Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Filistinliler büyük dert olacak…

Artık çok geç. Şimdi kalkıp serbest bırakılan Filistinlilerin Türkiye’ye gelmelerine karşı çıkılamaz. Ancak şimdiden bilmemizde yarar var: Çok dikkatli olmalıyız, zira başımıza büyük bir dert alıyoruz.

Neresinden bakarsanız ona göre bir değerlendirme yapabilirsiniz tabii ancak Filistinlilerin takasından bize düşen bölüm epey başımızı ağrıtacağa benziyor.

Bardağın dolu tarafı, Türkiye’nin bu takas konusunda ağırlığını koyduğunu ve Mısır ile birlikte  önemli bir rol oynadığını gösteriyor.

Filistinlilerin Türkiye’ye yollanmasını Hamas’ın istediği anlaşılıyor. Bu da  Arap dünyasının belirli bir kesiminde Ankara’ya prestij getirecektir.  “Bravo Türkiye’ye” sloganları duyulacak, Erdoğan’ın posterleri sokakları süsleyecek.

Bardağın boş tarafına  bakarsak; orta ve uzun vadede ciddi  sorunlarla karşı karşıya kalınacağını söyleyebiliriz.

Türkiye’de yaşamak sorunda bırakılacak olan Filistinlilerin sonuna kadar yıllarını burada geçireceklerini ve sakin-sessiz bir hayat süreceklerini beklememek gerekir. Hele bir süre sonra intikam hissiyle bazı eylemlere karışmaları da büyük olasılıktır.

Peki o zaman ne olacak?

Topraklarımızda Mossad ajanları cirit atmaya  başlayacaktır. Filistinlileri gözetime alacaklar ve attıkları her adımın hesabını bizden soracaklardır.

İsrail ile ilişkiler daha da gerilecek. Türkiye’nin dış imajı farklılaşacak, topraklarında Filistinli gerilla besleyen ülke konumuna sokulacaktır.

Özetle, Ankara eline sıcak bir  patates almış durumda. İnşallah pişman olmayız.

CHP’DEN KÜRT AÇILIMI…
 
Hem CHP’ye oy veririz  hem de sürekli eleştiririz .
 
Yapıcı adımlar attığı zaman da nedense görmezden geliriz.
 
Kılıçdaroğlu’ndan ümitlerin kesildiğini yazıp çizmek adeta moda oldu. Oysa CHP lideri çırpınıyor ve partiyi bir yere getirmeye çalışıyor.
 
Belki çok gürültü çıkartmadı. Ancak geçen hafta Kürt sorununun çözümüne yönelik “Ortak Akıl Heyeti” kurulması önerisi kimsenin dikkatini çekmedi. Kimseler bir şey yazmadı. Görmezden gelip, bir kenara atıverdik. Oysa bir muhalefet partisinin, Türkiye’nin en ağır sorununu partilerarası kısır tartışmaların dışına taşıyabilecek olan bu girişimini hepimizin desteklemesi gerekirdi.
 
Her siyasi partiden üç kişinin katılmasıyla, 12 kişilik bir “Akil Adamlar Komitesi” kurulması neresinden bakılırsa bakılsın çok yararlı olur. İktidar, başlangıçta  hasislik edip elindeki bilgileri paylaşmasa dahi uzun vadede böyle bir çalışma gurubunun getireceği yararları görmezden gelemez . Zira AK Parti bu sorunu muhalefetin katkısı olmadan, tek başına çözemeyeceğini çok iyi bilmektedir. Şimdi iktidardan beklenen, CHP’nin bu adımını küçümsemek yerine, Kürt sorununun çözümünde  işbirliğini yaymaya çalışmak olmalıdır.

KKTC’Yİ DEMOKRAT SANIRDIK, MEĞER KENDİMİZE BENZETMİŞİZ…

Gazetelerde okuduğum iki haber çok garibime gitti.
 
Bunlardan biri, Kıbrıs Rum Yönetimi eski Maliye Bakanı Dr. Michael Sarris’in, Kuzey Kıbrıs’ta bazı Türk gençlerle cinsel ilişki pazarlığı yaparken yakalandığı haberiydi. Sarris sık sık Kuzey’e geçip, gençlerle para karşılığı seks yaparmış. Sarris dünya banka çevrelerinde çok iyi tanınan bir isim. Güney’de de bakanlık yapmış ve çok iyi tanınan bir siyasetçi.

Besbelli ki Rum tarafındaki rakipleri tarafından Türk polisine gönderilen bir ihbar üzerine yakalanmış.
 
Hayret etmemi sağlayan  Sarris’e yönelik komplo değil, KKTC yasalarında eşcinselliğin  hala “doğaya aykırı cinsel münasebet” gerekçesiyle suç olarak görülmesi. İngiliz yönetimi döneminden kalma bir yasa hala geçerli.

KKTC’de bu kadar çağdışı bir yasa ve anlayışın hala sürüyor olmasına şaşırdım.

Umarım yargıç bu çarpıklığa karşı çıkar ve “Sarris’in cinsel tercihinden size ne?”  diyerek bir an önce eski bakanı beraat ettirir.

EROĞLU’ NUN PARASI OLAMAZ MI ?

İkinci haber bu kez Kuzey’den. KKTC  Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun bankada 2 milyon lirasının bulunması yüzünden adeta bir skandala dönüştürülen gelişmeyi de hayretle izliyorum.

Eroğlu gibi birinin bankada 2 milyon lirası neden olamasın?

Her parası olan yolsuzluk mu yapmış sayılacak?

Şimdiye kadar ülkesinde birçok alanda çalışmış bir kişi neden sorgulanıyor ?

Türkiye’den bakıldığında, KKTC eskiden bizlerden daha demokrat ve daha uygar bakışa sahip olarak görülürdü. Uzlaşıcı yanları vardı ve birbirlerini gammazlamazlardı.

Şimdi bakıyorum, onları da değiştirdik. Onları da kendimize benzettik.

Baksanıza, bankada 2 milyonu var diye  Cumhurbaşkanı’nı neredeyse linç edecekler.

Bunları KKTC’ye hiç yakıştıramadım doğrusu.


 

X