“Festivaller Kenti İzmir” özlemiyle...

Haberin Devamı

Cuma yazısında, “artık EXPO üstüne ‘zihinsel geviş getirme’nin anlamı yok” demiştim. Bugün ise “beceriksizliğimizden kaynaklanan bu kayıp, bitmek bilmeyen ‘kent kimliği’ arayışımıza da bir ışık tutar belki” diye eklemek istiyorum; İzmir’in bir “Festivaller Kenti”ne dönüşmesi fikrini tartışmaya açarak...

Aklımdan ve gönlümden geçen özetle şudur: “Yaratıcı’nın pek çok şeyi esirgemediği bu topraklarda, İzmir’i uluslararası ölçekte bir sanat kenti haline getirmek...” Bacasız, sakin, dingin, kavgasız, gürültüsüz-patırtısız, huzurlu... Estetik ve incelik üstünde yükselen bir kent yaşamı. Ülkede rağbet gören ve (spor dahil) giderek hırçınlaşan düzeysiz rekabetlerden uzak... Sadece müzik ve sahne sanatlarında, uluslararası bir arena. 12 ay boyunca sanatçıların, toplulukların biri gelip, biri gidiyor. Dev orkestralar... Caz’ın efsaneleri, opera ve balenin şaheserleri, rock performansları, ud bienalleri, kanun buluşmaları, ney sohbetleri, bağlama ustaları. Kuartetler, oda orkestraları, virtüözler, bar tiyatroları, klâsikler, deneysel ve aykırı çalışmalar... Adını İzmir’den ve İzmirli sponsorlardan alan, desteklenmiş genç yetenekler... Kongreler, sempozyumlar...
“Altyapı, salon, ya o salonları dolduracak izleyici?” dediğinizi duyar gibiyim. Zaten bütün mesele bu “ayıp mertebesindeki mahcubiyet”i ortadan kaldıracak şeyler üretebilmekte... Siz projeyi gerçekleştirin, sanat turlarıyla gelen yabancı turistlerden yer bulamayacağınız günler görür İzmir. Sadece Efes’in koltuk kapasitesi, bu toprakların eski sahiplerinden çok geride olduğumuzu, “bir türlü kızarmayan yüzümüze vuruyor...”
Bu başarılabilirse, kentte daha az trafik kazası olur. Daha az hırsızlık. Daha az kavga. Daha az işsiz. Daha az hasta. Hattâ böyle bir kentte, sular bile İtfaiyeyi basmaz; emin olun... Benzer bir sebep-sonuç ilişkisini, aruzun tantanasını da hicvederek Çetin Altan vurgulamıştı yıllar önce, “Kişinin dişleri sağlıklı olursa inanın / Dokunur topluma hergün daha üstün yararı...”

Haberin Devamı

Ege TV’de “2 Dirhem 1 Çekirdek” bitti; stüdyodan çıktım ve cep telefonumu açtım... Değerli dost Numan Pekdemir’den bir e-posta gelmiş. Kısaca paylaşıyorum:
“Nihat bey günaydın. Program birkaç dakika önce bitti, teşekkürler... Ama tam istediğim cümlelerle bitti; “Festivaller kenti İzmir”. Bu benim hayalimdir. Evet bazı festivaller yapılıyor, hepsi ücretli. Halkı bu festivalin göbeğine getirmek istiyorsanız ya ücretsiz olacak ya da çok düşük rakamlarla. Belediyeye, 3 senedir “Uluslararası Klâsik Gitar Festivali” projesi veriyorum, anlatamadım. Ben İzmir’in nabzını iyi bilirim. Ama diyelim ki “X kişi” İzmir belediyeye bir proje verse kabul ediliyor. Biz belediyenin yaptığı işleri önemsiyoruz ve de takdir ediyoruz. Ama bizlerden de bir teklif geliyorsa ciddiye almalarını temenni ediyoruz...”
Hemen telefon açtım. İlgisine teşekkür ettim. Aynı hayali paylaşıyor olduğumuza ne kadar sevindiğimi söyledim. Önümüzdeki hafta programa telefonla bağlanmalarını rica ettim; bir aksilik olmazsa beni kırmayacaklar.

Haberin Devamı

Pepe Romero konserinin görüntüleri ve müziği eşliğinde, Bodrum Oda Orkestrası’ndan ve “Festivaller Kenti İzmir”in, projeye ilişkin “nasıllar”ında söz edeceğiz. Yerel seçimler yaklaşırken, İzmir ve Bodrum gibi merkezlerde yerel yönetimlerin kültür sanat politikaları “neler olmalı”; bu ufuk çizgisinde dolaşacağız. Meraklısına şimdiden duyurmak isterim... Elimde CHP ve “Bilim, Yönetim ve Kültür Platformu” için, (İzmir destesinden seçilmiş as ve papazların katıldığı), geçen seçimden önce yapılmış ve “sanat temalı bir beyin fırtınası”nın, kapağını dahi açmadıkları raporu da olacak. Yani biz bize dedikodu da yapacağız demektir...

Yazarın Tüm Yazıları