Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

FIFA VE UEFA’ya sorular

3813 sayılı yasa yürürlükte midir? Bu yasaya göre Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ve kurulları görev yaparken, genel kurul toplanırken, delegenin yönetimi ibra edip etmeme hakkı varken, neden seçim kararı alamaz?

Tabii ki 209 üye ülke ile ortak bir statü olmalıdır. Hatta, standart bir düzenleme ihtiyacı olmasa da yasamızın değişmesi gerekliliği ortak bir kanaattir. Ancak yeni yasa süreci ayrı, seçim süreci ayrı bir süreç değil midir? Gönderdiğiniz ve kapıların altından atılan yazıyla doğal bir hak olan istifa mekanizmasını da ortadan kaldırdığınızın farkında değil misiniz?

Yasa değişikliği gerçekleşmeden özel ya da başka bir sebeple ya da mücbir bir nedenle TFF yönetimi istifa etse ne olacak? Seçim yapılmadan futbol bu ülkede nasıl yönetilecek? Dolayısıyla evrensel hukuka aykırı olan bu duruma nasıl geldiniz?

Süper Lig’in Türkiye futbolunun lokomitifi ve futbol ekonomisindeki payının yüzde 100’e yakın olduğu açık ve net iken; TFF yönetiminin adil ve dürüst olmadığını, futbolumuzun bir kaos ortamına sürüklendiğini düşünerek güvenoyu isteyen 18 takımlı Süper Lig’in 13 kulübüne ne gibi bir güvence vereceksiniz?

Üçte ikisinden fazla takımın güvenine sahip olmayan bir yönetimle lig nasıl başlayacak ve nasıl devam edecektir?

Bu durumdan kaynaklanabilecek nedenlerle olası saha içi ve saha dışı olaylarının sorumluluğunu da aldığınızın farkında mısınız?

Sizin için sadece siyasi baskı iddiaları mı önemlidir? Kulüplere oy karşılığı para dağıtılması, ücretli çalışanların oy için işten çıkartılıp tekrar işe alınmaları, ’ligden düşürürüz’ gibi iddialar sizin için incelemeye değer değil midir?

Şayet, bu iddialar doğru ve gerçek ise standardize etmeye çalıştığınız kurallara ve uluslararası etik anlayışınıza uygun mudur?

Bu sorularıma sayın Platini ve sayın Blatter, iletişim departmanı ya da kuşları vasıtasıyla cevap verirlerse buna da aynen yer vereceğim. Uluslararası bu kuruluşlara yakışanı beklediğimi belirtmek isterim.

ANAYASA BİLE AYKIRI OLABİLİRMİŞ!!!

BİLİYORSUNUZ, seçimli olağanüstü genel kurul isteyen 80 imzalı önerge gündeme bile alınmadı. Halbuki, mevcut yasa ve statüye göre delegelerin 5’te 2’si imzası ile bir önergenin gündeme alınması zorunludur. Bu konuya yorum yapmak dahi açık değildir.

Ancak, hızlıca (!) seçilen Divan, önergeyi gündeme almadı. Gerekçeleri ise gerçekten matrak; sabaha karşı kapıların altından atılan o meşhur yazı!...

Efendim uluslararası kuruluşlardan gelen yazılar, talimatlar, ana statü ve yasanın üstünde imiş. Ve hatta, anayasamıza aykırılığı bile iddia edilemezmiş. Bak sen şu hukuk alimlerine!... Uluslararası söylemlerle, kuruluşları nasıl da karıştırıyorlar. Uluslararası sözleşmeler TBMM tarafından onaylanırken bu hukuki durum geçerli olur. Yoksa bir yazı ve faks ne yasamızın üstündedir ne de "anayasaya aykırı bile olsa geçerlidir" saçmalığı mümkündür.

Bu hukuk kinayesinden sonra bir de çeşitli ağlaşmalar duyuyoruz. Yok efendim, yargıya gidilmesinmiş. Yoksa üyeliğimiz askıya alınırmış. Bu ağlaşma mı, hedef gösterme mi yoksa bir tehdit mi?

Futbola dair konularda genel yargıya gidilmemesi, kabul görmüş uluslararası bir ilkedir. Ancak ister yasa, ister ana statü ile yönetilen futbol dünyasında genel hukuka aykırılıklarda genel yargıya gitmek en doğal hukuki haktır. Ve bu nedenle yargıya gidilebilir. Örneğin; 4 yıllık süresini doldurmuş bir yönetim genel kurulu toplamaz ve seçime gitmezse ne olacak? Genel yargıya gitmeyip, Tahkim’e mi gidilecek? Sonuç olarak saçmalıkların sonu yargıya kadardır.

Yakıştı mı Ogün Temizkanoğlu

3813
Sayılı TFF Kanunu ve ana statüsü çok açık; TFF’de ücretli çalışan delegeler görev sırasınca kongrelerde oy kullanamıyorlar. TFF’de görev yapan antrenörlerden Metin Türel ve Fethi Demircan oy kullanabilmek için görevlerinden ayrıldılar. Tabii ödül olarak işlerine 1 Temmuz’da başlatılırlar. Emekli günlerini yaşayan bu hocalarımıza yoğun bir eleştiri duymadım. Fakat kendilerini bu duruma zorlayanlarla ilgili yoğun bir eleştiri ve iddia trafiği var. Ya Ogün?

Genç jenerasyonunun hoca adayı, ilk Hazerun cetvelinde yer almayan Temizkanoğlu, yakıştı mı sana kaptan? Olası seçim önergesinin reddi için alel acele istifa edip delege olman sana yakıştı mı? Olmadı, hem de hiç olmadı Ogün dostum. Sen de sana yakışmadığını biliyorsun, eminim. Ama bunu sana yakıştıranlar utansın, diyelim. Bir söz de UEFA ve FIFA’ya. Her bir detaydan kuşlar sayesinde haberdarsınız herhalde. Ancak bu konulara baykuşlar bakıyor ki, haberiniz olmuyor!

Ücret ve huzur hakkı

HER maddesinin gözden geçirilmesine inandığım 3813 sayılı yasanın başka bir çarpıcı yanı da TFF çalışanı delegelerle ilgili. Ücret alanlar oy kullanamıyorlar, son kongrede olduğu gibi kanuna karşı hülle yapılıp, kongre öncesi istifa ettirilip, sonra tekrar işe başlatılıyorlar. Tazminat konularının hesabı ise tabii ki sonra verilecektir. Ancak benim asıl merak ettiğim "huzur hakkı" alan kurul üyeleri. İstifa ettirilen çalışanlardan daha fazla ücret alıp, görevleri devam ederken oy kullanabiliyorlar. Üstelik taraf oldukları bu kadar aşikarken...

Tahkim Kurulu Başkanı, MHK Başkanı ve üyeleri, Disiplin Kurulu üyeleri, Temsilciler Kurulu üyeleri gibi...

Tarafsız olmaları gereken bu tarafların aldıkları huzur hakkı bedelini biliyor musunuz? Oturum başı 1500 YTL alanlar var. Ayda 5 oturum=7500 YTL. Gün başı Türkiye’nin en yüksek ücretini alan profesyonellerine huzurlu günler diliyorum. Tabii ki vicdanları da huzurluysa...

Gökçek ve Ulusoy

SAYIN Ulusoy kongreden bir gün önce konuşmuş, "Hükümet baskısı yok. Ama Melih Gökçek kulüpleri tek tek arayıp baskı yapıyor" demişti.

Benim anlayamadığım şu; 16 Ocak 2006’da seçilen Ulusoy’un en büyük destekçisi Melih Gökçek değil miydi? Bu konuyu gazetelerin spor sayfalarında hep birlikte okumamış mıydık? Hatta Anayasa Mahkemesi sürecinde Sayın Ulusoy’a en büyük yardımın Melih Gökçek tarafından yapıldığı kulüplerde konuşulmamış mıydı? Sayın Gökçek, o dönemde siyasette değil miydi?

Bana bu durum Nasrettin Hoca’nın o meşhur esprisini hatırlattı: "Kazan doğururken iyiydi de, ölünce mi kötü oldu?" Ayrıca merak ediyorum, "Abi, bir tek senin için bu koltuğu bırakırım, iste şimdi istifa edeyim. Ama sadece sana bırakırım" sözü hala geçerli mi? Yoksa sadece Gökçek’e verilmeyip, Cemal Aydın, Şenes Erzik, Celal Doğan ve başkalarına da söylendiği iddia edilen bu sözler sadece bir hoş seda mıydı? Peki sizce sayın Melih Gökçek için bu şarkı burada biter mi?
X