Finans piyasalarını şoke eden iflas

Eren GÜLER
09.04.2014 - 11:02 | Son Güncelleme:

Forex piyasasında 2000 yılından beri işlem yaptıran lisanssız aracı kuruluş Hedefonline iflas etti. SPK lisansı olmayan ve geçtiğimiz sene SPK tarafından suç duyurusunda bulunulan şirkette yatırımcının 20 milyon TL'si buharlaştı. Sektör temsilcileri ise forex'te işlem yapmak isteyen tasarruf sahiplerini uyarıyor: Mutlaka lisanslı ve SPK denetimi altındaki kurumları tercih edin...

Bugün ilk olarak Vatan gazetesinden Ufuk Korcan'ın haberi ile gündeme gelen Hedefonline'ın batışı finans dünyasına da damga vurdu. Hedefonline’ın sahibi Hüseyin Kırçıltepeli'nin Gezi olayları, dolardaki dalgalanma ve 17 Aralık operasyonunun şirketin mali yapısını olumsuz etkilemesi nedeniyle müşterilerinin paralarını ödemediği ve şirketi kapattığı belirtiliyor. İçeride kalan paranın ise 20 milyon TL civarında olduğu kaydediliyor.

2000 yılında İzmir'de kurulan Hedefonline, 2011 yılında SPK'nın şikayetinin ardından bürosunu Kıbrıs'a taşımış ve faaliyetlerine lisanssız olarak devam ediyordu. Şirketin internet sitesi de geçtiğimiz günlerde TİB tarafından durduruldu.

SİTE KURUP MAĞDURİYETLERİNİ DUYURDULAR

Hedefonline ile ilgili olarak özellikle bu yılın başından itibaren gelen şikayetler çok yoğunlaştı. Hatta mağdurlar hedefonline-forex.blogspot.com.tr isimli bir site kurarak mağduriyetlerini kamuoyuna duyurmaya çalıştılar.

Mağdurlar adına yapılan açıklamada, "Şirket müşterilerinin para çekme taleplerini Ocak 2014’ten bu güne kadar yerine getirmedi. Önce müşteri panelleri sonra şirket web siteleri ardından da Kıbrıs’taki ofis Ocak ayında apar topar kapatıldı. Müşteri temsilcileri işten çıkarıldı. Geride ödemelerin yapılacağını söyleyen ve oyalama amacıyla tek bir temsilci bırakıldı. Artık o temsilciye ve şirket yetkililerine de ulaşılamamaktadır" denildi.

Mağdurlar adına konuşan ve dolandırıldıklarını iddia ederek kendisinin de 115 bin lirasının battığını söyleyen U.D, "Biz en son Aralık 2013'te ekstrelerimizi gördük, yüzde 4.25 kar payı açıklanmıştı. Şirket batmamıştı. Ancak para çekme talebimizi yerine getirmediler. Buna bahane olarak da dolardaki artış, Gezi olayları ve 17 aralık süreci gösterildi" dedi. Kırçıltepeli ile görüşen bazı mağdurlara şirketin iflas ettiğini söylediğini kaydeden U. D, "13 yıllık tüm birikiminin battığını, mağdurların parasının şirkette olduğunu söylemiş. Kendime ait gayrimenkullerimi satarak alacaklarınızın en fazla yüzde 20'sini ödeyebilirim demiş. Şirket lisanssız olduğu için biz de şu anda hiç bir hak iddia edemiyoruz. Ancak yasal olarak suç duyurularımızı yaptık" diye konuştu.

LİSANSIZ FİRMALARA KARŞI UYARI

Öte yandan Konu ile ilgili hurriyet.com.tr'ye açıklamalarda bulunan sektör temsilcileri ise merdiven altı olarak tabir edilen lisanssız işlem yapan firmalara karşı yatırımcıları uyarıyor. Yatırımcıların mutlaka denetim altındaki firmalarla çalışması yönünde uyarı yapan uzmanlar, bu şekilde mağduriyetlerin büyük ölçüde önlenebileceğini kaydediyor.

Sermaye Piyasası Yatırımcılar Derneği Başkanı Arif Ünver, Forex piyasasının çok hassas bir konu olduğunu belirterek, "Normalde şirketlerin risklerini kontrol altına almaları için düzenlenmiş bir piyasa olmasına karşın bireysel tasarruf sahiplerinin girişiyle al-sat'lardan ve kaldıraçlardan para kazanılabilen bir spekülasyon alanına döndü. Küçük paralarla büyük kazançlar getirebilen kaldıraç sistemi tasarrufçulara çok cazip geliyor ve pazar büyüyor" dedi.

