Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ferai Tınç: Meclis'ten de yanıt geldi

Ferai TINÇ

ENERJİ yollarının güvenliği, 21'inci yüzyılda ABD ve Avrupa Birliği savunma konseptlerinin merkezine otururken, bölgenin hem Kafkasya hem de Ortadoğu'ya açılımı olan, savunma gücü en yüksek ülkesi Türkiye'ye ne gibi roller biçiliyor?

Bakü-Ceyhan boru hattı Türkiye'yi hangi sorumluluklarla karşı karşıya getirecek. Türkiye'nin ulusal güvenlik öncelikleri ile müttefiklerin güvenlik öncelikleri arasındaki fark ne gibi sonuçlara yol açabilir?

Geçen yazılarımda bu soruları artık bizim de tartışmamız gerektiğini söylemiş ve Amerikan Rand kuruluşunun raporundan örnek vermiştim.

Raporda, müttefik güçlerin Türkiye'deki askeri üslerden daha fazla yararlanmaları gerekeceğinden söz ediliyor, hatta Türkiye'nin topraklarını yabancı askerlere açmasının kendi çıkarına olacağı söyleniyordu. Böylece ABD'nin Körfez'deki gücünü azaltmak da mümkün olabilecekti.

Bu sorulara ilk yanıtlar, sivillerden geldi.

Öncelikleri farklı olan askerler sustu, askeri çevreler tarafından sürekli eleştirilen ve yetersiz görülen siviller güvenlik konusundaki hassasiyetlerini gösterdiler .

* * *

BOTAŞ Genel Müdürü Gökhan Yardım'dan sonra önceki gün de Türkiye Büyük Millet Meclisi Sanayi Ticaret ve Enerji Komisyonu Başkanı MHP milletvekili Oktay Vural, Bakü-Ceyhan boru hattının güvenliği konusunun yasayla teminat altına alındığını söyledi.

Vural, 'Bu enerji hattının güvenliğinin garantisi Türkiye'dir. Yani yabancı asker*ı güce gerek yoktur. Bu öngörülerek, Türkiye'nin garantisini getirmeyi uygun gördük' dedi.

Vural'ın açıklaması, Rand raporuna Meclis adına yanıt anlamı taşıyordu.

Ancak tartışma burada noktalanmıyor. Çünkü, Türkiye'nin garantisi kendi topraklarıyla sınırlı. Oysa bu hat üç ülkeden geçiyor.

Her ülke kendi topraklarından sorumlu ama, diyelim Gürcistan'da bir olay oldu, petrol boru hattı tehlikeye girdi. Gürcistan'ın bugünkü olanakları güvenliği sağlamaya yetmiyorsa ne olacak?

Ana boru hattına stratejik önem atfeden ABD, Tiflis ya da Bakü hükümetlerinin silahlı bir ayaklanma ya da dış müdahaleyle sadece kendi gücüyle başa çıkmasını mı bekleyecek? Avrupa Birliği, uzaktan mı seyredecek?

Hayır, beklemeyecekler ve müdahale edecekler. Körfez Savaşı örneği bunu gösterdi.

18 Kasım 1999'da İstanbul'da, Azerbaycan, Türkiye ve Gürcistan arasında imzalanan Hükümetler arası Anlaşma'da, 'Her devlet topraklarından geçecek petrolün güvenliğini sağlamak için kendi güvenlik güçlerini kullanacak' deniyor. Ancak ev sahibi ülkenin, bunun için 'diğer devletlerle işbirliği' içinde bulunması da öngörülüyor.

Bu 'işbirliği', enerji güvenliğinin NATO çerçevesinde ele alınmasından, üslerle ilgili statükonun gözden geçirilmesine kadar birçok yeni unsuru da ulusal güvenlik politikaları gündemine sokuyor.

Şimdi bana, 'Bakü-Ceyhan'a karşı mı çıkmaya başladın?' diye soruyorlar. Hayır, Bakü-Tiflis-Ceyhan'ın gerçekleşmesini çok istiyorum. Yükleyeceği sorumluluklara rağmen Türkiye'ye yararının daha ağır bastığına inanıyorum.

Maksadım, başkalarının güvenlik öncelikleri arasına Türkiye'nin de girdiğine dikkat çekmek. İlgilenilmesi gereken ne kadar çok güvenlik konumuz olduğunun altını çizmek.

X