Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Film gibi aşk hikayesi

    DHA
    21.09.2014 - 15:53 | Son Güncelleme: 21.09.2014 - 16:27

    İZMİR’de, ailelerinin baskısıyla 18 yaşında ayrıldıktan sonra birbirlerini hiç görmedikleri, haber almadıkları çeyrek asrın sonunda, eşlerinden boşanmış olarak yolları yeniden kesişen çocukluk aşkları Melike ve Hayati Güven, organ naklinin ardından hastaneden taburcu oldu, yepyeni bir hayata başladı. İlk eşlerinden 3 çocuklarıyla 5 kişilik aile olarak mutlu bir yaşama yelken açtıklarını söyleyen Hayati Güven, "Çocuklarımızın onayı, kaynaşmaları bizim için önemliydi. Onlar onay verdi. Mutlu, sağlıklı bir hayat bizi bekliyor. İnsanlar yalnız ölmesinler, insanlar mutsuz ölmesinler" dedi.

    İzmir’in Çiğli İlçesi’nde oturan iki ailenin çocukları olarak hayata başlayan 43 yaşındaki Hayati Güven ile kendisinden 3 gün küçük olan aynı yaştaki Melike Başaran, ortaokul ikinci sınıfta birbirlerine aşık oldu, liseyi bitirince, ailelerinin birlikteliklerine karşı çıkması üzerine ayrılıp, başka kişilerle evlenip yuva kurdu.

    Oya ve nakış işleri yapıp satan ve iki oğlu bulunan Melike Başaran, birkaç yıl önce eşinden boşandı. Bir oğlu bulunan çilingir Hayati Güven de iki yıl önce eşinden boşandı. Bir arkadaşından, eşinden boşanan Hayati Güven’in depresyona girdiğini öğrenen Melike Başaran, ona moral vermek için, çocukluk arkadaşlarınca düzenlenen doğum günü partisine katıldı. Çeyrek asra yakın sürede bir kez bile karşılaşmayan, birbirlerinden hiç haber almayan eski iki sevgilinin yolları yeniden kesişirken, sağlık sorunları onları yakınlaştırdı.

    Hayati Güven 4 kez göz ameliyatı olmak zorunda kalırken, en yakınındaki kişi çocukluk aşkı Melike Başaran oldu. İlk evliliklerinden olan çocuklarına durumu anlatan çift, aile ve çevre baskılarına karşın ilişkilerine sahip çıkıp, sağlık sorunlarını çözmeye çalıştı. Son göz ameliyatında ’böbrek yetmezliği’ tanısı konulan Hayati Güven’e Melike donör oldu. Hayati Güven, İzmir Kent Hastanesi’nde hayatını birleştirdiği Melike Güven’in bir böbreğinin nakledilmesiyle hayata tutundu.

    TABURCU OLDULAR

    İki çocuk annesi Melike Güven ile böbreğini vererek ikinci hayatın kapılarını açtığı çocukluk aşkı bir çocuk babası Hayati Güven’in sevgiyle, aşkla, ayrılık acılarıyla, baskılarla, yeni heyecanlarla, çocukları ve sağlık sorunlarıyla harmanlanan hayat hikayeleri Türkiye’nin gündemine damga vurdu.

    Eşlerinden ayrıldıktan sonra tesadüf eseri bir araya gelen, kalplerine gömdükleri aşkları yeniden filizlenirken ortaya çıkan sağlık sorunları nedeniyle hastanelerde yaşamak zorunda kaldıkları aşkları yüzünden yine ailelerinin baskılarına göğüs germek zorunda kalan Güven çifti, böbrek nakli oldukları İzmir Kent Hastanesi’nden taburcu olup, Karaburun’daki evlerine döndü. Yeni hayatlarının ilk gününde DHA’yı kabul eden çift, "Her şeyimiz çocuklarımız" derken, içtenlikle soruları yanıtladı.

    ’BAKIŞLARI AYNIYDI, HİÇ DEĞİŞMEMİŞTİ. SADECE TUTKUMU YAŞAMAK İSTİYORDUM’

    Hayati Güven’e olan aşkını ailesinin baskısı yüzünden kalbine gömdüğünü belirten Melike Güven şunları anlattı:

    "Hayati’den 1989’da ayrıldım, yıllarca hiç görmedim, hiç haber almadım. İçimde sevgi vardı ama ben Hayati’nin hayatına girerken illa beraber olacağım, onunla yaşayacağım, öyle bir şey yoktu. Maksadım, onu tekrar görmekti. Çok heyecanlandım, bıraktığım gibiydi, değişiklik yoktu, gözlerindeki o ışıltıydı aynıydı. Ama evlilik düşünmedim. Hayati geçiş dönemindeydi. Sağlık problemleri vardı ve hiçbir şekilde şekilde sağlığını düzeltme adımı atmıyordu. O kendine bir süre biçmiş. Şu kadar yıl yaşayacağım bitecek, zaten bir beklentim yok, böyle bir ruh halindeyddi. Onu bundan çıkartmak çok zor oldu. Sürükleye sürükleye hastaneleri gezdik, diyalize girmemek için çok uğraştık. Sancılı bir süreçti diyaliz. Böbrek naklini öğrenince hiç düşünmedim, gerçekten hiç düşünmedim. Bu sırf Hayati için değil. Başka bir yakınım da olabilirdi. Hiç düşünmezdim. Herkes için bu organ bağışının yapılması lazım. 7-8 ay önce tüm organlarını da bağışlamış bir insanım. Hayati yaşamayı seven, hayattan her türlü zevk alan, spor etkinliklerinden zevk alan, renkli bir insan. Yaşamalı, niye hayatı kötü sürsün. Tabii ki yaşamı veren Allah, ama o ömrü yaşatmak için insanların da yapması gerekenler var. Ben yıllarca onun emanetini taşıdım, yani böbrek benim, ben verdim ama ben onun emaneti olarak görüyorum böbreğimi. 43 sene sonra o emaneti geri verdim. Ona böbreğimi verecektim ama bunun için etik kurulu geçmemiz gerekiyordu. Onlara nasıl bir araya geldiğimizi, Hayati’nin sağlıklı bir yaşamı hak ettiğini, benim de sağlıkla yaşayabileceğimi doktorların söylediği anlattım. Kendi irademle veriyorum, olması gereken bir şey dedim. Bana ileride çocuklarınıza da lazım olabilir dediler. ’Allah şimdi böyle kısmet etmiş, eğer çocuklarıma bir şey olursa Allah o zaman da çözümünü verir. Ama şu anda bir fırsat var ve ben bunu vermek istiyorum’ dedim."

    HAYATİ’YE, "BENİM EVİME GİDİYORUZ" DEDİM

    Hastalık sürecinde, henüz nikah kıydıramadıkları dönemde evlililik dışı bir ilişki karşısında ailelerinden doğal olarak tepki gördüklerini vurgulayan Melike Güven, "Ancak beraber yaşamaya başlamamız Hayati’nin annesinden kaynakladı" dedikten sonra sözlerini şöyle sürdürdü:

    "Ben Hayati’ye hastanelere gidip gelirken refakatçilik yapıyordum, ameliyatlarında eşlik ettim. Ama annesiyle problemi vardı. İki gün önce ameliyat olmuştu, annesiyle akşam yemeğinde tartıştı. O tartışmadan sonra, gideceğini, Karaburun’a geri döneceğini söyledi. ’İki sene de yaşasam yeter’ deyip kestirip attı. Ben de ’hayır, hiçbir yere gitmiyorsun benim evime gidiyoruz’ dedim. Bu olayın ardından aynı evi paylaşmaya başladık."

    ÇOCUKLARIMIZIN ONAYIYLA YOLA ÇIKTIK

    Melike Güven, 20 yaşındaki oğlu Tolga’ya ve 13 yaşındaki oğlu Uğur’a bu birlikte yaşama kararlarını nasıl açıkladığını da şöyle anlattı:

    "5 kişi çıktık bu yola. Büyük oğluma Hayati’nin ilk sevgilim olduğunu söyledim. ’Beraber olmayı düşünüyoruz ama öncelik sağlık. Sağlık açısından beraberiz. İleride ne getirir ne götürür bilemem, ama bu şekilde bu hayatın içine giriyorum’ dedim. Oğlum ’Ben sana güveniyorum, sana çok güveniyorum, her şekilde arkandayım, çok çektin nasıl bir hayat yaşamak istiyorsan o şekilde yaşa. Sana kimsenin hesap sormaya hakkı yok, senin arkanda ben varım’ diye yanıt verdi. Aile tarafımdan tepki oldu, annem çok üzüldü. Toplumda çok hoş karşılanmıyor. Hayati’ye karşı değildi, sadece yaşadığımız şeye karşıydı. 43 yaşındayım belli şeylere karar verecek yaşta olduğumu söyledim. İleride ne olup olmayacağını bilmediğimi, illa nikah diye bir şey olmadığını anlattım. Kesinlikle nikah istemedim. Çünkü Hayati’nin ailesi ’Bunca yıldan sonra bu kadın nereden çıktı, neden berabersiniz, neden böbreğini veriyor’ diye sorguladılar. Hep art niyet aradılar. Ben çok anlattım, böyle bir şey olmadığını İfade ettim, o yüzden de nikahı kesinlikle istemedim. Sonuçta ben bir amaç peşinde değilim, özlemimi, tutkuyla beklediğim bir ilişkiyi yaşamak istiyorum, önce sağlığımıza kavuşmak istiyoruz. Ama hep bir çıkar gözetildiği için ben nikahı istemedim. Ama nikaha annem tabii ki sevindi, artık problem yok, ama sorun Hayati’nin ailesi tarafından geçmiş değil."

