Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ferai Tınç: Liderler zirvesi şart oldu

Ferai TINÇ

BU sabah başbakan olarak uyanmış olsaydım, yapacağım ilk iş, liderler zirvesini toplamak olurdu. Cumhurbaşkanlığı oylamasını bile beklemezdim. Hemen haber yollardım, ‘‘Sayın ortaklarım, lütfen gelin ve bu Avrupa meselesini bir çözüme bağlayalım’’ derdim.

Helsinki Zirvesi'nden bu yana geçen beş ay içinde Türkiye Avrupa Birliği ile ilişkilerini koordine edecek yapıyı bir türlü oluşturamadı. Oysa AB Komisyonu beş ay sonra Katılım Ortaklığı'nı tamamlayacak. Yani Türkiye'nin önüne AB müktesebatına uyum konusunda orta ve uzun vadeli hedefler konacak.

Komisyon'dan önce Türkiye'nin kendi programını yapması gerekiyor.

Ama hiçbir faaliyet yok.

Bu durgunluğun nedenini merak ediyorsanız eğer, kısaca özetleyeyim:

Şu sıralarda her yerde görülen bir salgın bu.

Yetki paylaşma zorluğu, iktidar alanı yaratma merakı, kariyerizm hastalığı.

* * *

DEVLET Planlama Teşkilatı ile Dışişleri Bakanlığı arasındaki anlaşmazlık yüzünden, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği bir türlü kurulamıyor. Büyükelçi Volkan Vural'dan, yani Genel Sekreter'den başka, ne kadroları, ne binası hatta kurulma yasası bile yok AB Genel Sekreterliği'nin.

Dışişleri Bakanlığı'nın hazırladığı yasa tasarısında, ‘‘Uluslararası ilişkilerin yürütülmesi ve koordinasyonu Dışişleri Bakanlığı'nın görev ve sorumluluğundadır’’ deniyor ve çeşitli bakanlıkların yapacağı Avrupa'ya hazırlık çalışmalarının koordinasyonunun Dışişleri Bakanlığı'nın ‘‘mevcut teşkilat yapısı, bütçe, kadro ve bina imkanları çerçevesinde mümkün görüldüğünü’’ belirtiyor.

Devlet Planlama Teşkilatı yetkilileri ise Dışişleri Bakanlığı'nın hiyerarşisi altına girmek istemiyor.

Türkiye-AB arasındaki ekonomik, sosyal ve kültürel koordinasyon çalışmalarında kendilerini yetkili gören DPT, Avrupa ile ilişkileri yürütecek birimin bir Başbakan Yardımcısı'na bırakılmasını istiyor.

* * *

TABİİ ki bu böyle olmamalıydı.

Türkiye'nin koşullarına uygun bir yapılanma, daha ilk günden itibaren düşünülmeli ve vakit kaybedilmemeliydi.

Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in ‘‘Avrupa zaferi’’ni kimseyle paylaşmak istememesi, Başbakan Bülent Ecevit'in bunu benimsemesi nedeniyle Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin en hızlı ve doğru biçimde yürütülmesini sağlayacak, doğrudan başbakana bağlı bir oluşuma gidilmedi. Hata oldu.

DSP'nin tavrı izah edilir gibiydi de, hükümet kurulurken Avrupa Bakanlığı pazarlığı yapan ANAP Lideri Mesut Yılmaz'ınkini hiç anlamamıştım.

Hele Avrupa ve İnsan Hakları'ndan sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Ali İrtemçelik'in oyundan dışlanması sırasında arkasında durmamakta tereddüt etmemesi çok şaşırtıcıydı.

Evet, Türkiye beş ay kaybetti. Oysa artık şu sıralarda Meclis'iyle, diğer kurumlarıyla Türkiye yeniden yapılanma sürecine başlamış olmalıydı.

* * *

NE diyordum?

Evet, bu sabah başbakan olarak uyanmış olsaydım eğer, hemen bir Liderler Zirvesi toplar, AB Genel Sekreterliği sorununu çözer ve ‘‘Artık çalışalım arkadaşlar!’’ derdim. Ama yine her zamanki gibi oldu. Kendim olarak uyandım.

X