Futbol Ferhat Öztorun: Acemilikten kurtuldum
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ferhat Öztorun: Acemilikten kurtuldum

Trabzonspor’un sezon başında Manisaspor’dan transfer ettiği Ferhat Öztorun, 2 sezon forma giydiği Manisaspor’da tecrübe kazandığını ve Trabzonspor’dan gelen teklifi hiç tereddüt etmeden kabul ettiğini söyledi.

Genç futbolcunun Futbol Federasyonu’nun TamSaha Dergisi’nde yer alan röportajı şöyle:

- Futbola nasıl başladığını ve takip eden süreci bize anlatır mısın?

“10 yaşında Galatasaray’ın altyapı seçmelerine girdim. Üç tane seçme yapıldı. Bu seçmelerde başarılı olunca en alt kategori olan minik takımda oynamaya başladım. İkişer sene minik ve yıldız takımda oynadıktan sonra B genç, Süper Genç, PAF ve sonunda A takıma kadar yükseldim. Galatasaray’dan Manisaspor’a geçtim. İki sezon oynadıktan sonra da şimdi Trabzonspor’dayım.”

- Şimdi Galatasaray’da kaptanlığa yükselen Arda da bir dönem Manisaspor’da kiralık olarak forma giymiş, tecrübe kazanmış ve daha sonra takıma daha donanımlı bir şekilde dönmüştü. Sen de gelişme döneminde Manisaspor’a transfer oldun. Şimdi de Türkiye’nin dört büyük takımından bir tanesindesin. Gelişim döneminde yapılan bu tür takım değişiklikleri oyuncuya neler katıyor?

“Manisaspor bana bilmediklerimi öğretti. Örneğin tecrübe denilen şeyi. Orada Galatasaray’a nazaran daha fazla oynama şansı buldum. Acemiliğimi üzerimden attım. İnsanlar hata yapa yapa öğreniyor. Bu işler hatasız da olmuyor. Profesyonelliğin içindeki birçok etkeni Manisaspor’da öğrendim. Şehirde ailemden uzak bir şekilde tek başıma yaşıyordum. İnsanlar böyle ortamlarda daha da olgunlaşıyor.”

- Trabzonspor’a transferin nasıl gerçekleşti?

“Geçen sezon Manisaspor’un 34 maçından 31’inde forma giydim. Bir tanesinde sarı kart cezalısı olduğum için, bir diğerinde ise Ümit Milli Takım’a gittiğim için oynayamadım. İyi bir  performans sergiledim. Bank Asya 1. Lig Yılın Sporcusu Ödülleri’nde yılın on birinde yer aldım. Tüm bunların ardından bir gün menajerim telefon etti ve Trabzonspor’un benimle ciddi şekilde ilgilendiğini söyledi. Transfer için bir görüşme teklifi yaptıklarını aktarınca, öneriyi hemen kabul ettim. Menajerimle konuştuğumda tatildeyim. Tatil dönüşünde Trabzonspor’la görüşmeyi yaptım ve anlaştım. Transfer bu şekilde gelişti. Trabzonspor’un teklifini düşünürken hiç tereddüt etmedim. Daha transfer sezonunun başıydı ama diğer ilgilenenleri dikkate almadım.”

- Sol ayaklı futbolcular her zaman ilgi gören oyunculardır. Sen de bir sol savunmacı olarak, bölgenin gerektirdiği unsurların ne kadarını üzerinde taşıyorsun? Geliştirmeyi düşündüğün yönün var mı?

“Dünyanın en iyi oyuncusu da olsanız, gerekli çalışmayı yapmadığınız zaman özelliklerinizden kaybetmeye başlarsınız. Bunun sonucunda da düşüş yaşarsınız. Bu yüzden de sürekli çalışmalısınız. Benim bölgem için de ilk önce savunmanız iyi olacak. Ne zaman ileri çıkacağınızın, ne zaman savunma bölgesinde kalacağınızın zamanlamasını iyi yapmanız gerekir. Zeki olmalısınız ve kendini kollamalısınız.” 

- Türkiye’de altyapıdan oyuncu yetiştirme sistemini nasıl görüyorsun? Düzeltilmesi gereken kısımları var mı?