    ’HASTANELERDE HEP YANIMDA MELİKE VARDI’

    Yıllarca görmediği çocukluk aşkıyla ilk kez karşı karşıya geldiğinde büyük bir heyecan yaşadığını belirten Hayati Güven, "O bakışlar karşısında içimde bir şeyler kıpırdandı, kıvılcımlar çaktı. Ama sonra sağlık sorunlarım başladı. 4 göz ameliyatı geçirdim, böbreğimde kitle vardı, alındı. Sonra böbrek yetmezliği çıktı. Melike hep yanımda, arkamdaydı. Nakil olmam gerekiyordu, böbreğe ihtiyacım vardı. Ailemin hiçbir ferdinden böbrek için teklif almadım, ben isteyemezdim böyle bir şeyi. Melike böbreğini vermek için çok ısrarcı oldu, kabul etmedim. Ama sonunda beni kandırdı, iyi ki de kandırmış, bir hayata başladık. Önümde inandığım inşallah uzun da sürer, rahat içinde yaşayacağımız sağlıklı bir yaşam bizi bekliyor" dedi.

    ’BİZ ÇOCUKLARIMIZ İÇİN VARIZ’

    17 yaşındaki oğlu Yarkın’a nikahsız bu birlikteliği anlatırken Melike’nin çocukluk aşkı olduğunu söylediğini vurgulayan Hayati Güven, şunları söyledi:

    "Melike’yle tanışmışlardı. Oğlum da onun çocukları da hikayemizi biliyorlardı. Melike oğlumu çok sevdi, oğlum da onu neredeyse annesi yerine koydu. Melike’nin çocukları da benim çocuklarımdı. İkimizin çocukları kaynaşabilecekler mi, büyük bir aile olabilecek miyiz, onların onayları önemliydi. Onaylarını aldık. Bizim yaşam kaynağımız çocuklar. Ben baba olarak niye varım, Melike anne olarak niye var, onları için varız. İnsanlar çocukları için yaşamalı bence. Onayları alınca aynı evi paylaşma kararı aldık, hep birlikte yola çıktık. Ben bu olaya takdir-i ilahi diyorum. Melike’nin de söylediği gibi o emanet benimmiş, ama Melike taşımış. Emaneti bana teslim etti. Ben de sonuna kadar kendime bakıp, elini hayatımın sonuna kadar bırakmak istemiyorum. İnsanlar yalnız ölmesinler, insanlar mutsuz ölmesinler. Annemle problemlerim oldu, hala da görüşmüyorum. Etik kurul sonrası mutlaka nikah olmalı, diyordum. Kır düğünü isterdim ama oda nikahıyla evlendik. Biz 5 kişilik aileyiz. Ailemi yumak gibi bir arada tutmak istiyorum, kalabalık bir aile olmak istiyorum. Benim ki de Melike’nin ki de bizim çocuklarımız. Yani hiç ayrımız, gayrımız yok. Artık rahat bir hayat bizi bekliyor, mesut, sağlıklı en önemlisi bir hayat bizi bekliyor."

    ’OĞULLARIMIZIN DÖNMESİNİ BEKLİYORUZ’

    Öte yandan çift, aileleri tarafından yapılan baskıların Melike Güven’in büyük oğlu Tolga ile Hayati Güven’in oğlu Yarkın’ı evlerinden uzaklaştırdığını söyledi. Melike Güven sözlerini çocuklarına "Evinize dönün" çağrısıyla şöyle tamamladı:

    "Çocuklarımızla gerçekten mutluyuz, bir araya geldiğimiz de güzel paylaşımlar yaşıyoruz. Tekrar geriye dönsün. Küçük oğlum bizimle, Hayati çok şey katıyor ona, doğru model olduğuna inanıyorum, inşallah daha başarılı olacaklar. Yani hepimiz bir arada olursak çok daha mutlu olacağız. Çocuklarımı çağırıyorum, eve geri dönsünler. Büyük oğlum üniversiteye geri dönme aşamasında, Didim’de. Bir askerlik dönemi var, ya okul ya askerlik diyecek. Oğlum ilişkimi onayladı, tepki göstermedi, bana çok düşkün, babasından, ailemden bazı kişilerden ummadığı tepkiler yüzünden kendini geri çekmek zorunda kaldı. Ne de olsa delikanlı. Çocuklar anlaşamasaydı böyle bir şey olmazdı. Onlar anlaştıkları için bu adımı attık. Bir arada daha mutlu olacağız."

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı