaçları zarar gören çiftçilerin, 322 milyon YTL'nin üzerinde zararının ilgili yasa kapsamında devlet tarafından karşılanması gerekiyordu. Bu kapsamda çiftçilere şimdiye kadar ancak 50 milyon YTL ödeme yapılırken, kalan bölüm hala ödenemedi. Ödemenin 47 milyon YTL'lik bölümü Ordu, Samsun, Giresun ve Trabzon'daki çiftçilere yapılmıştı.

FİSKOBİRLİK OLAĞANÜSTÜ TOPLANIYOR

Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (FİSKOBİRLİK) olağanüstü genel kurul kararı aldı. Olağanüstü genel kurul tarihi ise 12 Eylül 2006 olarak belirlendi. Açıklamada, ayrıca, genel müdür yardımcısı Mehmet Başer'in genel müdür vekilliği görevine, genel müdür vekilliği görevini yürüten Nihat Yılmaz'ın ise genel müdür yardımcılığı görevine getirildiği ifade edildi.



Edinilen bilgilere göre, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, 2004 yılından beri bekleyen 260 milyon YTL dahil, doğal afetlerden zarar gören çiftçilere yapılacak tazminat ödemeleri için, 2007 yılı bütçesine 360 milyon YTL ödenek konulmasını istedi.

İlgili mevzuat uyarınca, doğal afetlerden, tüm varlıkları yüzde 40 ve üzerinde zarar gören çiftçilere, tekrar üretime devam edebilmeleri için devlet tarafından tazminat ödeniyor. Doğal afetten zarar gören çiftçilere tazminat ödenmesine ilişkin mevzuat uyarınca, bakanlık bütçesine bu yıl 46.9 milyon YTL ödenek kondu. Bunun serbest bırakılan bölümü ile çiftçilerin hayvan kayıplarının tamamı ile 2005 yılına kadar bitkisel kayıplarının bedeli ödendi. Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Başkanı Şemsi Bayraktar, fiyatların düşmesi nedeniyle “zarar ettirilen” çiftçinin mağdur olmaması için, don zararlarının bir an önce edenmesini istedi. Tarımda devlet destekli tarım sigortası bu yıl yürürlüğe girmesine karşın, henüz bu kapsamda kesilen poliçe sayısı fazla değil.

Türkiye çapında ve tüm ürünlerde dolu, fırtına, hortum, yangından kaynaklanan tüm zararlar, sigorta kapsamında karşılanabilecek. Don sigortasında kapsama alanı 81 ilçe ile sınırlı olduğu için doludan kaynaklanan zararların, çiftçinin tüm mal varlığının yüzde 40'ın zarar görmesi halinde, yine devlet tarafından karşılanması gerekiyor.

FINDIKTA ARZ FAZLASI SORUNU

Bu arada fındıkta sorunların büyük bölümü, arz fazlasından kaynaklanıyor. Üretimin yüksek olduğu “var yıllarında”, ortalama- 150 200 bin ton arz fazlası ortaya çıkıyor. Fındık alanlarının sınırlandırılarak arzın dengelenmesi amacıyla 1983 yılında çıkarılan 2844 sayılı yasa ve buna bağlı mevzuat uyarınca, Artvin, Bartın, Düzce, Giresun, Kocaeli, Kastamonu, Ordu, Rize, Sakarya, Sinop, Sakarya, Trabzon ve Zonguldak illerinin bazı ilçelerinde 0-750 m. rakım arasında yüzde 6 dan daha yüksek eğimli 3'üncü sınıf ve daha yukarı sınıf arazilerde fındık üretimine izin veriliyor. Çarşamba, Terme, Bafra, Düzce ve Sakarya ovaları birinci sınıf tarım arazileri olması nedeniyle fındık üretimine izin verilmemesine rağmen buralarda da fındık yetiştiriliyor.

Dünyada yıllık ortalama 500-550 bin ton kabuklu fındık ticareti yapılabiliyor. Türkiye'de ise yıllara göre 400-450 bin ton kabuklu fındık ihrac edilirken, en fazla 70 bin ton fındık iç piyasada tüketiliyor. Fındık tüketimini artırmak amacıyla yürütülen çalışmalarla, tüketimin 100 bin tona çıkarılması hedefleniyor.

BU YIL “VAR YILI”

Ayrıca fındıkta fizyoloji ve doğa şartlarından dolayı bir yıl ürün fazla olurken, ertesi yıl düşüyor. Bu yıl “var yılı” olması nedeniyle, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı koordinasyonunda yapılan rekolte tahminlerinde fındık rekoltesi 650 bin ton olarak açıklandı. Bu durum 150-200 bin ton arz fazlalığına yol açacak.

LİSANSLI DEPOCULUK İMKANI

Arz fazlası ürünün piyasadan çekilmesi ve fiyat dengesinin sağlanması için, “lisanslı depoculuk” gündeme getirildi. Ancak bu uygulama kapsamında da, lisanslı depoculuk yapacak firmaların alım yapması gerekiyor. Bu da yine kaynak sorununu gündeme getiriyor. Türkiye Ziraat Odaları Birliği, lisanslı depoculuk sisteminin bu yılın ürüne çözüm üretmeyeceği görüşünü ifade ederken, ürünün hazine adına alınmasını, finansmanını devletin sağlamasını istiyor.

ARZ FAZLASI ÜRÜN İÇİN 500-700 MİLYON YTL GEREKİYOR

2005 yılı maliyeti 2,916 YTL/Kg olarak hesaplanan fındığın bu yılki maliyetinin ise 3,5 YTL'nin altında olmadığı kabul ediliyor. Arz fazlası kabul edilen 150-200 bin ton fındığın maliyet fiyatı olan 3,5 YTL'den dahi alınması halinde, 500 milyon-700 milyon YTL kaynak gerekiyor. Ancak üreticilerin ürünün hemen piyasaya çıkarmaması ve stok yapmasının sağlanması halinde, bu kaynak ihtiyacı azalacak.

ALTERNATİF ÜRÜN PROJESİ

Üretim fazlası olan fındık alanlarının azaltılması ve azaltılan bu alanlarda üretim açığı olan yağlı tohumlu bitkiler ve yem bitkileri ekiminin yaygınlaştırılması amacıyla, Artvin, Bartın, Giresun, Düzce, Kastamonu, Kocaeli, Ordu, Rize, Sakarya, Samsun, Sinop, Trabzon ve Zonguldak olmak üzere 13 ilde alternatif ürün projesi yürütülüyor.
Proje uyarınca, birinci ve ikinci sınıf tarım arazileri ile yüzde 6'dan daha az eğimli üçüncü sınıf tarım arazileri ve rakımı 750 metrenin altında kalan arazilerde, yani düz ve verimli arazilerde alternatif tarım ürünlerinin yetiytirilmesi halinde, dekar başına 200 dolar ödeme yapılıyor. Ancak fındık tarımının diğer tarım ürünlerine göre daha kolay olması, özellikle göç edilen köylerde tarım yapacak yaşta insanların olmaması nedeniyle, alternatif tarım projesi fazla ilgi görmüyor.

TÜKETİMDE, OKUL VE ASKERİ BİRLİKLER SEÇENEĞİ

Ziraat Yüksek Mühendisleri gibi bazı çevreler ise “arz fazlası fındığın alınarak okullarda ve askeri birliklerde tüketiminin sağlanması” yönünde çözüm önerileri sunuyor.

TZOB BAŞKANI BAYRAKTAR: İHRACATÇI GÖZÜYLE SORUN ÇÖZÜLMEZ

Ordu'daki “Fındık Mitingi” dahil, sektörde yaşanan gelişmeleri değerlendiren Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Başkanı Şemsi Bayraktar, sorunun çözümü konusunda, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun ile Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'e önemli görevler düştüğünü, bu bakanların soruna 'üretici gözüyle' bakması gerektiğini, ihracatçı gözüyle bakılarak sorunun çözülemeyeceğini söyledi.
Sorunun “Fiskobirlik” sorunu değil, “fındık üreticisi” sorunu olduğunu vurgulayan Bayraktar, mitingle ilgili olarak, “Amacımız üzüm yemekti. Bu nedenle hiç bir siyasi konuşmacıya ve pankarta izin vermedik. Sorunu siyasileştirmedik. Olayın siyasi tarafı yoktur. Tamamen anayasal hak kullanılarak, çiftçinin hak ve menfaatlerini korumak üzere yapılmıştır. Siyasetin bulaştırılmaması konusundaki hassasiyetimizi her zaman koruduk, koruyacağız. Legal olmayan davranışlar içinde biz yokuz” dedi.

Miting sırasında Ordu Emniyet Müdürü'nün başarılı bir idare göstererek olayların büyümesini önlediğini, yol üzerindeki binlerce insanı soğuk kanlı davaranak ikna ettiğini, dağılmasını sağladığını vurgulayan Bayraktar, “Başka türlü davranmış olsaydı, olayların önünün alınası mümkün değildi. Ordu Emniyet Müdürü'nü kutluyorum ve kendisine haksızlık yapıldığını düşünüyorum. Basiretli davrandı” diye konuştu.

LİSANSLI DEPOCULUĞUN ALTYAPISI HAZIR DEĞİL

TZOB olarak, masa üzerinde değil, sahada maliyet hesabı yaptıklarını ve bu yılki fındık maliyetini 3,4 YTL olarak belirlediklerini kaydeden Bayraktar, özellikle bu yılki sorunu lisanslı depoculuk ile çözmenin mümkün olmadığını vurguladı. Lisanslı depoculuğun altyapısının hazır olmadığını, kime lisans verileceğinin belli olmadığını, özellikle TMO, Fiskobirlik ve ziraat odalarına sertifika verilmesinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Bayraktar, hızlı şekilde hareket edilmesi gerektiğini kaydetti.

Üreticilerin lisanslı depoların vereceği sertifikalarla kredi kullanabilceğini, ancak, gerek kredinin faizi, gerek depo giderleri nedeniyle üretcinin depolara malını vermekte çekingen davranacağını anlatan Bayraktar, şöyle konuştu:
“Önce maliyete göre müdahale fiyatı belirlenmeli. Fiyatlar müdahale fiyatının altına inince, lisans verilen kuruluşlar hazine adına müdahale alımı yapmalı. 1997'den bugüne kadar fındık ihracatından Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu'na 1.2 milyar dolar kaynak aktardı. Buradan ayrılacak kaynak müdahale alımında kullanılabilir.
Müdahale fiyatı ile birlikte satış fiyatı da açıklanırsa, o zaman fındığın fiyatı, Avrupa'da 8 doların; yurtiçinde 5 YTL'nin altına düşmez.”  Bayraktar, Avrupalı alıcıların, 2001 yılı fındığını 2005 yılında Türkiye'den aldığına işaret ederek, lisanslı depolara konacak fındığın her zaman için alıcısının olacağını belirtti.

ALİVRECİLERE TEPKİ

Piyasayı alivrecilerin bozduğunu, Avrupalı alıcılardan finansman desteği alan bu tüccarın istediği fiyatı Türkiye'ye dikte ettirdiğini anlatan TZOB Başkanı Bayraktar, bu tür faaliyetlerin özellikle 2003'ten sonra yoğunlaştığını belirterek, şöyle konuştu: “1998-2003 yılına kadar fındık fiyatları enflasyonun altında artırıldı. O zamana kadar kimsenin sesi çıkmadı. Ancak, ürünün de az olduğu 2004'ten itibaren, biz fiyatları artırmak için çaba gösterdik. Bu etkili olunca alıcılarla alivreciler arasında kavga başladı. Bu mücadele, Avrupalı alıcıların Türkiye'deki uzantılarının mücadelesidir. Gayet net... Fiyatı düşürmek için önce aflatoksin sorunun çıkardılar, ardından sürekli rekolteyi yüksek göstermek istediler. Bütün sorun bizim fındığa sahip çıkmamızdan, üreticiyi korumaya çalışmamızdan kaynaklandı.”

