Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ferai Tınç: Yumuşama süreci

Ferai TINÇ

İtalyan Başbakanı D'Alema'nın Başbakan Ecevit'e gönderdiği mektup, bugüne kadar Türkiye ile karşılıklı atışma dışında hiçbir teması olmayan komünist hükümet açısından önemli bir adım.

Daha yirmi gün önce, parlamentoda Türkiye aleyhinde verilen bir tasarıyı kabul eden, yine aynı sırada ‘‘Türkiye'nin AB'ye yakınlaşması için Kürt sorununa hakça ve barışçı bir çözüm bulması gerektiğini’’ hükümet görüşü olarak ilan eden D'Alema ve çevresi bu girişimle ilgili çalışmaları son derece gizli yürüttü.

Öcalan olayındaki tavrıyla Türkiye konusunda PKK ile işbirliği içindeki aşırı sol grup ve çevrelerin söylemini benimseyen ve ‘‘sol dalkavukluğu’’ yapan İtalyan Başbakanı bir süreden beri ilişkileri dengeleme hesabı içindeydi.

Çünkü ne olursa olsun, Avrupa Birliği içinde Akdeniz kanadının ağırlık kazanmasında Türkiye ile ittifakın önemini bilen siyasi çevreler ve Türkiye'de çıkarları olan büyük sermaye hükümetin tavrından rahatsızdı.

7 Temmuz günü Parlamento'da Öcalan meselesi tartışılırken, D'Alema'nın Öcalan'a siyasi sığınma hakkı verilmesini öngören tasarıları geri çevirmesi bu eğilimin ilk işaretlerini taşıyordu.

Siyasi sığınma hakkının parlamentodan geçmesi, sürmekte olan yargı sürecini etkileme anlamına gelecekti ve karar tasarısında somut sonuç doğurabilecek tek konuydu. D'Alema bu noktada frene bastı.

Daha sonra da Türkiye ile nabız yoklama süreci başladı.

* * *

D'ALEMA, Ağustos ayında tatil mevsimi başlamadan, Ecevit ile bugün Saraybosna'da bir araya gelip Helsinki öncesi için ilk adımı atmak istedi.

İtalyan Başbakanı'nın isteği, Güneydoğu Avrupa İstikrar Paktı Zirvesi'ne Ecevit'in katılmayacağının öğrenilmesi üzerine gerçekleşmedi.

Bunun üzerine, ilişkilerde yumuşamayı sağlayacağı düşünülen mektup gönderildi.

Mektupta Öcalan'dan söz edilmiyor, hiçbir koşul öne çıkartılmıyor buna karşılık İtalya'nın Türkiye'yi AB'de partner olarak görmek istediği vurgulanıyordu.

* * *

NELER oluyor?

Alman Dışişleri Bakanı Fischer'in gelişi ile başlayıp, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu'nun akılcı tavrıyla süren ve en son İtalyan Başbakanı D'Alema'nın mektubu ile kendisini iyice hissettirmeye başlayan süreç, gerginliğe neden olan konuların artık gündemin dışına itildiği anlamına mı geliyor?

Kesinlikle hayır.

İtalyan Dışişleri Bakanı Dini'nin, mektubun Ecevit tarafından açıklanmasından hemen sonra Roma'da verdiği demeç de zaten böyle bir hayale kapılınmaması gerektiğini kanıtlıyor.

Dini demecinde, ‘‘Türkiye'ye gönderdiğimiz mektup bu ülkedeki insan hakları ihlallerine karşı duyarlılığımızı yitirdiğimiz anlamına gelmez’’ diyor.

Yine de diyalog ve yumuşama önemli.

En azından birbirini daha iyi anlamak için gerekli.



X