Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fili yuttu bir yılan

İŞTE bir kez daha yazıyorum: Lübnan savaşının baş sorumlusu Hizbullah, yani Allah’ın Partisi’dir. İsrail-Hizbullah savaşı Türkiye’nin savaşı değil.

Ama bakıyorum, başta İslamcılar olmak üzere kimi goygoycular ülkemizi bu savaşa bulaştırmak için ellerinden geleni yapıyorlar.

* * *

Keçinin arkasından uçuruma atlayan bir koyun olmadım hiçbir zaman. İsrail bombalarının öldürdüğü kadınlar ve çocuklar için çok üzülürüm, ama bu benim tarihi ve gerçekleri okumamı değiştirmez. Babasının kucağındaki ölü çocuk fotoğrafını (görüntüsünü) her gün temcit pilavı gibi yayınlayan medya, duygu sömürüsü yaparak halkımızı kötü koşullandırıyor. O çocukların katili sadece İsrail değil aynı zamanda Hizbullah, Suriye ve İran.

Arabesk duygu sömürüsü başlar başlamaz gerçekler uçup gider. Bu tür durumlarda gerçeklerin uçup gitmesi, eroinin altın vuruşundan da beterdir.

* * *

İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın, İslam Konferansı Örgütü’nün Malezya’nın başkenti Kuala Lumpur’da yaptığı konuşmanın en önemli cümlesini 3 Ağustos günü televizyonlar aktardı, 4 Ağustos günü de gazeteler yazdı: "Esas çözüm Siyonist rejimin yok edilmesi, ama bu aşamada acil bir ateşkes yapılmalı."

Yeni Şafak
Gazetesi, Başbakan Erdoğan ile Ahmedinejad’ın el sıkışan fotoğrafındaki orta boşlukta bu cümleden yaptığı tercümeyi yayınladı (04.08.06); "Asıl çare İsrail’in ortadan kalkması".

Ahmedinejad ve kafadarlarının sık sık tekrarladığı bu skandal cümlesi İsrail’in gaddar tutumunu meşrulaştırıyor. Ahmedinejad bu savaş ilanına neden olacak cümleyi İslam Konferansı Örgütü’nün olağanüstü toplantısında, devlet başkanlarının, başbakanların, bakanların huzurunda söylüyor. Hiçbir ters tepki almıyor, belki de alkışlanıyor. İKÖ’ye üye devletlerin büyük bir bölümü İsrail’i resmen tanımıyor, ama Türkiye 1949’dan bu yana bu ülkeyi tanımakta. Ticaret yapıyor, askeri anlaşmalar imzalamış, İsrail hava kuvvetleri Konya ovasında alıştırma uçuşları yapıyor.

Ama bu cümleye karşı bizim Başbakan’dan herhangi bir tepki yok. Bu suskunluğun anlamı ne, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı da İran Cumhurbaşkanı gibi mi düşünüyor: "Asıl çare İsrail’in ortadan kaldırılması mı?"

Bu cümlenin çıplak anlamı, bu müzmin savaş dizisinin gerçek sorumlusunun kim ve ne olduğunu göstermiyor mu? Arap ve İslam dünyası, İsrail devletinin o topraklar üzerinde yaşama hakkına sahip olduğunu kabul etmek zorunda. Bu gerçekleşmeden barış olmaz.

* * *

Kimi aklı evvel, İsrail’in 1948 yılında uluslararası kapitalizm ve emperyalizm tarafından yapay bir devlet olarak kurulduğunu ileri sürüyorlar. Doğru söylüyorlar!

Ama aynı kapitalizm ve emperyalizm, 1919 Paris Konferansı’nda Arap devletlerini kurmadı mı? Irak, Suriye, Lübnan, Ürdün, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni turşucu Fethullah mı kurdu?

Başbakan Erdoğan, İKÖ toplantısında yaptığı konuşmayla ve Dışişleri Bakanı Gül, Washington Post Gazetesi’nde yayınlanan makalesiyle, İran-Suriye-Hizbullah koalisyonunun yanında yer aldıklarını bütün dünyaya ilan ettiler. Bu dangıl dungul politikanın faturasını ne yazık ki Türkiye ödeyecek!
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI