Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Film şarkısı nasıl ‘hicret müziği’ oldu?

    Hürriyet Haber
    10.12.2000 - 00:00 | Son Güncelleme: 10.12.2000 - 00:01

    TV'lerin iftar ve sahur programlarında hemen her gün çok güzel bir iláhi çalınıyor. Bu, 'Talaa'l-bedru aleyná min seniyyati'l-vedá' yani 'Dolunay ayrılık vadisinde üzerimize yükseldi' diye başlayan bir iláhi... Nağmelerinin Hicret zamanından yani Hazreti Muhammed'in Mekke'den Medine'ye göç ettiği yıllardan bugünlere geldiği söyleniyor ama yanlış: İláhi Riyad el Sinbati adında Mısırlı bir besteci tarafından Mısır'ın büyük sesi Ümmügülsüm için bestelenmiş ve sadece 28 yaşında...

    TV'lerde hemen her gün iftar yahut sahur programlarında çok güzel bir iláhi çalınıyor. Bazan Türkçe, bazan Arapça okunuyor, bazan da sadece enstrümanlarla icra edilmesini dinliyoruz.

    İláhinin 'Hicret müziği' olduğu söyleniyor, Hazreti Muhammed Mekke'den Medine'ye göç ederken Medine halkının peygamberi şehrin kapılarında bu iláhiyle karşılağı anlatılıyor. 'Talaa'l-bedru aleyná min seniyyati'l-vedá' diye başlıyor iláhi... Yani 'Dolunay ayrılık vadisinde üzerimize yükseldi; Allah'a şükretmemiz vacib oldu artık...'

    Bu, melodisiyle ve bütün ruhuyla son derece güzel bir iláhi. Ama duyguları kucaklayan nağmelerinin Hicret'le hiçbir alákası yok. 1300 küsur yaşında değil, sadece 28 senelik bir eser ve işte ortaya çıkışının öyküsü:

    Akdeniz bölgesinin gelmiş geçmiş en büyük sesi Mısırlı şarkıcı Ümmügülsüm, 1970'lerde yeni bir albüm çıkartacaktır. Albümün herbiri yarım saatlik iki parçadan oluşması ve dini içerikli olması kararlaştırılmıştır.

    Parçaların sözlerini Salih Cevdet adında Mısırlı bir şair yazar, Mısır'lı meşhur bir besteci, Riyad el Sinbati de besteler: 'Hadise'r-Ruh' ve 'El Sulasiyetu'l-Mukaddese'. Yani 'Ruhun sözleri' ve 'Kutsal Üçleme'.

    Albüm Kahire'de verilen bir konserle tanıtılır ve Ümmügülsüm'ün kasetleri konserden sonra sadece Mısır'da değil, bütün Arap dünyasında satış rekorları kırar. Özellikle 'Kutsal Üçleme'deki parçalardan biri, 'Talaa'l-bedru aleyná' diye başlayanı artık hemen herkesin dilindedir.

    Aradan birkaç sene geçer, Suriyeli bir rejisör, Mustafa Akad, meşhur 'Çağrı' filmini çevirir. Filim İslam'ın ilk senelerini anlatmaktadır, başrolde Anthony Quinn vardır ve filmin jeneriği Riyad el Sinbati'nin parçasıdır. Hazreti Muhammed Medine önlerine gelirken yahut İslam orduları ilk zafer yıllarında Arap Yarımadası'nın dört bir yanına akarken fonda 'Talaa'l-bedru aleyná'nın nağmeleri yükselmektedir.

    Derken, aradan yine seneler geçer ve bir zamanlar 'Cat Stevens', şimdilerde de 'Yusuf İslam' olan bir pop sanatçısı, 'Son Peygamberin hayatı' adında bir albüm çıkartır ve 'Talaa'l-bedru aleyná'yı yeniden okur. Albüm İslam ülkelerinde milyonların ve sadece Türkiye'de 300 binin üzerinde satar. Genç nesiller Ümmügülsüm'ün meşhur şarkısıyla Yusuf İslam'ın kaseti sayesinde yeniden tanışmış ve 'Dolunay ayrılık vadisinde üzerimize yükseldi' sözleriyle başlayan şarkı bizde de meşhur olmuştur.

    İşte, şimdi hemen her gece TV'lerde ve radyolarda işittiğimiz, aslen Mısır şarkısı olan ama nağmeleri ruha işleyen 'Talaa'l-bedru aleyná min seniyyati'l-vedá'nın Hicret macerası...

    Şiir kitaplarından geleceği öğrenmek

    Tefe'ül, eskilerin baktığı bir çeşit faldır ama geçmişte daha ziyade okur-yazarlar ve eski kültür sahipleri tarafından icra edilegelmiş bir iştir. Şairlerin divanlarıyla hatta Kur'anla yapıldığı da olur. Tefe'ül kişiye gayret vereceği için caizdir fakat fala bakmak, bakıcıya gitmek gibisinden işler kat'iyyetle yasaktır.

    Tefe'ül, eskilerin baktığı bir çeşit faldır. Ancak alelade fallara, iskambille, kahve telvesiyle, bakla veya mercimeklerle bakılanlara tefe'ül denmez. Bu, geçmişte daha ziyade okur-yazarlar ve eski kültür sahipleri tarafından icra edilegelmiş bir iştir.

    Mesela Kur'anla tefe'ül edildiği olur. Niyet edilip Fatiha ve Kulhüvallah sureleri okunduktan sonra Kur'an besmele ile açılır, sağ taraftaki ilk ayet okunur, manasına göre hüküm çıkartılır.

    Kur'anla tefe'ülün başka yolları da vardır. Meselá sabahleyin yola çıkıldıktan sonra rastlanan ilk tanıdık kişinin isminin mánası düşünülür. Yahut, camide namazdan sonra imamın okuduğu áyetin manasından bir hüküm çıkartılmasına çalışıldığı olur. Özellikle Mevleviler arasında Mevlana*nın Mesnevi'si, yahut Divan-ı Kebir'i ile ve bütün eski kültür sahiplerince Şirazlı Hafız'ın divanı da tefe'ül vasıtası olarak kullanılmıştır. Hatta Ziya Paşa bile 'Harabat Mukaddemesi' isimli eserinde 'Divanımdan tefe'ül eyle / İcáz nedir teemmül eyle' yani 'Divanımdaki şiirlerimden geleceği öğrenmeye çalış ve şaşırmanın ne demek olduğunu düşün' demektedir.

    Tefe'ül, herhangi bir divandan da yapılabilir. Bazı eski kitaplarda sahife başlarına Arapça yahut Farsça 'Acele et, muvaffak olacaksın... Bu işten çekin... Senin için ganimet var... Düşmanından korun...' gibi cümleler yazılıdır. Kitap açılır ve bu cümlelere göre hüküm çıkarılabilir.. Şeriatte 'Tefe'ül-bi'l-hayr' yani 'hayırla tefe'ül' kişiye azim ve gayret vereceği için caizdir fakat fala bakmak, baktırmak, bakıcıya müracaat etmek, yahut ne suretle olursa olsun bir şeyi hayra yormamak kat'iyyetle yasaktır.

    Zencefilli kuzu kebabı

    Süt kuzusunun budu, yarım saat kadar az suda haşlanır, çıkartılır ve havanda dövülmüş taze zencefile bulanır. Ayrı bir kapta eritilmiş ve hafif yanma kıvamına getirilmiş halis Vakfıkebir yağı etin her tarafına temas edecek şekilde üzerine dökülür. Et birkaç noktasından bıçakla delinir ve deliklere soyulmuş sarmısak yerleştirilir. But, tercihan odun ateşiyle ısıtılan fırına yerleştirilir ve nar gibi kızarmasına yakın çıkartılarak üzerine bol kekik serpilir ve yeniden fırına verilir, yaklaşık üç dakika daha tutulur. Çıkartıldıktan sonra birkaç defa silkelenerek kemiklerinden ayrılır ve yenmeden önce arzu edilirse nar ekşisine bulanır.

    Nestalik’in büyük üstadı İmád

    Türk hat sanatını çok büyük ölçüde etkileyen ve nestalik yazının en önemli ismi olan İmad, İran'da yaşadı. Doğum tarihi bilinmeyen İmad'ın 1615'te 63 yaşında öldüğü söylenir. Yazıyı Molla Muhammed Hüseyn-i Tebrizi'den öğrendi, Safeviler'in başkenti Isfahan'a giderek Şah Abbas'ın hizmetine girdi ancak bu büyük sanatkár saray entrikaları ve mezhep çatışmaları yüzünden 1615'te Isfahan'da katledildi. Şah Abbas'ın ölüm emri vermesine sebep olarak İmad'ın Sünni oluşu ve aleyhindeki dedikoduların artması gösterilir.

    Ölümü İran, Hindistan ve Osmanlı ülkelerinde büyük üzüntü yarattı, hatta Hint-Türk imparatoru Cihangir, İmad'ın hatırasına dini bir tören düzenledi.

    İmad'ın şöhreti İslam dünyasına yayılınca, nestalik hattatları onun bulabildikleri yazılarına bakarak kendi yazılarına yön vermeye başladılar ve Osmanlı hattatları da İmad'ın yarattığı yeni üslubu benimsediler. Nestalik yazan Türk hattatlarının hemen hepsinde İmad'ın etkisi vardır.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı