Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ferai Tınç: Denktaş'tan yanıt

Ferai TINÇ

KIBRIS Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'tan mektup geldi. 27 Kasım Pazartesi günü yayınlanan ‘‘Kıbrıs'ta çıkarlar para ile korunabilir’’ başlıklı yazımda Denktaş'ın, BM görüşmelerinden çekilme kararını eleştirmiş, Lozan'da Atatürk-İnönü ikilisinin ulusal çıkarların masada kalarak sıkı pazarlıklarla da korunabileceği konusunda gösterdikleri örnek tavra değinmiştim.

Ankara'da toplanan devlet zirvesinden çıkan ‘‘Avrupa uğruna Kıbrıs'tan vazgeçmeyeceğiz’’ restinin de Türkiye'nin fena halde ihtiyaç duyduğu yabancı sermaye açısından caydırıcı olduğunu söylemiş, kendi sorunlarını çözmeye niyetli olmayan ülke görüntüsünün istikrarsızlık belirtisi olarak nitelendiğini yazmıştım.

İşte Sayın Denktaş'ın bu yazıma verdiği yanıt.

* * *

‘‘KIBRIS'ta çıkarlar para ile korunabilir' başlıklı yazınızı okudum. Kuşkusuz ekonomi çok önemlidir. Ancak,‘‘Kıbrıs'taki hakları pazarlıklarla korumayı becerip becermeme’’ konusunda bunları söylemek ihtiyacını duydum.

Pazarlık eşit şartlarda yapılmalıdır. Aracılı görüşmeler, eşit şartları hazırlamak maksadıyla ve şartıyla önkoşulsuz başlatılmıştı. 5.tur görüşmelerin devamı süresince biz kapsamlı görüşmeler için zemin hazırlanmasını bekledik ve bu yönde de yüze yakın belge sunduk. Neticede zemin hazırlığı adı altında, başkalarının öngördüğü bir çembere hapsedilmek eylemi ile karşılaştık. Türkiye'nin garantörlüğüne ve Kıbrıs üzerinde var olan Rum-Yunan dengesine darbe vuran bir yaklaşımla, Rumların mal ve mülklerine dönüş haklarının tanınması talebi ile karşı karşıya kaldık ve bu ilkeleri reddetmemek kaydıyla kapsamlı müzakereye davet edildik.

Bu şartlarda masadan kalkmak da haktır. Masaya yeniden oturmak için yeni ve geçerli bir safhanın açılabilmesi masadan kalkmanın haklılığına ve gerekliliğine inanmamızla mümkündür. Rum-Yunan ikilisinin yarattığı ve statükoyu meşru hükümet olarak devam ettirmeyi ilke addettiği 37 yıllık bir meseleyi, Türkiye'nin AB üyeliğine bağlayarak 3-5 seansta halletmek gayretkeşliğinde, herhalde siz deneyimli yazarlar da bir gariplik görmektesiniz.’’

* * *

SAYIN Denktaş'a göre, masaya yeniden dönebilmek için geçerli bir safhanın açılması, ancak masadan kalkmanın haklılığına inanmakla mümkün.

Ben de diyorum ki, kendi haklılığına inanmak ve baskıyla bu işin yürümeyeceğini söylemenin başka yolları da mevcuttur.

De Soto'nun belgesini görmedim ama Sayın Denktaş'ın söylediklerinden ve değişik kanallardan duyduklarımdan, kabul edilemeyecek bir öneri olduğu anlaşılıyor.

Ama bunun karşısında, BM Genel Sekreteri'ne bir mektup yazıp, ‘‘Bunlar bizim için kabul edilebilir koşullar değildir. Müzakerelerin çözümle sonuçlanması için çaba harcıyoruz ancak bu koşullarda biz çözüm olanağı görmüyoruz, siz de iki toplum arasında çözüm istiyorsanız önerilerinizi gözden geçirin’’ denemez miydi?

Yıllardan beri süren çözüm tartışmaları, hiçbir zaman iki tarafa da zorla bir şeyi kabul ettiremedi. Bundan sonra da ettiremez.

* * *

AMA burada önemli bir soru var.

Türkiye, Avrupa Birliği'ni istiyor mu?

Çünkü, Avrupa projesini kabul etmiş, değişim kararını vermiş gibi görünüp pazarlık üslubu yerine restleşme üslubunu kullanmak Türkiye'nin itibarını sarsıyor.

‘‘Türkiye istese de değişemez. Dokusu müsait değil’’ izlenimi veriyor.

Türkiye'yi bu duruma düşürmeye kimsenin hakkı var mı?

X