“Türkiye’de yetenekli genç oyuncularımız var. Her sezon da bu oyuncularımızın bir kısmı göz önüne çıkıyor. Fakat Türkiye’de gençken oynamak, yurtdışı ile kıyaslandığında biraz zor. Çünkü Türkiye’de gençler, çok fazla baskı altında kalıyor. Bazı ağabeylerin onlara karşı yaklaşımları da gençleri strese sokabiliyor. Gençler hata yapa yapa öğreniyor. Hatalarını görüyor ve bunları bir daha yapmamaya çalışıyor. Tabii burada halkın bakışı da önemli. Türk insanı sadece takımının o gün kazanmasını istiyor. Sahada gördüğü oyuncunun yaşı 17’ymiş, 37’ymiş onlar için önemli değil. İnsanlar sadece galibiyet ve iyi oyun bekliyor. Bu da gençler için olumsuz bir etken.”

- Ya tribünler ve medyanın bakışı? Bunlar da etkiliyor mu sizi?

“Ben gençlerin gazete ve TV’leri çok fazla takip etmemeleri gerektiğini düşünüyorum. Çünkü olumlu ya da olumsuz o kadar çok şey yazılıyor ki, mutlaka etkileniyorlar. Etkilenmiyorum diyen yalan söylüyordur. İyi yazılar sizi havaya sokar, kötü yazılar da moralinizi bozar. Bu doğaldır. Bu yüzden spor programlarını çok da fazla izlemesinler. “

- Belki de gençlere medya ile ilişkiler veya halka ilişkiler türü eğitimler verilmeli. Sence yararlı olur mu?

“Çok faydalı olur bence.”

- Dünyadan ve Avrupa’dan senin mevkiinde beğendiğin, öne çıkan oyuncular kimler?

“Roberto Carlos, futbolu bırakanlardan Fransa Milli Takımı’nın sol beki Bixente Lizarazu, Türkiye’den Ergün Penbe ve Hakan Ünsal ağabeylerim. Şu anda Galatasaray’da oynayan Hakan Balta.”

- Trabzonspor’da diğer sol bek Hırvat Hrvoje Cale ile aranızdaki rekabet nasıl gelişecek?

“Bence rekabetin olması güzel bir şey. İki tarafı da tetikleyecek bir unsur. Bölgesinde tek olduğunu bilmek bir oyuncuyu rehavete sürükleyebilir. Her zaman sizi zorlayan biri olduğunu görmek daha çok çalışmanıza neden olur. “O bir yapıyorsa, ben iki yapayım” dersiniz. Bu da takıma olumlu yansır.”

- Son yıllarda gerek kulüp, gerekse milli takımlar düzeyinde elde edilen başarılı sonuçlar, Türk oyuncuların Avrupa liglerinde oynama şansını artırdı. Sen kendini gelecekte nerede görmek istiyorsun?

“Trabzonspor’da başarılı olduktan sonra buradan Avrupa’ya gitmek istiyorum. Bunun için çok çalışmam gerektiğini biliyorum. Yurtdışındaki elçilerimizin iyi performans sergilemeleri, arkalarından gideceklerin de yolunu açıyor. Artık yurtdışında bir “Türk piyasası”nın oluşmaya başladığını söyleyebiliriz. Bu da çok güzel bir gelişme. “

- Hangi lig seni daha çok cezbediyor?

“İngiltere Ligi’ni çok beğeniyorum. İspanya Ligi’nde de paslarla büyük bir taktik savaş veriliyor. Orası da iyi. Alman Ligi’ni Türkiye Ligi’ne çok benzetiyorum. Sadece oradaki şartlar Türkiye ile karşılaştırıldığında daha iyi durumda. “

- Maça çıkmadan önce sahada yapacaklarınla ilgili herhangi bir hazırlık yapıyor musun? Mesele oyunu kafanda oynuyor musun? Yoksa sahada pozisyonun durumuna göre reaksiyonlar göstermek daha mı tercih edilir bir şey?

“Oyunu kendi kafamda daha önceden tarttığım zaman daha iyi bir performans sergiliyorum. Fakat sadece sahada pozisyona göre reaksiyon verirseniz, bu sizi zorlar. Daha önceden ne yapacağınızı bilmek size avantaj sağlar. Ben maçlardan önce kafamda karşılaşmayı oynarım. Topla hangi bölgelerde buluşmam gerektiğini, topu aldıktan sonra neler yapabileceğimi hep düşünürüm. Bunları kendi süzgecimden geçirdikten sonra daha başarılı oluyorum.”

- Maçlardan sonra kendini izliyor musun?

