Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ferai Tınç: Çözmek yerine üstünü örtmek

Ferai TINÇ

'Apo Mandela olabilir mi?' Bu soruyu, Öcalan İtalya'da iken yabancı siyasetçiler ve gazetecilerle o kadar çok tartışmıştım ki, ben de o akşam Mehmet Ali Birand'ın yerinde olsaydım mutlaka uzmanlara aynı soruyu sorardım.

Soru sormanın cezalandırıldığı toplumlarda, ağızlar konuşmaya konuşmaya pas tutar, kafalar düşünmeye düşünmeye örümcek bağlar.

Bu tercihin nelere yol açabileceğini ise bizden iyi bilen olamaz.

15 yıllık bir iç savaş, Hizbullah felaketi, karanlık ilişkiler sefilliği, kara para rezilliği.

CNN Türk'e bir günlük kapatma cezası biçen kafa, topluma, 'Sakın soru sormayın' mesajı veriyor.

'Sakın çizgi dışına taşmayın, sırayı bozmayın, uygun adım marş marş....'

* * *

SORUN çözme yerine, üstünü örtme kolaycılığına kaçan anlayış cezaevleri konusunda da karşımıza dikiliyor.

Türkiye'de 70 baro ve barolar birliği Adalet Bakanı'nı istifaya davet ediyor kimsenin kılı kıpırdamıyor.

Ne istiyorlar?

Yetkililere göre, 'aranmak istemiyorlar'

Avukatların talebi ise farklı.

İstanbul Baro Başkanı Yücel Sayman, 'Aramaya ve girişte elektronik kontrolden geçmeye tabii ki karşı değiliz' diyor. 'Ama bu koşullar altında aşağılanmaya karşıyız.'

Sayman bir avukatın müvekkili ile görüşebilmek için geçtiği aşamaları anlattı.

Önce bir ön arama yapılıyor. Elektronik makineden geçiliyor. Ayakkabılar çıkartılıp avukata terlik veriliyor. Kadın avukatlar, telleri ötünce sutyenlerini çıkartmak zorunda kalıyorlar.

Daha sonra avukat kendi kimliğini veriyor ve Adalet Bakanlığı'nın verdiği kimliği alıyor. Bunun sayısı az. Bazı avukatlara, 'Kimlik kartı bitti , ya bekle ya da sonra gel' deniyor.

Bu aşamalardan geçtikten sonra, İdare binasına girerken bu kez, avukatlar elle ince ince aranıyorlar. Evrak çantaları açılıyor ve savunma ile ilgili olmayan belgelere el konuyor. Bu belgelerin savunmayla ilgili olup olmadığına gardiyan karar veriyor.

Daha sonra avukat ile müvekkil görüşmesi mümkün oluyor.

Tabii ki avukat ile müvekkili başbaşa görüşmüyorlar. Bir cezaevi yetkilisi de bulunuyor görüşmede.

Yani , başta normal bir güvenlik araması yapılsa daha sonra yasak bir maddenin tutukluya verilmesi zaten imkansız, çünkü gardiyan var.

Adalet Bakanı Türk, geçen hafta görüşmemizde, F tipi cezaevleri yapılana kadar, ceza ve tutuk evlerinde denetimi sağlamak için İçişleri ve Sağlık Bakanlığı ile ortaklaşa bir protokol hazırladıklarını söylemişti.

Suçlu ve zanlı avukatlarına, suçlu ve zanlı muamelesi yapan uygulama, işte bu protokolün sonucu.

Savunma hakkına gölge düşüren uygulamayı, 'Bazı örgüt avukatları içeri yasak madde sokuyorlar' gerekçesiyle savunmak ise ayıp.

O zaman insanın aklına, Hizbullah ile ilişkisi ortaya çıkan savcı ve hakimler geliyor.

Bu yüzden bütün savcı ve hakimlere de suçlu muamelesi mi yapılmalı?

Bazı avukatlar örgüt üyesi gibi çalışıyor diye tüm avukatları mı cezalandırmalı?

Cezaevleri sorunu o zaman çözülecek mi?

* * *

HAYIR cezaevleri sorunu avukatları baskı altına alarak , savunma hakkı kısıtlanarak çözülemez.Helene Dorlhac, Le Monde Gazetesi'nde 17 Şubat 2000 tarihinde yayınlanan makalesinde 1974-76 yılları arasında cezaevlerinden sorumlu olarak görev yapan Fransa eski devlet bakanlarından, 'Cezaevleri, toplumu yansıtır. Oralarda toplumun hastalıkları daha da şiddetlenerek ortaya çıkar' diyor . 'Ama' diye devam ediyor, 'Cezaevleri, yüksek duvarları ardında kanunsuzluk bölgeleri olmamalıdır.'

CNN Türk'ün kapatılması da, cezaevlerinin durumunu avukatları cendereye sokarak kozmetik önlemlerle düzeltme tercihi de aynı zihniyetin, sorunları çözme yerine üstünü örtme zihniyetinin sonucu.

X