Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ferai Tınç: Sorumluluğun dokunulmazlığa zaferi






Ferai TINÇ

'MİLOSEVİÇ'in Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi'ne gönderilmesi, sorumluluğun dokunulmazlık karşısındaki zaferidir!' bu sözler BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a ait.

Dokunulmazlık, seçilmişlere ve atanmışlara muhalefet etme özgürlüğü sağladığı sürece amacına hizmet eder. İster politikacı, ister memur kim olursa olsun, halktan teslim aldıkları iktidar noktalarını şahsi ve grup çıkarları için kullanma kolaylığına dönüştürdüklerinde, dokunulmazlık amacından sapar.

Ve bu öyle bir 'sapıştır' ki, nereye gideceği ve nerede duracağı belli olmaz.

Miloseviç'inki savaş suçlusu olarak yerleştirildiği, Hollanda'nın Scheveningen Cezaevi'nde durdu.

* * *

MİLOSEVİÇ'in sorumluluklarının hesabını verecek olmasına, yaşamlarını, geleceklerini ve geçmişlerini kaybeden Bosnalılar, Kosovalılar ve Hırvatlar adına sevinmiyorum sadece.

Sırplar için de seviniyorum.

Onlar sevdiklerini vatan adına anlamsız bir savaşta kaybetmekle kalmadılar, Avrupa'nın paryası oldular.

Bosna savaşının hemen ardından Belgrad'da karşılaştığım bir kadın, Almanya'da tanışıp hoşlandığı genç adamın yanından kaçışını göz yaşları içinde anlatırken 'Sırp olduğumu duyunca herkes benden kaçıyor' diyordu.

Bir ülkenin paryalaşması, insanlarını da paryalaştırıyor, yalnızlığa, dışlanmışlığa mahkum ediyor.

* * *

CİNCİÇ Hükümeti'nin kararı, Sırp imajını 'kasaplık'tan kurtaran çok önemli bir adım.

Miloseviç'in Lahey Mahkemesi'ne postalanması, sadece Sırp itibarının değil, yurtseverliğin de kurtuluşu.

Miloseviç ve sözde milliyetçi şürekası, yurtseverlik ve milliyetçiliği hiç ağızlarından düşürmediler. Dünyaya meydan okurken Sırp gururunu koruduklarını ileri sürdüler. Sonunda ülkelerini paramparça, halkını perperişen ettiler.

Yolsuzluk düzenlerini ve kendi çetelerini kollamak ve korumanın dışında hiçbir kaygısı olmayan Miloseviç Yönetimi'nin milliyetçiliği ile gerçek milliyetçilik ve yurtseverliğin taban tabana zıt olduğu artık iyice ortaya çıktı.

Miloseviç milliyetçiliği baskı, savaş ve ölüm demek. Gerçek milliyetçilik ve yurtseverlik ise insan hakları, özgürlük, güvenli yaşam atmosferi.

* * *

YUGOSLAV Hükümeti'nin, Miloseviç'i bir NATO uçağına koyarak Lahey'e postalaması, dünyayı hiçe sayarak kurtarıcılığına soyunanlara emsal teşkil ediyor ama, Balkanlarda tüm sorunların çözüldüğü anlamına gelmiyor.

Miloseviç Sırp aşırı milliyetçiliğinin sembolü olarak cezalandırılıyor, Arnavut milliyetçiliği ise bölgeyi hálá kasıp kavuruyor. Üstelik bunun sorumlusu da yok.

Makedonya'da tüm Arnavut gruplar parlamentoya temsilci yollamalarına rağmen, çatışmalar durdurulamadı.

Kosova, NATO işgali altında bir toprak parçası. İşgal edenler de onu ne yapacaklarını pek bilmiyorlar.

Bosna, katiyen çözümlenmiş değil.

Yabancı düşmanlığı ve büyük millet idealleri Balkanları istikrarsızlaştırmaya devam ediyor.

Aslında Balkan milletlerinin kurtuluşu için bir tek formül var. O da ekonominin güçlenmesi.

Cinciç başkanlığındaki hükümetin cumhurbaşkanını da, anayasayı da hiçe sayarak Miloseviç'i, Yugoslavya'ya Yardım Konferansı'ndan hemen önce teslim etmesi de bu gerçeği görmesinden kaynaklanıyor.

Ekonomiyi kurtarmadan, milleti de memleketi de kurtarmak mümkün değil artık.

X