Normalde forex piyasasının global çapta piyasa yapıcısı (market maker) denilen 100 finans kurumu tarafından oluşturulmuş bir havuz olduğuna işaret eden Ünver, "Bu finans kurumlarının bazılarının Türkiye'de de şubesi var. Ayrıca 'white label' denilen bazı aracı kurumlar da bu piyasa yapıcılar üzerinden işlem yaptırma yetkisine sahip. Türkiye'de pazarın çok büyük bir bölümü bu aracılardan oluşuyor" diye konuştu.

Ünver, tasarrufçuların dikkat etmesi gereken noktaları da şöyle anlattı:

"Forex'te dikkat edilmesi gereken çok önemli noktalar var. Bir kere Borsa İstanbul gibi organize bir piyasa olmadığı ve tezgah üstü piyasa olduğu için denetimi kolay değil. Eskiden Türkiye'de forex işlemleri merdiven altı yapılırdı fakat son dönemde Sermaye Piyasası Kurulu düzenleme yapıp denetim altına aldı ve şirketlere lisans verdi. Forex'te işlem yaparken mutlaka aracı firmanın SPK denetimine tabi olup olmadığı ve lisansının varlığı sorgulanmalı. Ayrıca sizi bu tip türev işlemlere yönlendiren aracı kurum çalışanının da lisansı olup olmadığı mutlaka sorulmalı."

"TAKASBANK GÜVENCESİ VAR"

FXTCR Müdürü Anıl Abbak da Forex piyasalarını güvenli yapan birkaç unsur olduğuna dikkat çekti. Foreks piyasalarında Takasbank güvencesi olduğunu belirten Alpak "Takasbank süreci sayesinde aracı kurumların müşterilerin paralarını kendi paraları gibi kullanılmasının önüne geçiliyor. Aracı kurumlar Takasbank'a günübirlik işlemleri bildirmek zorunda. Ayrıca müşterilerin dünyada sadece Türkiye'de bulunan zaman damgası sistemiyle geçmişe yönelik işlemleri koruma altına alınıyor. SPK denetimleriyle sektör üst düzey bir şekilde regüle ediliyor. Bu yüzden müşteriler yatırım danışmanlığını sadece lisanslı aracı kurumlarla gerçekleştirmeleri gerekiyor" diye konuştu.

"YATIRIMCILAR KENDİLERİNİ DAHA KOLAY KORUYABİLİR"

XTB Menkul Değerler Pazarlama Müdürü Naim Çetintürk de günümüzde yatırımcıların artık bu tarz risklere karşı kendilerini koruma altına almalarının özellikle devlet düzenlemesinden sonra daha kolay hale geldiğine dikkat çekti. Çetintürk, şunları anlattı:

"Peki yatırımcılar kendilerini nasıl koruma altına alabilir? Öncelikle yatırımlarını yaparken çalışacakları kurumun SPK denetimi altında olduğundan emin olmaları gerekir. Avrupa’ya kıyasla, Türkiye’de geç de olsa 2011 yılı itibariyle artık bu denetimler devlet tarafından sıkı bir şekilde gerçekleştiriliyor. Lisanslı kurumların ve SPK denetiminin ülkemiz ve yatırımcılarımız için ne kadar önemli ve gerekli olduğunu birkez daha anlamış oluyoruz.

Uluslararası alanda kurumların nasıl denetlendiğine baktığımızda, Avrupa ülkelerinin bu denetimleri uzun yıllardır gerçekleştirdiğini, hatta bu bağlamda sadece aracı kurumları denetlemek amacı ile MiFiD (Avrupa Birliği Finansal Direktifi) adıyla faaliyet gösteren bir Avrupa Birliği kuruluşu olduğunu da söyleyebiliriz. Dolayısı ile bu şekilde denetimlerin olduğu bir yerde finansal anlamda kötü gidişler olsa bile yatırımcılar anlamında böyle mağduriyetler söz konusu olmuyor. Nasıl ki yıllar önce banka mağdurlarıyla karşılaştıysak ve sıkı devlet denetimlerinin ardından bankalar güvenli hale gelmişse, 2011 yılında SPK denetiminin başlamasıyla aracı kurumlar da artık aynı şekilde güvenli hale geldi."

eguler@hurriyet.com.tr




EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı