Ferrari’sini Satan Bilge’den mutluluğun yeni şifreleri - Hürriyet Arşiv Haberleri

Ferrari’sini Satan Bilge’den mutluluğun yeni şifreleri

Aslı Barış/Fotoğraf:Emre Yunusoğlu
26 Mayıs 2013 - 00:00Son Güncelleme : 25 Mayıs 2013 - 21:33

Dünyanın en ünlü yaşam koçu ve yazar Robin Sharma “Ferrari’yi unutun. Anadol’la da mutlu olunur. Anı yakalayın, bol sohbetli yemekler yiyin, işinize saygı duyun” diyor.

Her insanda lider olma potansiyeli var mı?
- Kesinlikle. Ancak burada bahsettiğim yeni liderlik anlayışı. Eski usul liderlikte en önemli unsurlar ‘emir komuta zinciri’ydi yani belli bir titrinizin, unvanınızın, pozisyonunuzun olmasıydı. Benim ortaya koyduğum yeni model liderlik anlayışı ise, her insanın kendi hayatının lideri olmasıyla alakalı. Öğretmen, pilot, şef, temizlikçi, ne olursanız olun işinize Picasso’nun bir eserine yaklaştığı özenle yaklaşmalısınız. Yaratıcılığınızı konuşturur, hem kendinize hem de yaptığınız işe saygı duyarsanız, dünya üzerinde eninde sonunda bir şeyleri değiştirecek gücünüz olur. Ve bu, özel hayatınıza da yansır. Bu hayatta çoğumuz kurbanı oynamayı seçiyoruz. Ben ezik bir kurban değilim, neden öyle yaşayayım ki?

Kişisel gelişim kitaplarında hep hayal etmenin gücünden bahsediliyor. Doğru mu?
- O tarz kitaplarda bahsedilen, beyninizi farklı kullanma metotları. Bir şeyi hayal ederseniz, beyniniz ona kanalize olur. Sonuçta günlük yaşantımızda konsantrasyonumuzu bozabilecek pek çok unsur var. Kafamızı belli bir amaca yatırıp, onu elde etmek için çalışırsak daha çok verim alırız. Ama benim kitaplarımda daha çok altını çizmeye çalıştığım nokta, hayali gerçekleştirme metotlarıyla ilgili. Sağlıklı olmak istiyorsanız, ona göre beslenir, spor yapar, kendinize iyi bakarsınız. Evinizde oturup ‘Ah bir fit olsam’ diye düşleyerek olmaz bu iş. Kariyerinizle ilgili patlama yapmak istiyorsanız, yaratıcı fikirler geliştirmeli, çok çalışmalısınız; bu kadar basit. Yani oturup hayal kur, sonra kapına gelsin diye ‘sihirli’ bir yöntem yok.

Nedir peki sihirli yöntem?
- Bence en önemlisi her gün fark yaratmak. “Bugün de böyle geçti, yarına Allah kerim” demek yerine her gün potansiyelinizin tamamını işinize yatırmak ve bunu bir prensip haline getirmek. Picasso, Nelson Mandela ya da Roger Federer’in hayatına bakın: Adanmışlık, çok çalışma, yaratıcılık, disiplin ve hatta bir miktar saplantı olmadan dünya çapında başarılı olamazsınız.

Şans faktörünün hiç mi etkisi yok hayatta?
- Bu saydıklarımı her gün uygularsanız, şansınızın da birden bire açıldığını görürsünüz. Şansınızı kendiniz yaratırsınız.

/images/100/0x0/55ea4e11f018fbb8f8772b02

“Hayattaki en büyük başarım çocuklarım” diyorsunuz. Kitaplarda da ailenin önemi hep vurgulanıyor. Gerçekten çok mu önemli aile kurmak?
- Benim için önemli ama bu konuyu hiç önemsemeyen, ailesiyle samimiyetini minimum seviyede tutanlar var. Ya da tamamen kendini kariyerine adayın, çocuk sahibi olmayı hiç düşünmeyenler.... Ben kimim ki onları yargılayayım? Mutlu oluyorlarsa ne âlâ. Ama şahsi tecrübelerim genelde sadece işte başarıya kilitlenen, özel hayatını ikinci plana atanların eninde sonunda mutsuz olduğu yönünde.

Genel olarak siz mutlu musunuz?
- Gününe göre değişir. Genelde mutlu sayılabilirim ama her dakika değil. Öyle de olmaması gerek zaten. Çok fazla mutluluk köreltebilir insanı.  Bizi motive eden dürtü, ‘mutluluğun peşinden koşmak’ içgüdüsüdür. Tamamen mutluysanız, sınırlarınızı zorlamaz, gözünüzü karartıp daha tehlikeli işlere soyunmazsınız.

Huzur için para şart mı?
- Yılda aşağı yukarı 75 bin dolar geliri olan insanların, milyarderlerden daha mutlu oldukları yönünde bir araştırma okudum yakın zamanda. Çünkü çok paranız mı var, derdiniz var.  Bir sürü sorumluluk ve stresin altına giriyorsunuz. Belli bir özgürlüğe sahip olabilmek için de belli bir miktar gelirinizin olması lazım. Ama paraya tapıyorsanız, eninde sonunda kendinizi büyük bir boşluk içinde bulmanız kaçınılmazdır.

İnsanlar sizden sürekli mutlulukla ya da başarıyla ilgili soruların cevaplarını bekliyor. Gerçekten her şeyi çözmüş durumda mısınız?
- Tüm soruların cevaplarını bildiğimi düşündüğüm an, iPad’imi kapatır, yazmayı da bırakırım. Bir işte usta olduğunuzu düşündüğünüz zaman, zaten yeniden farklı bir yolda çırak olmuşsunuzdur. Ben hayatlarında başarıya erişmiş, bir şeyleri başarmış insanların hayatlarını inceliyor, onların hangi yöntemleri kullandığını ortaya koyuyorum.

Eserlerinizden ‘Kaderini Keşfet’te Julian Monk size Ferrari öneriyor ama siz reddediyorsunuz. Ferrari demode mi oldu?
- İyi de o kitapları 8-10 yıl önce yazdım. ‘Ferrari’sini Satan Bilge ve devamındaki diğer kitapları yazarken farklı bir ruh halindeydim. O zaman daha felsefi takılıyordum, hayatın anlamını sorgulayan bir yapım vardı. Ama yeni kitabım ‘Unvansız Lider’de daha ziyade bir insan nasıl başarıya ulaşır ve nasıl mutlu olur sorularının cevaplarını veriyorum. ‘Kaderini Keşfet’te “kaderimiz bizim mutlak yol haritamız mı?” sorusunun yanıtlarını arıyordum. Şimdi böyle bir şeye kafa yormam bile. Artık derdim işimde iyi olmak, insanlara yardım etmek, yeni şeyler öğrenmek, ailemle zaman geçirmek, sağlığıma dikkat etmek. Eskiden sürekli ruhani yolculuklar içindeydim. Gereksiz zaman kaybı. Bunlara kafa yorarsanız, o gün yaşayabileceğiniz gerçek anları kaçırırsınız.

Mutluluk için illa da havalı arabalar gerekmiyor yani. Anadol’la da huzur bulmak mümkün öyle mi?
- Anadol’u çok beğendiğimi söylemeliyim. Çok ‘cool’ bir havası var. Ayrıca içinde güzel yolculuklara çıkıyor, sevdiklerinizle yeni anılar yaratıyorsanız, bu arabayı saygı duyduğunuz ve sevdiğiniz bir işe giderken kullanıyorsanız daha fazla ne isteyebilirsiniz ki?

Daha önceki kitaplarınızda bu dünyadan gidince arkanızda ne bırakmanız gerektiğiyle ilgili de bölümler vardı.
- Ölüm hakkında hiç düşünmüyorum artık. Kim ne yaparsa yapsın ondan sonra. Niye takayım, zaten ölmüşüm. Tabii insanların kalbinde ne tür izler bırakmamız gerektiği konusunda yazmışlığım var. Ama bu konu gereksiz geliyor. Ben ölünce anıt dikip, bir sokağa ya da liseye ismimi mi verecekler? Ego tatmini değil de nedir bu? Eve gidince aileme nasıl davranırım, hayata karşı nasıl tutkuyla yaklaşır, işimde nasıl iyi olurum, bunlardır aslolan.

İç huzura giden 6 yol

Ekonomik anlamda çok güçlü olmayan devletlerin vatandaşları, süper güçlerde yaşayanlara göre daha mutludur. Çünkü onlar, ailenin kıymetini bilir, güzel sohbetlerin, kahkahaların yer aldığı sohbetli yemeklerde yaşamlarına yeni anılar katar. Sahip olduklarından minnettar olmayı da bilirler. ABD’de her şeyimiz var ama insanlar en ufak şeylerden şikayet etmeyi görev biliyorlar.
1-Disiplinli çalışmak, işi sahiplenmek ve lider gibi davranmak.
2-Aileniz ya da arkadaşlarınızla yemek sofralarında yapacağınız uzun sohbetler.
3-Sanat dallarına ilgi duyup, etkinlikleri takip etmek.
4-Kaliteli yemekler yemek.
5-Her gün hayatınıza katacağınız, hatırlamaktan mutlu olacağınız yeni anılar yaratmak.
6-Yaşananların kıymetini bilip şükran duymak.

Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı