Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ferai Tınç: Adım Adım

Ferai TINÇ

<ı>Roma

‘Bu kararın anlamı’’ diyor Senato Dışilişkiler Komisyonu Başkanı Giangiacomo Migone, ‘‘Ülkelerimiz arasındaki ilişkilerin çok hassas bir dönemden geçmekte olduğudur.’’

Türkiye ile ilgili olarak İtalyan Parlamentosu'nda önceki gün kabul edilen kararın siyasi anlamını sorduğumda bu yanıtı veriyor D'Alema'nın sağ kolu ve Dış Politika Danışmanı Senatör Migone.

İtalya'nın tavrı Senatör'e göre ‘‘çok sevdiği bir arkadaşını hatadan döndürmeye uğraşan bir dostun tavrı.’’

‘‘Ölüm cezası bütün dünyada kaldırılmadı. Ama Avrupa'da kaldırıldı. Birçok Avrupa ülkesi, ama özellikle de İtalya ilke olarak ölüm cezasına karşı toplumsal bir hassasiyet bu.’’

Senatörün sözleri Türkiye ile ilgili tasarıyı reddetmeyen muhalefetin yaklaşımına da açıklık getiriyor.

İtalya'da hiçbir politikacının ölüm cezasına karşı çıkan bir metni reddetmesi mümkün değil.

Bunu iyi hesapladığı anlaşılan Demokratik Sol Parti milletvekili Marco Pezzoni tarafından hazırlanan karar metni de ‘‘Hükümeti (Öcalan'a) ölüm cezasının uygulanmamasını sağlamakla görevlendiriyoruz’’ diye başlıyor.

Strateji ise, daha sonraki paragraflarda yer alıyor.

* * *

KARARDA, ‘‘Kürt halkının otonomisinin meşru haklarının siyasi ve barışçı çözümüyle ilgili ciddi bir müzakere süreci imkánının yitirilmemesi’’ için Türkiye ile işbirliği çağrısı yapılıyor.

Ayrıca, BM çerçevesinde bir Kürt konferansı girişimi için İtalya'nın sadece Türkiye'de değil, tüm bölgede yaşayan Kürt halkının sorunlarıyla ilgili bir maddeyi BM Güvenlik Konseyi'nin önümüzdeki yıl gündemine taşıması öngörülüyor.

* * *

PARLAMENTO kararı, Senato'dan da geçip resmileşince ne olacak?

Belki hemen somut bir hareket beklemek yanlış, ama bu stratejinin rafa kaldırılıp unutulacağını sanmak da aşırı iyimserlik olur.

Öcalan'ın İtalya'ya gelişi sırasında bir yıl önce Parlamento Dışilişkiler Komisyonu'nun aldığı ‘‘Kürt sorununa barışçı çözüm’’ kararı çerçevesinde hareket ettiklerini söyleyenler çıkmıştı, unutmayalım.

İtalya, Avrupa'da Kürt sorunu bayraktarlığı rolünü üstlendi. Bunda Komünist Hükümet'in payını her ne kadar gözden kaçırmamak gerekiyorsa da, uzun süreden beri Kürt sorununun İtalyan Parlamentosu'nun gündemde olduğu da bir gerçek.

Aynı diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, aynı Washington'dan gelen her mesajda, ‘‘Kürt sorununa barışçı çözüm’’ istendiği gibi.

O yüzden İtalya'yı baş düşman ilan edip, kendi kendimizi tatminden başka işe yaramayan keskinlikleri bir kenara bırakalım. Şimdi derin bir muhasebe zamanı. Biz ne istiyoruz? Nereye gidiyoruz? Bu sorulara ciddi yanıt arama zamanı.

Eleştiri tamam da, özeleştirisiz olunca etkisi kalmıyor.

Roma'da kiminle konuşsam, ‘‘Hem Avrupalı olduğunu söyleyen hem de değişmemekte sizin kadar direnen başka hiçbir ülke kalmadı’’ diyorlar.

İnsan hakları, demokrasi adına yapılan savaşa Türkiye'nin de katıldığını hatırlatıyorlar.

Parlamento'da kabul edilen karar metnini hazırlayan Pezzoni, ‘‘Türkiye, Arnavutlar için istediği özgürlüğü kendi Kürt vatandaşlarından esirgememeli’’ sözleriyle Avrupa'da yaygınlaşmaya başlayan bu anlayışı dile getiriyor.



X