“Maçların tekrarlarını fırsat buldukça izliyorum ve kendime bakıyorum. Olumlu, olumsuz tüm yaptıklarımı yargılıyorum. Hatalarımı gidermeye ve iyi yaptıklarımın daha iyisini yapmaya çalışıyorum. “

- Trabzonspor’da nasıl bir ortam buldun?

“Açıkçası Trabzon ve Trabzonspor’la ilgili çok da bilgi sahibi değildim. Sadece deplasman maçları için geliyordum ve takımla ilgili söylenenleri biliyordum. Trabzon’a gelince burada futbolun çok sevildiğini, 7’den 70’e herkesin futbolla yatıp kalktığını gördüm. Bu da futbolcuyu baskı altına alabilecek bir şey. Sürekli iyi olmalısınız. Futbolcu aslında sahada biraz da gösteri yapıyor. Tribüne gelen seyirci de sizden iyi şeyler görmek istiyor, başarı bekliyor. Trabzonspor’un kadrosu genç sayılabilecek bir kadro. Bunu da kendim için bir avantaj olarak görüyorum. Arkadaşlarım bana çok sıcak davrandı. Artık alıştığımı söyleyebilirim.”

- Milli Takımların değişik kademelerinde birçok kez oynadın. Ay-yıldızlı formayı giymek bir futbolcuya neler katıyor?

“Milli Takıma ilk gidişimi hatırlıyorum. Bölgeler arasında karmalar yapılmıştı. İzmir karması, İstanbul karması, Trabzon karması gibi. Bunlardan da Genç Milli Takımlar oluşuyordu. Her futbolcuda “Acaba Milli Takım’a girebilecek miyim?” diye bir heyecan oluyordu. Milli Takım’a gidebilmek çok çok önemli görülüyor. Milli Takım’a girince Avrupa’yı ve Avrupa’daki yaşıtlarınızı görme imkânı elde ediyorsunuz. Eskiden daha az maç yapılırken, şimdi yapılan müsabaka sayısı arttı. Bu da daha fazla takımla mücadele ediyorsunuz demek. Orada karşılaştıklarınız da gelecekteki muhtemel rakipleriniz. Onları önceden tanımak, kendinizi o sahada görmek güzel. “

- Genç Milli Takımlar seviyesinde Türkiye, rakiplerine büyük üstünlük sağlıyor. Ancak aynı oyuncuların bir bölümünün A Milli Takımlar düzeyinde gereken sıçramayı yapamadığına şahit oluyoruz. Bunun sebebi ne sence?

“Yurtdışında oyuncuların A’dan Z’ye her şeyiyle ilgileniliyor. Bu da oyuncunun kendini geliştirmesini kolaylaştırıyor. Karşılaştığınız oyuncuların dört sene içerisinde büyük sıçramalar yaptığına şahit oluyorsunuz. Ancak bir de bakmışsınız, siz yerinizde sayıyorsunuz. Bu biraz yetiştirme tarzıyla da alâkalı. Kendine güven ve tecrübe alanında ileri gidiyorlar. Bizdeki seyirci baskısı onlarda yok. Ayrıca gençlere arka çıkılıyor. Bu söylediklerimden Türkiye’de genç oyunculara destek verilmiyor sonucu çıkmasın. Veriliyor ama sonuna kadar değil. Oysa yabancı oyuncular birçok kez hata yapıyor, sonra yine yapıyor… Ta ki öğrenene kadar. Ama bizim için aynısı geçerli değil.”

- A Milli Takım’la ilgili beklentin neler? Ne zaman orada görebiliriz seni?

“İnşallah Trabzonspor’da sergileyeceğim performansla ben de orada kendime yer bulacağım. “

- Trabzonspor daha önce 6 kez şampiyonluk elde etmesine rağmen, son yaşadığı sevinç oldukça gerilerde kaldı. Sen Trabzonspor’un şampiyonluk şansını nasıl görüyorsun?

“Geçen sezon bu şampiyonluğa çok yaklaşılmıştı ama çeşitli talihsizliklerden dolayı bu gerçekleşmedi. Umarım benim ilk sezonumda bu hasrete son vermek kısmet olur. Uzun bir maraton var önümüzde. Bu sezonun Trabzonspor adına daha iyi geçeceğine inanıyorum.”

- Son bir mesajın var mı?

“Genç futbolculara bir mesaj vermek istiyorum. Hata yapmaktan korkmasınlar. Kendilerine güvensinler. Bildikleri yolda ilerlemeye devam etsinler. Sağda solda yazılanlara da fazla kulak asmasınlar. "


Yorumları Göster
Yorumları Gizle