FİSKOBİRLİK YÖNETİMİNİN DURUMU

Bazı kesimlerin, sorunun “Fiskobirlik'ten kaynaklandığı gerekçesiyle bu yönetimin istifasını istediğinin” hatırlatılması üzerine Bayraktar, şunları söyledi: “Fiskobirlik'in seçim işlerine ben girmem. İsterse devam eder. isterse olağanüstü genel kurula gider. Öyle bir düşüncelerinin olduğunu duyuyorum; takdir kendilerinindir... Ancak Fiskobirlik yönetimi bugüne kadar hatalı davranmışsa, onu denetlemenin yolları vardır. Onu ilgili bakanlık denetler, bir şey varsa herkes cezasını çeker. Ama siyaset Fiskobirlik'e karışmamalıdır. sonuçta Fiskobirlik yöneticilerini fındık üreticisi getirmiştir, yine fındık üretcisi götürür. Arzu ederse yönetim olağanüstü genel kurula gider.”

"BU YIL DA ÜRETİCİYE (STOK YAP) DİYECEĞİZ"

Geçen yıl Fiskobirlik ile birlikte TZOB'un da üreticiye ürünün satmaması, stok yapması çağrısında bulunduğu, bu yıl ise Fiskobirlik'in stok yaptığı için suçlandığının hatırlatılması üzerine, TZOB Başkanı Bayraktar, bu politikanın doğru olduğunu, böylece Trükiye'nin 2 milyar dolar döviz geliri elde ettiğini söyledi. Bu yıl da gerekirse yine uçaklardan döviz atarak üreticiden fındığını hemen satmamasını isteyeceklerini açıklayan Bayraktar, ”Ürünün hepsi piyasaya çıkarsa fiyatlar daha da düşer. Bu üründen stok yapmadan üretici para kazanamaz. yine (stok yap) diyeceğiz” dedi.

"ZAPSU, KENDİNİ KAMUOYU VİCDANINDA AKLAMALI"

Öte yandan “Fiskobirlik'in kredi almasını engellediğini” söylediği için Başbakan'ın danışmanı Cüneyt Zapsu'nun, kendisi aleyhine dava açtığını hatırlatan TZOB Başkanı Bayraktar, şunları söyledi: “Böyle bir dava açılmasından onur duyarız. Sonuçta üreticiyi savunuyoruz. Eğer birileri bundan rahatsız oluyorsa, onur duyarız. Bu yoldan da dönmeyiz. Davalar bizi hırslandırır. O meydandaki 100 binler, Cüneyt Zapsu'nun fındık fiyatının düşürülmesi işinde olduğunu düyünüyorsa, Cüneyt Zapsu, önce kamu vicdanında kendini aklamalıdır. Hükümetin kurduğu komisyon bizim görüşümüzü almalı. Cüneyt Zapsu işin içinden çekilmeli.”

Zapsu'nun ayrıca, 19 Temmuz'da basına yansıyan demecinde “3,6 dolarlık ihracat fiyatını yeterli gördüğünü” ifade ettiğini anlatan Bayraktar, buna karşılık Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun'un “3,5 dolarlık iç fiyat, 7 dolarlık dış piyasa fiyatına olumlu baktığını” belirtti ve “Bakan, üreticinin fiyatlarını teyit ediyor. Hükümetten, öncelikle üreticinin görüşünü dikkate almasını istiyoruz” dedi.

Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı