Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ferai Tınç: Menderes: Halkı ümide motive etme zamanı

Ferai TINÇ

Kendisini ziyaret etmek istediğimi söylediğimde, o çok nazik tavrıyla ‘‘hangi konuda konuşacağız? Ona göre hazırlık yapayım’’ dedi.

Öcalan'a verilen idam kararından sonra ortaya çıkan siyasi tablo konusunda görüşlerini almak istiyordum.

‘‘Benimle konuşma medyatik olabilir. Ama babamın olayıyla bu olay arasında bir paralelik kurulması doğru olmaz. Bizi hataya götürür’’ dedi.

Aydın Menderes'in görüşünü paylaşıyordum. Zaten ben de öyle bir paralellik peşinde değildim.

Benim merak ettiğim, Osmanlı'dan bu yana siyasi sorunlara tek çözüm biçimi haline getirilmiş olan bir uygulamanın 21'inci yüzyıl başında yine tekrarı konusundaki görüşünü almaktı.

Aydın Menderes de bu toplumda bu konuyu en yakından yaşamış ve üzerinde çok düşünmüş olan insandı.

* * *

‘‘BU devlet hiçbir zaman, acılarından öç alma gibi bir duygu çıkartmamıştır’’ dedi Aydın Menderes.

‘‘Bundan sonra Apo'nun dirisi sadece Türkiye'ye hizmet eder ama ölüsü kime hizmet eder? Bunu milletçe bir düşünmeliyiz’’ diye devam etti.

‘‘En idamcı olmanın’’ faydasını görmüyordu. ‘‘Soğukkanlılığımızı kaybedersek’’ diyordu, ‘‘10 asırdır Türkü-Kürdü birlikte yarattığımız kristal kürede ileride derin çentiklere yol açacak çizikler oluşmasından korkarım.’’

Bu kristal kürenin en ufak bir çentikle bile zedelenmemesinin tek çaresi demokrasiydi. Bunu şu sözlerle dile getiriyordu Menderes:

‘‘Çözüm sadece kendilerine Kürt diyenlerin bazı haklar elde etmeleri ile çözümlenmez. Ama genel demokrasiyle geride bıraktığımız 16 yıl sivrilttiklerimizi törpüleyebiliriz.’’

Ve yılların deneyimlerinden süzülüp gelen bir ifade çıkıyordu ortaya:

‘‘Demokrasiyi kurmaya mecburuz. Bunu zararlı bir kavram, ehlileştirmeye mecbur olduğumuz bir canavar gibi algılamamalıyız artık.’’

* * *

TÜRKİYE, Irak gibi, Fas gibi Tunus gibi bir ülke olmaya karar vermediyse eğer, o zaman yanı başındaki en büyük ekonomik güç olan Avrupa ile birlikte olacaktı.

Menderes, bir yandan Avrupa Birliği'ne tam üyelik talebi ederken öte yandan ‘‘Avrupa bize ne karışır’’ söylemini de çelişkili buluyor, ‘‘Dünyaya rağmen yaşayamayız’’ diyordu.

‘‘AB gibi, ekonomi ve medeniyet merkezini yok saymanın Türkiye'ye yakışmayacağını’’ düşünüyordu.

Menderes de, Apo'nun ne olacağını değil, Türkiye'nin çıkarının nerede olduğunu düşünmek gerektiğini söyleyenlerdendi.

Zaten ‘‘Bugün Türkiye'de demokratikleşme yönünde güçlü bir konsensus doğdu’’ diyordu.

Sohbetimizi noktalarken söylediği sözler ise çok önemliydi:

‘‘Toplumu artık ümide motive etmeliyiz. Sürekli telikeye karşı cihazlanma endişesini aşmalıyız artık!’’



X