"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Festival dinleyicisini yetiştirdi

Doğan HIZLAN

Financial Times gazetesinde yayınlanan, İstanbul Müzik Festivali üzerine Martin Hoyle imzalı yazı, bu festival aracılığıyla Avrupa Birliği'ne daha yaklaştığımızı belirtiyor.

Festivalin çokgen anlamının, bir tek noktada odaklanmasını yetersiz buluyorum. Bu ancak bir Avrupalının, her şeyi kendi miheng taşına vuran, bir değerlendirme sisteminin doğal sonucu.

Yazıda; Avrupa ile Asya'nın Türkiye'de birleştiği cümlesi de çok kullanılan/kullandığımız ortak, havı dökülmüş bir yargı.

Bence, İstanbul Festivali'nin öneminin çok az bir bölümü. Festival, 25 yılda iyi müziği dinleyen, onu arayan, onu dinlemeyi öğrenen ve dinlediği müziğin plağını alan bir kuşak yetiştirdi.

Bu kuşağın sadece müzik bağlamında yetiştiğini söyleyemeyiz, onlar müziğin sınırlarını aşarak politik çemberin içine girdiler, politikacıların sarsaklığını müzikle protesto ettiler. Bir tür pasif mukavemetle kazandılar savaşı.

Refahyol İktidarını Müzik Bitirdi, derken, ben bunun ardında, bu müziği bir dünya görüşüne dönüştüren, çok sesli müziği bir çok zaman uygarlık, ilerilik simgesi yapan genç ve bütün kuşakların ardındaki İstanbul Festivali'ni, onun öncülüğünü vurgulamayı ihmal ettik.

Refahyol'a stadlarda, salonlarda gösterilen tepkinin korolara dönüşme bilincini de bu Festival kazandırdı bize.

İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'nın, uluslararası film festivalleri, bienali başka bir özellik kazandırdı bize. Artık her şeyi mukayese ediyoruz, çifte standardın doğulu bağışlayıcılığına yüz vermiyoruz.

***

FINANCIAL Times'da bir fotoğraf altı, yazı kadar ilgimi çekti.

Namaza çağıran müezzinin sesi ile, festivalde operada arya söyleyen baritonun sesi aynı semalarda yankılanıyor, diye yazılmış.

Biri, bizi iç âlemimize, diğeri müziğe çağırıyor. İstanbul'un semaları, değişik dinlerin, değişik dillerdeki yakarmalarına alışıktır.

Avrupa Birliği'ne girmek için özel bir çaba harcamamıza gerek yok.

Eğer Tanzimat'tan beri uyguladığımız kültürel politikaya ket vurmasak, bir sorun kalmaz.

Tabii, festivallerin ölçüsü yerel değil, evrenseldir.

Yazar, Bizans Kilisesi ile Topkapı Sarayı'nın bulunduğu yakın kara parçasından söz ediyor. Bu durum, hepimizi etkiliyor.

Sadece Refahyol İktidarı'nın kültür politikası çok sesliliği, Osmanlıların kurduğu, koruduğu çoğulculuğu bir Arap tekelciliği ile yok etmek istediğinden, İstanbul'dan adeta Bizans kelimesini silmişti.

Bizans'a ait sanat eserlerini onarmıyorlardı. Nitekim bazı belediye başkanları da bu kiliseleri yok ettilir, kapattılar.

Hoyle'un bu tesbitine sanırım çoğumuz katılacaktır, tartışma hakkımızı saklı tutsak da:

‘‘Eğer bir yüzü Avrupa'ya, bir yüzü Asya'ya bakar klişesinin hala geçerli olduğu varsayılırsa, uluslararası kültür alanı kuşkusuz Türklerin Avrupa Birliği'ne en çok yakınlaştıkları cephelerden biri.''

***

ASLINDA bu yazı, İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'na övgü kadar, modern Türkiye'yi, çoğulculuğu içinde yorumlayan bir görüş açısını yansıtıyor.

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI