Gündem Haberleri

GÜNDEM

    "FETÖ’yü yazdım inandıramadım"

    Fırat ALKAÇ - Bahar ÜNLÜ / İSTANBUL
    27.07.2017 - 22:19 | Son Güncelleme: 27.07.2017 - 22:23

    Cumhuriyet gazetesi davasında ifade veren tutuksuz sanıklar suçlamaları reddederken Hikmet Çetinkaya da “İlk önemli haberlerimden biri Fetullah Gülen ile ilgilidir. Askeri okullarda sahte sağlık raporlarıyla örgütlendiklerine kimseyi inandıramadık. Gülen sürekli hakkımda şikâyet dilekçeleri verdi, dava açtı” dedi.

    İSTANBUL 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, aralarında Cumhuriyet gazetesi yönetici ve yazarlarının da bulunduğu 12’si tutuklu 19 kişinin yargılandığı davaya dördüncü gününde devam edildi. Duruşmada tutuksuz yargılanan Cumhuriyet gazetesi yazarları Hikmet Çetinkaya, Aydın Engin ile Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Erinç ifade verdi.

    Ayakta durmakta güçlük çeken Çetinkaya oturarak yaptığı savunmasında şöyle dedi:

    “51 yıldır Cumhuriyet gazetesindeyim. Laik, demokratik, hukuk devleti ilkelerinden asla vazgeçmem. İlk önemli haberlerimden biri Fetullah Gülen ile ilgilidir. Bornova’da başlayan örgütlenmesini ve Akevler Yapı Kooperatifi’nde Yaman Koleji’nde, Maltepe Askeri Lisesi, Işıklar ve Kuleli Liseleri’nde sahte sağlık raporlarıyla örgütlendiklerine kimseyi inandıramadık, inanmak istemediler. Hakkımda ‘hocaefendi’ye karşı yazdıklarımdan dava açtılar. Birçok ceza davasında yargılandım. Gülen sürekli hakkımda şikâyet dilekçeleri verdi, tazminat davaları açtı. Yazdıklarım, haberlerim, iddianameye karşı savunmam ve sorgumdur. Yaşamın olağan akışına aykırı böyle bir iddianameyi kendim, yazılarım, yaptıklarım ve gazeteciliğim adına reddediyorum. Mahkemenizden beraat talep ederim.”

    VAKFIN ELE GEÇİRİLDİĞİ İDDİALARINI REDDETTİ

    Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Erinç de “Cumhuriyet gazetesini ele geçirdiler, yayın politikasını değiştirdiler” iddialarını reddetti. Erinç savunmasında şunları söyledi: “Bu dava sadece gazeteciliğin yargılandığı bir dava değildir. Buradaki arkadaşlarım mesleklerini yapmışlardır. Yolsuzluk, usulsüzlük, kavga, dövüş bizim için haberdir. Ama yargıç ve savcılar için belgeler yasal elde edilmemişse hukuken değeri yoktur. Böyle olunca hâkimler takipsizlik verir. Ancak gazete için bu belgeler haber olur. Bizden istenen yargıç ve savcılar gibi davranmamızdır. Suçlamalardan en önemlisi Cumhuriyet Vakfı’nı ele geçirmek ve yayın politikasını değiştirmektir. ‘Bizi tasfiye ettiler’ diyen Mehmet Faraç 2010, Alev Coşkun 2013, Mustafa Balbay 2015 yılında gazeteden ayrıldı. 3 farklı tarihi nasıl birleştiriyorlar? Bunun yanında üyelik seçimlerinde Coşkun’a, Balbay oy vermemiştir. Faraç çıkarıldığında Vakıf Başkanvekili Alev Coşkun’du. Cumhuriyet’in yayın politikası değil, Türkiye’nin gündemi değişti, haber akışı ona göre belirlenir oldu. Yayın politikasının değiştiğini saptamak ağır cezanın görevi midir? Bir gazetenin yayın politikasının değişikliğini sorgulamak ceza mahkemelerinde yapılmaz.”

    DEVLETİN BİLMEDİĞİNİ NASIL BİLİRİM

    Erinç, ByLock kullanıcıları ile görüştüğü iddiaları üzerinde “Ben TGC Başkanlığı yaptım. Davet üzerine toplantılara gideriz. Görüştüğüm kaymakamın ByLock’unun olması benim değil valinin sorunudur. Devletin bilmediği ByLock’u benim bilmemi beklemek doğru değil” dedi. Mahkeme başkanının ‘Can Dündar hâlâ kadrolu mu?” sorusu üzerine Erinç “Telifli yazıyordu. Yazısını gönderdiği zaman ödemesi yapılır” yanıtı verdi.

    VİTRİNDEKİLER TÜYMÜŞTÜ

    CUMHURİYET yazarı Aydın Engin savunmasında “Böyle bir iddianame ile benim ve arkadaşlarımın sanık iskemlesine oturtulmuş olmamız bana hukuk adına utanç, ülkem adına acı veriyor” diyerek şöyle devam etti: “Eskiden ‘cemaat’ diye nitelendirdiğiniz gruba ait insanlarla konuşmanın suç olduğunu iddia ediliyor. Cemaatin vitrininde yer alan birçok kişiyle görüştüm. Mesleğimi yaptım. Devletin derinlerine girmiş bir örgütün ne olduğunu anlamak için konuşmak zorundasınız. Son Abant toplantısına gittiğimde cemaat vitrinindekilerin artık orada olmadıklarını, tüydüklerini yazdım. Vitrindekilerin tüymesi işarettir. 15 Temmuz’a hiç şaşırmadım çünkü bir şeyler hazırlıyorlardı. Bakire gazeteci olmaz! Hep masum insanlarla görüşülerek bu meslek yapılmaz. Hükümet ile cemaat arasındaki kırılmaları ilk ben yazdım. Gülen okullarını ziyaret ettim. Uganda ve Moskova’da cemaatin topluma nasıl sızabileceğini gözlerimle gördüm.”

    JAMES BOND RUHU

    Aydın Engin’e “Sizde bir 007 James Bond ruhu sezdim” diyen mahkeme başkanının sözleri güldürdü.

    İFADELER TAMAMLANDI

    PAZARTESİ günü başlayan duruşmalarda bugüne dek Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, Cumhuriyet İcra Kurulu Başkanı
    Akın Atalay, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Bülent Utku, Okur Temsilcisi Güray Öz, Cumhuriyet Vakfı Danışma Kurulu Üyesi
    Avukat M. Kemal Güngör, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Önder Çelik, köşe yazarı Kadri Gürsel, çizer Musa Kart, köşe yazarı Hakan Kara, Kitap Eki Genel Yayın Yönetmeni Turhan Günay, muhabir Ahmet Şık, Twitter’da Jeansbiri adlı hesabı kullanmakla suçlanan Ahmet Kemal Aydoğdu, gazetenin eski muhasebe müdürü Bülent Yener, yazarlar Hikmet Çetinkaya, Aydın Engin ile Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Erinç ifade verdi.

     

    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı