Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fıkra gibi bir iftira

Hürriyet’te ilk yazım “Ankara Yandı” manşetiyle yayınlanmıştı.

Ankara’da özellikle Çankaya bölgesinde, emlak vergisine esas değerlerin yüzde 10.000, bazı semtlerde yüzde 15.000 arttırıldığını, örnekleriyle açıklamıştım.
Bu yazı, gündeme “bomba” gibi düşmüş TV kanallarında ilk haber olmuştu.

BAŞKANIN SAVUNMASI

O gün öğleden sonra Star gazetesinin ekonomi müdürü olan, gazeteciliğini de çok takdir ettiğim Kadir Kılıçparlar aradı:
- Hocam ben yıllık izindeyim. Bugün gazeteye bir ara uğradım. Yarın bizim gazetede ‘Vergi profesörü vergi borcunu ödememiş’ başlığıyla ekonomi sayfasında manşetsiniz.
- Bir dakika benim vergi borcum falan yok. Konu nedir?
- Galiba evinizin emlak vergisi borcu varmış. Çankaya belediye başkanından borcu silmesini istemişsiniz. O da silmeyince, ‘Ankara Yandı’ diye yazmışsınız. Ben izindeyim, aksine bir belgeniz vs. varsa haberle Necla Dalan ilgileniyor. Ona gönderebilirsiniz. Ben de zaten adınızı görünce, ‘hata olabilir’ düşüncesiyle aradım.

BELGELER VE BİLGİLER

Kadir Kılıçparlar, gazeteciliği adam gibi yapan, sevdiğim ve saygı duyduğum bir arkadaş.
Hemen Necla Dalan’ı aradım.
- Necla Hanım bu olayda “üç önemli nokta” var.
Birincisi, emlak vergisine esas değerlerin yüzde 15.000 hatta yüzde 20.000 arttırıldığını gösteren ve inkâr edilen listeler, Çankaya Belediyesi’nin kendi panosunda asılı. Ayrıca yazdığım değerleri, cadde ve sokaklar itibariyle Maliye kitap olarak da bastırdı.
İkincisi, ben maliye profesörüyüm. Vergi borcunun, ancak kanunla silinebileceğini çok iyi bilirim. Bırakın belediye başkanını, başbakan hatta cumhurbaşkanı bile vergi borcunu silemez.
Üçüncüsü ve en önemlisi, emlak vergisinin tamamı zaten birkaç yüz lira.
Ben vadesi gelmemiş ikinci taksit de dahil tamamını çok önceden ödedim. Bir lira borcum yok hatta alacaklı sayılırım. Makbuzları da fakslıyorum dedim ve gönderdim. Gerçekdışı haber de yayınlanmadı.
Birincisi.. ikincisi derken aklıma gelen bir de fıkra var. Onu da “tebessüm” başlığı altında okuyabilirsiniz.

Kız arkadaşla kamyon tamiri

20 yaşlarında bir delikanlı, kız arkadaşı ile gidecek yer bulamamanın sıkıntısı içinde kıvranırken,
sokağın ıssız yerine park edilen bir kamyonu fark
etmiş. İçinde de kimsenin olmadığını görünce, kamyonun altına girmişler.
Birkaç dakika
gibi gelen birkaç saat geçtikten
sonra, delikanlı bekçinin cop ile dürtmesiyle, toparlanmış.
Bekçi, sert bir ses tonuyla sormuş:
- Delikanlı, ne yapıyorsun burada?
- Ne yapacağım, kamyonu tamir ediyorum.
- Bak delikanlı, bu dediğin üç nedenle doğru değil...
Birincisi, kamyon tamir edilirken, sırtüstü yatılır. Sen, yüzüstü uzanmışsın.
İkincisi,
kamyon tamir edilirken, pantolon çıkarılmaz.
Üçüncüsüne gelince.. kamyon gideli tam bir saat oldu!

Engelli çocuğu olan baba

Engelli çocuğu bulunan annenin, sigortalı hizmet süresi 1/4 oranında arttırılıyor. Artan süre kadar da emekli olabilme yaşında indirim yapılıyor.
Sonuçta, engelli çocuğun annesi daha erken emekli olabiliyor.
Bu son derece yerinde bir uygulama.
Peki.. engelli çocuğun annesi yoksa, sigortalı babası ne olacak?
Yasa hazırlanırken, babalar unutulmuş!..

Babanız yaşıyorsa hâlâ çocuksunuz...

İnsan babası ölünce büyüyor çünkü...
Yalnız başına kalıyorsunuz o zaman artık.
Ne zaman ki babanızı kaybediyorsunuz..
İşte o zaman gerçekten büyüyorsunuz.
Çünkü çınarın gölgesi yok artık üzerinizde.
Sizi fark etmediğiniz halde koruyormuş meğer o gölge.
Siz de aile kuruyorsunuz, baba oluyorsunuz..
Sizin de gölge yaptığınız
ve koruduğunuz birileri
oluyor..
Ama o gölgeyi çok arıyorsunuz.
Savaşın ortasında
komutansız kalmaktır, babasız kalmak.
Kaç yaşınızda olursanız olun babanız yaşıyorsa
hâlâ çocuksunuzdur...
Babasız kalırsanız...
İşte o zaman gerçeği görürsünüz..

Erkekler ve çiçekler
 
Bekâr bir erkek, bir kadına çiçek getirdiği zaman, ona söylemek istediği bir şey var demektir.
Evli bir erkek karısına çiçek getirdiği zaman ise ona söylemek istemediği bir şey var demektir.

Kırılan bardak ve babam

“Ben bardak kırsam sakarım, annem kırsa nazar.. Babam kırsa o bardağın orada ne işi var.”

Günün Sözü:

İyi bir ad ve iyi bir öğüt, babanızın size verebileceği tek şeydir.
Harry Truman

X