Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fethullah Gülen'i yaratan yeni düzen

Enis BERBEROĞLU

Fetullah Gülen'i Türk kamuoyu yeni tanıyor. Oysa Gülen'in Turgut Özal, Süleyman Demirel, Tansu Çiller ve Alparslan Türkeş gibi sağ liderlerle yakınlığı çok daha eski. DSP lideri Bülent Ecevit de Fethullah Gülen'e hoşgörü ile yaklaşan politikacılar arasında bulunuyor.

Dolayısıyla Fethullah Gülen'in Türkiye'de önlenmek istenmeyen, hatta teşvik gören yükselişini izah kolay. MGK'da irtica yemini eden Anasol-D'nin attığı imzanın mürekkebi kurumadan Fethullah Gülen'e Ankara'da ucuz arsa tahsisi anlamlı bir örnek sayılır...

Ama Türkiye'den aldığı siyasi destek Gülen'in dünya coğrafyasına yayılan ilişki ağını açıklamakta çok yetersiz kalır.

Eski Doğu Bloku ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri... İki Dünya Savaşı'nın fitilinin ateşlendiği, Soğuk Savaş'ın ganimeti topraklar...

Kritik soru ortadadır: Fethullah Gülen, bu ülkelere nasıl girebildi, başarılı organizasyonları için yabancı yardım aldı mı?

* * *

MGK'da tartışılan Fethullah Gülen'le ilgili raporlarda, gerçekçi bir yorum var: Soğuk Savaş döneminde İslami motiften yeterince yararlanıldı. Sovyetler Birliği ABD'nin desteklediği Ortadoğu monarşilerine karşı ‘İslam Sosyalizmi’ söylemini kullandı. ABD, Afganistan'da Sovyet işgaline karşı direnen İslami mücahitlere açık silah yardımı yaptı, uyuşturucu kaçakçılığına bile göz yumdu.

Sovyet imparatorluğunun çökmesiyle esaretten kurtulan Müslüman nüfus için önce Türkiye'nin vesayeti düşünüldü. Ancak Ankara'daki politikacılar ‘‘Çin seddinden Adriyatiğe kadar’’ nutuk atmakla yetindi.

Türkiye Batı'nın ‘‘Müslüman, laik ve demokrat’’ örnek yaratma siparişini en azından devlet kesimi olarak yerine getiremedi. Bu yüzden Fethullah Gülen'in Orta Asya ve Balkanlar'a el atması, boşluğu doldurmasa bile Batılı ülkelerin itirazı ile karşılanmadı.

* * *

Peki Fethullah Gülen ve ekibi Batı'nın sempatisini tesadüfen mi kazandı? Eğer öyleyse bile Gülen'in Batı desteğini kaybetmemek için çok hassas politika izlediği kesin.

Resmi raporlar bu konuda 3 önemli noktaya işaret ediyor:

1) Türkiye'de faaliyet gösteren köktendinci gruplar ve Milli Görüş, Ortadoğu sorunu nedeniyle İsrail ve ABD karşıtı politika izler. Oysa Fethullah Gülen'in bu konudaki çizgisi çok net değildir, açıkça Batı karşıtı bir söylemi yoktur.

2) Batılı istihbarat birimleri Milli Görüş ve diğer radikal örgütlerin sınır tanımayan İslami dayanışma amacı uyarınca yabancı ittifaklara girmelerini endişeyle izler. Oysa Fethullah Gülen'in yabancı İslami cemaatlerle bu tür ilişkiler kurarak Batılı ülkeleri tedirgin etmediği ortadadır.

3) Fethullah Gülen'in çizgisi İran ve Suudi Arabistan'a karşı eşit mesafededir. Orta Asya'daki okullarının bu iki ülkeden kaynaklanan İslami rejim ihracı faaliyetlerine karşı baraj oluşturduğu düşünülebilir.

Özetle, Fethullah Gülen, Berlin Duvarı'nın yıkılması ve Körfez Savaşı'nın ardından tek kutuplu hale gelen dünyada ABD tarafından kurulan ‘‘Yeni Düzen’’in siyasi ürünüdür.

Türkiye açısından günahı ve sevabı bu çerçevede ele alınmalıdır. Sizce ‘‘Yeni Düzen’’ Türkiye'ye yaradı mı?

Karar sizin...













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI